Yolsuzluk ve rüşvet sarmalında siyasi gelişmeler

YAYINLAMA:
Yolsuzluk ve rüşvet sarmalında siyasi gelişmeler

CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturmaları aralıksız devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde başlayan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları, Türkiye’nin farklı il ve ilçelerindeki belediyelere uzanan soruşturmalarla gündemdeki yerini koruyor. Bu tablo, CHP’li belediyeler hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet iddialarının artık bir sarmala dönüştüğünü gösteriyor.

Dün de Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın da aralarında bulunduğu altı şüpheli gözaltına alındı. Üsküdar Belediyesi’ne yönelik soruşturmada, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ifade veren bir müteahhit, usulsüz iskân ruhsatı karşılığında 860 bin doların, Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın danışmanı Ulaş Meydan’a belediyedeki makam odasında rüşvet olarak teslim edildiğini öne sürdü.

CHP’li belediyeler kamuoyunda daha çok bu soruşturmalar ve iddialarla gündeme geliyor.

Belediyecilik hizmetlerinden ziyade yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla anılmaları, yerel yönetim anlayışlarındaki çürümüşlüğü de gözler önüne seriyor.

Siz hiç hizmetleriyle anılan bir CHP’li belediye gördünüz mü?

Türkiye’nin en büyük şehirleri olan İstanbul, Ankara ve İzmir’deki aciz yönetim anlayışı herkesin malumu…

Diğerleri de aynı izden, aynı yoldan gidiyor.

Hadi hizmet yok diyelim…

Bari yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlık iddialarıyla topluma zarar vermeseler, kötü örnek olmasalar…

Bu yolsuzluk ve rüşvet iddiaları CHP’nin vitrin manzarası hâline gelmişken ve bu yöndeki soruşturmalar sürerken, diğer yandan CHP’nin ciddi bir bölünme yaşaması da her şeyi daha karmaşık hâle getirecektir. CHP çatısı altında bulunan birçok belediye başkanının, Ekrem İmamoğlu’nun şekillendirdiği "Yeni Parti"ye katılacağı konuşulmaktadır.

Yaşanan gelişmeler de bu iddiayı güçlendirmektedir.

Rüşvet ve yolsuzluk iddialarının gölgesi altında bulunan ve bu iddialar bakımından haklarında yargı süreci devam eden Ekrem İmamoğlu’nun çizgisinde yürüyecek belediye başkanlarının, bu konularda hassas davranmasını beklemek elbette mümkün değildir.

Türkiye’de bugün muhalefeti ayakta tutan en önemli etken, toplumun yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve alım gücünün enflasyon karşısında zayıflamasıdır.

2024 yerel seçimlerinde CHP’nin birçok belediyeyi kazanmasının temel nedenlerinden biri de bu ekonomik tablodur.

Aksi hâlde, İstanbul’da vaat ettiği projelerin hiçbirini hayata geçirmemiş Ekrem İmamoğlu’nun ve Ankara’da belediyecilik performansı aşırı tembellikle eleştirilen Mansur Yavaş’ın yeniden seçilmesini yalnızca belediyecilik hizmetleriyle açıklamak mümkün müdür? Gerçekten, seçim sonuçlarının ağırlıklı olarak ortaya konulan hizmetlerden kaynaklandığını söyleyebilecek kaç kişi vardır?

CHP’yi yönetenlerin Türkiye’ye ilişkin bir vizyon ortaya koyamadıklarını, iç ve dış politikaya yönelik yaklaşımlarında birçok kez gördük. CHP’li belediyelerin önceliğinin halka hizmet üretmek olmadığı yönündeki gerçeklerde defalarca tescillenmiştir.

O hâlde, ekonomik şartlardan dolayı iktidara tepki duymayan, Türkiye’nin geleceğini ve güvenliğini önceleyen bir seçmenin CHP’ye oy vermesini hangi gerekçeyle açıklayabilirsiniz? Seçmendeki iktidara kızgınlık ve ders verme motivasyonu sayısal oranda ana muhalefet görülen CHP’ye yaramıştır.

2024 yerel seçimlerinde CHP’ye yönelen seçmenlerin önemli bir bölümünün tercihinin, CHP’nin ortaya koyduğu vizyondan ziyade iktidara duyulan ekonomik tepkinin bir yansıması olduğu yönündeki değerlendirmeler, kamuoyunda herkesin kabulü durumundadır.

Bugün ise bu seçmen kitlesinin bir bölümünün, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesinin ardından Kemal Kılıçdaroğlu dönemine duyduğu hayal kırıklığını, öfkeyi Ekrem İmamoğlu’nun öncülük ettiği yeni siyasi oluşuma yönelerek göstermeye başladığı yönünde siyasi yorumlar yapılmaktadır.

Eğer hükümet seçimlere kadar halkın ekonomik sıkıntılarının çözümüne yönelik iyileştirmeler yapar, ekonomiyi düzlüğe çıkarır ve alım gücünü güçlendirirse, inanın Türkiye’deki bu muhalefetin yüzüne bakan olmaz. Çünkü muhalefet bir batağa saplanmış durumdadır. Ne iç, ne dış politikaya dair hiçbir vizyonu yoktur.

CHP bugüne kadar halkın ekonomik sıkıntılarını istismar etti. Bundan sonra da "Yeni Parti"nin, bu kadar yolsuzluk ve rüşvet iddiasının gölgesinde halkın ekonomik şartlarını istismar etmeye çalışması ayrı bir ikiyüzlülük olacaktır.

Halkın parasını çalarak halkçılık olmaz.

CHP’nin de, Yeni Parti’nin de her yönüyle arınması şarttır.

Her iki partinin de Türk milletine hizmet çizgisine gelmesi elzemdir. Aksi hâlde bu iki parti, Türk milletine yük olmaktan öteye geçemeyecektir.

CHP gibi köklü bir parti bu hâle düşmemeliydi. Ancak bünyeye siyasi virüs girince sonuç maalesef böyle oluyor.

CHP’li belediyelerde art arda gündeme gelen yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile CHP ve uzantılarının şişirdiği ve desteklediği Haluk Levent’in Ahbap Derneği hakkındaki iddialar, siyasi karakter analizleri açısından yeterince malzeme sunmaktadır.

Toplumun çürümesine katkı sağlayan her türlü olumsuzluğa karşı gerekli tedbirler alınmalıdır. Siyasi çürüme ise mutlaka engellenmelidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...