Milli bulut ürün değil, sigortadır

YAYINLAMA:
Milli bulut ürün değil, sigortadır

Bir sabah telefonunuzu elinize aldığınızı düşünün: e-postanız açılmıyor, müzik uygulamanız susmuş, ofisteki dosyalara erişim yok. 12 Haziran 2025'te dünyanın önemli bir kısmı buna benzer bir sabah yaşadı. Google'ın bulut altyapısında tek bir hatalı yapılandırma değişikliği, yaklaşık yedi buçuk saat boyunca Gmail'den Spotify'a, Discord'dan kurumsal sistemlere kadar sayısız hizmeti sessizliğe gömdü. Tek bir şirketin tek bir hatası, gündelik hayatın reflekslerini durdurdu.
Hep denir, “veri yeni petroldür” diye. Bugün o cümleyi tamamlamak istiyorum: Veri petrolse, bulut da onun rafinerisidir. Rafineri başkasının elindeyse, kuyunun size ait olması egemenliği sağlamaz.
Geçtiğimiz aylarda bu tabloya düşündürücü bir halka eklendi. Google, bulut güvenliği alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden İsrailli Wiz'i 32 milyar dolara satın alma işlemini tamamladı; bu, İsrail tarihinin en büyük şirket satışı oldu. Wiz'in dört kurucusu da İsrail askeri istihbaratının teknoloji birimlerinde yetişmiş isimler. Buradan bir komplo çıkarmak niyetinde değilim; mesele kişiler değil, örüntü, bağlam. Dünyanın en büyük bulutlarını koruyan bir katman bile artık belirli ülkelerin askeri-teknolojik ekosisteminin ürünü haline geliyor. Görünen o ki, egemen olmak isteyen ülke, yalnızca verisini değil, o veriyi koruyan katmanı da millî üretmek zorunda.
Madalyonun bir yüzü bulutsa, öbür yüzü hesaplama gücü. Bugün Türkiye'de yapay zekâ modeli eğitmek, hatta ciddi bir veri işi kurmak isteyen şirketlerin ortak sıkıntısı, uygun fiyatlı yerel veri merkezlerine ve yüksek performanslı GPU'lara erişimdir. Bu çağda model eğitecek gücü bulamayan ülke, kendi verisine sahip olsa bile bulutlarda kiracı kalır. Meclis'teki Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu'nun süper bilgisayar merkezleri ve girişimlerin ortak kullanacağı GPU havuzları önermesi, bu darboğazın devlet katında görüldüğünü gösteriyor.
Türkiye bu meselede eylemde de boş durmuyor. Şubat ayında tanıtılan Türksat Bulut, kamu ve özel sektör verisini millî bir ekosistemde tutmayı hedefleyen, üstelik dost ve kardeş ülkeleri kapsayacak biçimde genişlemeyi öngören iddialı bir adım. 2026-2030 Yapay Zekâ Eylem Planı'nın veri merkezi kapasitesini 1 gigavata çıkarma, on milyar dolarlık kaynağı harekete geçirme ve on bin ileri düzey uzman yetiştirme hedefleri de doğru istikamette. Şimdi yapılması gereken, bu adımları tek tek projeler olmaktan çıkarıp bir egemenlik mimarisine bağlamaktır.
Bu mimarinin dört taşıyıcı sütunu olmalıdır. 

Birincisi, kritik kamu verisi için "önce millî bulut" ilkesidir; yurt dışı bulut istisna ve gerekçeli olmalıdır. Yabancı sahipli, altyapıda sahibi tarafından efektif çalışmaz hale getirilebilen veri merkezleri, Türkiye’de kurulmuş yerli bir şirket (örneğin Turkcell’in Google ile işbirliği) tarafından sunulsa da milli değildir. Ayrıca yerli bulut sağlayıcılar yatırım beklerken bu yerli kaynakları yabancı bulut sağlayıcılar lehine harcamak da, yerlilere yeni asimetrik rekabet oluşturmak da doğru değildir.
İkincisi, üniversitelerin, araştırma merkezlerinin ve girişimlerin ortak kullanacağı millî GPU havuzunun vakit kaybetmeden kurulmasıdır. Bugün birçok kurum kendisi münferit yatırımlar yapmaya başladı. Bu GPU’ya erişimin zor olduğu günlerde makuldür. Ancak bu kaynakları atıl olmasına izin vermeden tek noktadan boş kapasitenin sunulacağı havuzlarda birleştirmek gerekir.
Üçüncüsü, kritik kurumlarda tek sağlayıcıya bağımlılığı azaltan yedekli mimarinin şart koşulmasıdır; 12 Haziran dersinin öğrettiği budur.
Dördüncüsü, Wiz örneğinin işaret ettiği alandır: bulut güvenliği ürünlerinde yerli kabiliyetin desteklenmesi, kamu alımlarında öncelenmesi, yerli bulut altyapılarının kritik altyapı olarak ele alınarak bulut altyapılarının kritik altyapılarda olması gerektiği gibi milli şekilde korunması.
Bir de ufuk meselesi var. Çok doğru gördüğüm Türksat Bulut'un dost ülkelere açılma hedefi, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ortak bir veri egemenliği ve ortak bulut standardı vizyonuna bağlanırsa, Türkiye yalnızca kendi verisini korumakla kalmaz; Türk dünyasının dijital limanı olur.
Millî bulut bir ürün değil, bir sigortadır; bu sigortayı kriz gününden önce yaptıran hazırdır. Bulut başkasınınsa, egemenlik eksiktir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...