"Halka hizmet, Hakk’a hizmettir." inancı olmayanlar!
Belediye başkanlığı; bir ilin, bir ilçenin ya da bir beldenin aile olmasını sağlayan en önemli hizmet makamlarından biridir. Bir belediye başkanı, yönettiği yerin kimi zaman babası, kimi zaman annesi, kimi zaman da kardeşi gibi olmak zorunda olan bir makamda oturmaktadır. Çünkü yönettiği yerin gece gündüz süren hizmet sorumluluğu ona emanet edilmiştir.
Oturduğu makamı, "Halka hizmet, Hakk'a hizmettir." anlayışıyla şekillendirmeyen her belediye başkanı, yönettiği yer için bir yük ve zaman kaybı olmaktan öteye geçemez.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de birçok belediye başkanı, halkın kendisine verdiği yetkiyi istismar etmekle, halka hizmet etmek yerine başka alanlarda enerji harcamakla gündeme gelmektedir.
Malum, son yılların en önemli gündemlerinden biri de CHP'li belediye başkanları ve belediye kadroları hakkında gündeme gelen yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlık iddialarıdır. Bu iddialar nedeniyle birçok belediye başkanı şu anda cezaevinde bulunmakta, haklarındaki yargı süreçleri ise devam etmektedir.
Zaten CHP'li belediye başkanlarının çoğu, gerçekten hizmet edeceklerine ve üstlendikleri sorumluluğu layıkıyla yerine getireceklerine inanıldığı için seçilmemiştir. Ekonomik zorluklardan dolayı halkın iktidara uyarı ve ders niteliğinde CHP’ye gözü kapalı yönelmesiyle tercih edilmiştir.
Hasbelkader seçilip halka hizmet eden bir CHP'li belediye başkanı gören var mı?
Bugün CHP'li belediye başkanlarının halka yaşattıkları ve haklarında gündeme gelen suçlamalar karşısında gerçekten şaşıran var mı?
Aslında çoğu için yaşananlar beklenen bir son olmuştur.
Çünkü CHP'li belediye başkanlarının bir kısmı, halkın verdiği güçle hizmet üretmek yerine bu gücü siyasi hesapları ve kişisel hedefleri doğrultusunda kullanmıştır. Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş etrafında şekillenen siyasi tartışmalar da bunun örnekleri arasında gösterilmektedir.
Antalya ve Uşak belediye başkanlarının CHP'nin içine yönelik açıklamaları da parti içindeki çürümenin boyutuna ilişkin tartışmaları güçlendirmektedir.
Mesela Etimesgut'ta hizmet isteyen bir seçmen, bugün gündemde olan Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nu seçer miydi? Hem de Etimesgut'u hizmete doyurduğunu herkesin kabul ettiği bir belediye başkanının yerine?
Kendisine karşı büyük bir gönül kırıklığım olsa da hakkını teslim ederek söylüyorum: Enver Demirel'in Etimesgut'a yaptığı belediye başkanlığı hizmetini kim yapmıştır? Parklar, bahçeler, sosyal tesisler, kültür festivalleri, huzurevleri, spor merkezleri onun hizmet anlayışının imzasını taşımaktadır.
Seçimler öncesinde Halk TV'ye çıkan Erdal Beşikçioğlu'na, "Siz Etimesgut seçmenine somut olarak ne vaat ediyorsunuz?" sorusu yöneltildi. Bu soru karşısında somut bir cevap veremeyen Erdal Beşikçioğlu, "Somut" sorusuna, "Umut, huzur, mutluluk." cevabını verdi. Seçimi kazandı.
Hem de geçmişte, "Ben 2-3 yıldır esrar kullanmaktayım. Arkadaş ortamlarında ikram edildiğinde esrar içtim. Bağımlılığım yoktur. Uzun aralıklarla ikram edildikçe içtim. İstemeyerek de olsa esrar içtiğim için pişmanım." şeklindeki açıklamaları kamuoyuna yansıdığı hâlde aday gösterildi ve seçildi.
Bugün Etimesgut'ta ortaya çıkan tablo da ortadadır. Hizmet üretmek yerine daha çok eğlenceyle ve film çekimleriyle gündeme gelerek iki yılını doldurdu. Geçmişte ortaya konulan hizmetleri durdurdu, üretilmiş eserleri kaderine terk edip paslanmaya bıraktı. Finalde ise geçtiğimiz günlerde yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanma suçlamaları kapsamında tutuklandı.
Aslında bu tablo, CHP'nin yönetim anlayışını göstermesi bakımından önemli bir örnektir. Aynı yönetim anlayışının YENİ Parti'de de devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü Erdal Beşikçioğlu gibi bir ismi, yapılan tüm uyarılara rağmen aday gösteren ve destekleyen siyasi anlayışın önemli ölçüde oraya taşındığı kanaatindeyim.
Benim belediye başkanlıklarına bakış açıma göre, seçilen her belediye başkanı partiler üstü bir anlayışla hareket etmeli; kendisine oy vermiş olsun ya da olmasın, toplumun her kesimini hizmetleriyle kucaklaması gereken bir makamı temsil etmektedir. Bir belediye başkanı hangi partiden olursa olsun, hizmet üretmiyorsa diğer seçimde seçilmemeli, eğer yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanma gibi bir suçlamaya muhatap oluyorsa hak ettiği en ağır cezayı almalıdır.
Belediye başkanlığı, halka doğrudan dokunan ve devletin görünen ilk yüzüdür. O dokunan el kirli olmamalı, o görünen yüz karanlık olmamalıdır. Herkes o ele gönül rahatlığıyla el uzatabilmeli, o yüzü gördüğünde güven ve aydınlık hissedebilmelidir. Herkes o belediye başkanına canını, malını gönül rahatlığıyla emanet edebilmelidir.
Halka hizmetin Hakk'a hizmet olduğuna inanan ve onu hayat felsefesi edinen belediye başkanlarının çoğalması, halkın huzur, güven ve refah içinde yaşaması demektir.
Aksi şekilde davranan belediye başkanları, halka yük, millete ise külfettir.