“Ben ne söylüyorum, tamburam ne çalıyor”

YAYINLAMA:
“Ben ne söylüyorum, tamburam ne çalıyor”

Geçtiğimiz gün “Terörlü Türkiye’de ve Terörsüz Türkiye’de Tribün İkiyüzlülüğü” başlıklı bir yazı kaleme alarak, son dönemlerde stadyumlarda çatışmayı ve ayrışmayı güçlendirmeye çalışan karanlık odaklara dikkat çekmiştim. Zaten yazının başlığı bile başlı başına her şeyi anlatır nitelikteydi.

Fakat Türkiye’deki kalitesiz ve ikiyüzlü muhalefetin medyası, bu yazının içeriğini tam olarak yansıtmadan, “Tribünlerdeki Öcalan sloganları Bahçeli’nin danışmanını kızdırdı” başlıklarıyla servis etti.

Oysa ben, bu ahmakların böyle bir propaganda yapacağını bildiğim için yazımda özellikle şu ifadeleri kullanmıştım:

“Vay, Abdullah Öcalan’ı mı savunuyorsun?” diyerek ikiyüzlülüklerini örtbas etmeye çalışan embesiller elbette olacaktır. Ancak benim merakımı asıl artıran şudur:

Terör devam ederken, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın kurduğu siyasi partilerle ittifak yapılırken tribünlerde atılmayan bu sloganlar, neden şimdi terörü kökten temizlemek adına adımlar atılmaya başlayınca atılıyor?”

Benim sorguladığım tam olarak buydu.

Ama ben, karşımdaki muhalefet malının cibilliyetini bildiğim için okuyuculara bu notu da özellikle düşmüştüm.

Elbette muhalefetin bu medya karaktersizleri, “Yıldıray Çiçek, bizim Öcalan’ın kurduğu partilerle 2015, 2019, 2023 ve 2024 yıllarında yaptığımız ittifakları; Suriye’de PKK’ya devlet kurulmasını istediğimizi ve terörle mücadeleye karşı çıktığımızı deşifre ederek ikiyüzlülüğümüzü ortaya çıkarmış.” diyecek hâlde değiller.

Terör devam ederken PKK’nın siyasi uzantılarıyla ittifak yapan, PKK’nın terörünü güçlendirecek iş birlikçi politikalar geliştirenler, niçin şimdi “Terör kökünden bitsin.” denildiğinde çıldırmış gibi bu sürece karşı çıkıyor?

Benim aradığım, tam olarak bu sorunun cevabıdır.

Benim üzerinde durduğum ikiyüzlülük de tam olarak budur.

Tribünlerdeki ikiyüzlülüğe ve organize olma hâline de çok somut örnekler verdim.

2019 seçimlerinde Kandil’in, HDP’nin ve Selahattin Demirtaş’ın çok açık şekilde destek verdiği Ekrem İmamoğlu, seçim mitinglerini “HDP’lilerin başımızın üzerinde yeri var. Onlara layık olmaya çalışıyorum.” diyerek gezmedi mi?

İstanbul seçiminin ardından mazbatasının verilmesi iki hafta gecikince, aynı tribünler “Mazbatayı ver, İmamoğlu’na mazbatayı ver!” sloganlarıyla stadyumları inletmedi mi?

Terör en kanlı yüzüyle devam ederken yapılan PKK iş birliğine ses etmeyenler, bugün terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan, “PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı ömrünü tamamlamasına yol açtı. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt veremez. Silah bırakma çağrısında bulunuyorum ve bu tarihî sorumluluğu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” açıklamasını yaptığında neden “Terörsüz Türkiye” karşıtlığı için organize oluyor?

Dün terörün bitmesine engel olmayanlar, bugün terörün bitirilmesine neden engel olmaya çalışıyor?

İşte benim sorguladığım çelişki tam olarak budur.

Ben, Türk milliyetçisi-Ülkücü bir yazar olarak dün de bugün de terör örgütü PKK’nın kökten ortadan kaldırılması için mücadele ettim. Türk medyası içerisinde, sınır içinde ve sınır ötesinde etkisiz hâle getirilen PKK’lı teröristleri sarı torba sembolüyle “Şu kadar leş alındı.” ifadeleriyle düzenli olarak paylaşan tek yazarım. Yarın Türk askerine, polisine veya masumlara kurşun sıkan her teröristin leşi olursa, onu da aynı şekilde paylaşmaya devam edeceğim.

Dün askere, polise ve masumlara kurşun sıkılırken PKK’nın siyasi uzantısıyla ittifak yapan ve terörle mücadelenin karşısında duranlar, bugün yine terörle başarılı bir şekilde mücadele etmiş iradenin Türkiye’de ve bölgemizde terörü tamamen bitirme stratejisine neden karşı çıkıyor? Dünün kanlı günlerinde PKK’nın siyasi uzantılarıyla menfaat kovalarken Öcalan’dan rahatsız olmayanlar, onun şimdi yaptığı bu açıklamalardan niçin rahatsız oluyorlar?

Aklı başında herkesin bunu sorgulaması gerekmiyor mu?

Ben bu sorgulamayı yaptığım için, kalitesiz muhalefetin pespaye ve karakter yoksunu medyası, “Tribünlerdeki Öcalan sloganları Bahçeli’nin danışmanını kızdırdı” şeklinde haber başlıkları servis ediyor.

Ben, sizin PKK-Öcalan-DEM konusundaki ikiyüzlülüklerinize ışık tutuyor, maskeli suratlarınızı yırtıyorum. Terör devam ederken, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın kurduğu siyasi partilerle ittifak yaparken rahatsız olmadığınız Öcalan’dan bugün neden rahatsız olduğunuzu herkesin görmesini ve bu çelişkiyi sorgulamasını istiyorum.

“PKK teröre devam etsin, yeter ki onun siyasi uzantısıyla siyasi menfaatimiz sürsün.” diyen duruşunuz gerçekten alçak bir duruştur. Geçmişte de bunu uygulamalı olarak gösterdiniz zaten…

Bizim durduğumuz nokta, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin bu süreç başlarken “Silahlar ya gömülecek ya da silah tutanlar gömülecektir. Yurt içinde ve yurt dışında elinde silahla gezen hiçbir caniye ve terör örgütüne müsamaha yoktur.” şeklinde haykırdığı noktadır.

Terör devam ederken Öcalan’ın kurdurduğu ve “Önderimiz Apo” diyen siyasi partilerle defalarca ittifak ve iş birliği yapan siyaset soytarılarının karşı çıktığı da işte bu noktadır.

Yazımın tamamını okuyun bakalım: Bunların “Yıldıray Çiçek, Öcalan’a atılan sloganlara çok kızdı.” sonucu mu çıkıyor? Yoksa bunların PKK ile yaptıkları iş birliğinin röntgen görüntüsü mü ortaya çıkıyor?

Ben ne söylüyorum, tamburam ne çalıyor!

Mesele Öcalan’a atılan sloganlara kızmak değil.

Mesele, terör devam ederken Öcalan’ın siyasi uzantılarıyla kurulan ittifakların ve yapılan iş birliklerinin hesabını sormaktır.

Mesele, dün terörün bitirilmesine karşı çıkmayanların bugün “Terörsüz Türkiye”ye neden karşı çıktığını sorgulamaktır.

Ve ben tam olarak bunu yapıyorum.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...