Her müslüman “ben de aleviyim” der

YAYINLAMA:
Her müslüman “ben de aleviyim” der

Grup Haykırış'ın sık sık dinlediğim "Ben de Aleviyim" adlı bir eseri var:

“Alevilik Ali'yi sevmekse Aleviyim.
Ali gibi secdede ölmekse Aleviyim.
Hak kitabın aşkıyla dolmaksa Aleviyim.
İfrat, tefrit bir bela; fitne eker her bela.
İbret olsun Kerbelâ'yı bilmekse Aleviyim.
Dörtler Hakk'ın eridir, Ali dörtten biridir.
Ol Muhammed Mustafa, âlemlerin piridir.
Kardeşlik emreder din, haram kılınmıştır kin.
Özde Hasan Hüseyin olmaksa Aleviyim.
Gönüllerden isyanı silmekse Aleviyim.
Gelsin canlar birliğe, cem olalım dirliğe.
Pir olalım, pirliğe koymaksa Aleviyim.
Dörtler Hakk'ın eridir, Ali dörtten biridir.
Ol Muhammed Mustafa, âlemlerin piridir.”

Peki, bu eseri ve verdiği mesajı neden hatırlatma gereği duydum?

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Valiliği, İstanbul Valisi Davut Gül'ün imzasıyla 22.04.2026 tarihinde 39 ilçe kaymakamlığına ve ilgili kurumlara, okullarda mescit alanı oluşturulmasına ilişkin bir yazı gönderdi. Yazıda, öğrenciler ile eğitim çalışanlarının temel hak ve özgürlükleri kapsamında ibadet ihtiyaçlarının karşılanmasının önem taşıdığı belirtiliyor; okul ortamlarında uygun ibadet alanlarının oluşturulmasının eğitim hizmetlerinin tamamlayıcı unsurlarından biri olduğu ifade ediliyordu.

Böyle bir uygulamadan bir Müslümanın rahatsız olması mümkün mü?

Elbette hayır. Ancak görünen o ki, birileri Aleviler ile Sünniler arasına fitne tohumları ekmeye çalışmaktadır.

CHP, Yenilik Partisi, Zafer Partisi ve İYİ Parti arasında mekik dokuyan eski milletvekili ve sanatçı Sabahattin Akkiraz da şu sözleriyle bu uygulamaya tepki gösterenlerden biri oldu:

“Sayın İstanbul Valiliği ve Millî Eğitim Bakanlığı; Alevi çocukların ibadeti için de okullarda cemevi, Hristiyan çocuklar için kilise, Budist çocuklar için Budist tapınağı da açacak mısınız? Okullar inanç merkezi değildir. Aileler çocuklarına inançlarını en doğru biçimde öğretir. Bu uygulama laiklik ilkesiyle de temelden çelişmektedir.”

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ağçal da benzer bir tepki göstererek, "Bu uygulamada Alevi çocukları daha fazla ayrımcılığa maruz kalacak. Bu da pedagojik açıdan çocukları etkileyebilecek bir durum. Bir dinin bir mezhebinin dayatılması laiklik ilkesine aykırı." ifadelerini kullandı. Alevi kimliğini öne sürerek benzer tepkiler dile getiren başka isimler de oldu.

Kûfe Camii'nde sabah namazı sırasında secdeden başını kaldırırken şehit edilen Hz. Ali üzerinden Alevilik kimliğini kullanan bazı kişilerin, Aleviliği sanki İslam'ın değer ve hükümlerine karşı bir anlayışmış gibi sunan söylemlerde bulunması bana göre oldukça düşündürücü ve tehlikelidir.

İslam'dan bağımsız olarak Hz. Ali'nin izinden, yolundan ve düşüncesinden yürümek mümkün müdür? Elbette mümkün değildir. Bununla birlikte, bazı çevrelerin İslam'dan bağımsız bir Alevilik anlayışını öne çıkarmaya çalıştıkları herkesin malumudur.

Bu yaklaşımın, hem Hz. Ali'nin adını referans alıp hem de onun temsil ettiği İslami çizgiden uzaklaştırarak Aleviliği sanki İslam'ın karşısında ayrı bir dinmiş gibi algılatmaya çalışanlar karanlık ve tehlikeli bir projenin peşindedir.

Benzer eylem ve söylemlerin, sonuç itibarıyla Aleviler ile Sünniler arasında fitne ve ayrışma oluşturmak isteyen çevrelerin işini kolaylaştırdığı kanaatindeyim.

Cemevi talep etmek ayrı bir konudur; okullarda Müslüman öğrencilerin ibadet edebilmesi amacıyla açılacak mescitlere karşı çıkmak ise bambaşka bir meseledir.

Bazı kişiler ve kurumlar Alevi kimliğini kullanıyor. Ama gittikleri yol ne Hz. Ali’nin ne de Hacı Beştaş Veli’nin yoludur. Bu sembol ve değerli isimlerin gittiği yol İslam’ın özüyken, İslam düşmanlığı yaparak bu yoldan gittiği iddia etmek ucubeliktir. Ne Hz. Ali'nin yolunda olduğunu söyleyen biri İslam'a düşman olabilir ne de İslam'ın yolunda olduğunu söyleyen biri Hz. Ali'nin yoluna düşmanlık edebilir. 

Türk milletinin birliğini, bütünlüğünü ve kardeşliğini güçlendirmeye yönelik adımların önem taşıdığı açıktır. Bu çerçevede, Sayın Devlet Bahçeli'nin Alevi-Sünni kardeşliğini pekiştirmek amacıyla Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi gibi büyük bir cemevinin yapımına ve ihtiyaçlarının karşılanmasına destek vermesini bu anlayışın çok büyük ve somut bir örneği olmuştur. Buna karşılık, Aleviliği İslam'a karşı bir anlayışmış gibi göstermeye yönelik söylemlerin ise toplumsal birlik yerine ayrışmaya ve kutuplaşmaya hizmet ettiği alenen ortadadır.

Bu nedenle, toplumun ortak değerleri ve inanç dünyasını ilgilendiren konularda herkes attığı adımlara ve kullandığı dile azami özen göstermelidir. Bazı çevreler emperyalist ayrıştırma politikalarını ve İslam karşıtı yaklaşımlarını Türkiye üzerinde, farklı aktörler aracılığıyla hayata geçirmeye çalışmaktadır. Bu çok açık ve net bir şekilde ortadadır. Bu kanaatimizi destekleyen gelişmeler yıllardır Türkiye’de açık büfe gibi sergilenmektedir.

Aleviler ile Sünniler arasında ayrışma ve çatışma oluşturmak isteyenlere karşı son derece dikkatli ve uyanık olmalıyız. Bizi asırlardır ortak değerler etrafında buluşturan en güçlü bağlardan biri İslam dinidir. İnancımız; kardeşliği, birlik ve beraberliği, karşılıklı saygı ve dayanışmayı emretmektedir. 

Her Müslüman, söz konusu Hz. Ali'nin izinden ve yolundan gitmekse, "Ben de Aleviyim." diyebilir. Esas olan, Hz. Ali'nin temsil ettiği ahlakı, adaleti, teslimiyeti ve kulluk şuurunu örnek almaktır. Bu ölçüyü herkes korumalı; sözünü, tavrını ve sınırlarını da bu ölçülere göre belirlemelidir. Velhasıl namaz kılarken şehit edilen, İslam’ın halifesi, yüce peygamberimiz HZ. Muhammed’in damadı olan Hz. Ali’nin yolu İslam düşmanlığı değil, bizzat İslam’ın özüdür. Onun adıyla mescit düşmanlığı yapanlar bunu iyi idrak etmelidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...