Yapay zekânın elektrik faturası: Türkiye COP31'de gündem kuruyor
Yapay zekâ yalnızca veri ve işlem gücüyle değil, giderek daha fazla elektrikle de çalışıyor. Uluslararası Enerji Ajansı'na göre dünyadaki veri merkezleri 2025’te 485 teravatsaat elektrik tüketti. Türkiye’nin 2025 toplam tüketimi ise 360,9 teravatsaat oldu. Başka bir ifadeyle, veri merkezleri Türkiye’nin bir yıllık tüketiminden yaklaşık üçte bir daha fazla elektrik kullandı.
Üstelik bu daha başlangıç. Bu tüketimin 2030’da 950 teravatsaate, yani Türkiye’nin 2025 yılı tüketiminin yaklaşık 2,6 katına ulaşması öngörülüyor. Yapay zekâ sistemlerinin eğitildiği ve çalıştırıldığı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin ise aynı dönemde üç katına çıkması bekleniyor.
Türkiye, COP31 Başkanlığı sıfatıyla yapay zekânın hızla büyüyen elektrik ihtiyacını 21 Eylül 2026’da, New York İklim Haftası’nın açılışında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde küresel gündeme taşıdı. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un burada duyurduğu “35’e 35 Küresel Elektrifikasyon Taahhüdü”, elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını bugün yüzde 20’nin biraz üzerindeki seviyesinden 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarmayı hedefliyor. Bu hedef, binalardan ulaşıma ve sanayiye kadar fosil yakıtların yerine giderek daha fazla temiz elektrik kullanılması anlamına geliyor. Depolama ve modern şebekeler dönüşümün ayrılmaz parçalarıdır.
Aynı etkinlikte, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) iş birliğiyle hazırlanmakta olan Antalya Yapay Zekâ Taahhüdü de duyuruldu; taslağı COP31 öncesinde paylaşılacak. Başkanlığın beklentisi açık: Teknoloji şirketleri enerji kullanımlarını şeffaf biçimde açıklamalı, operasyonlarını temiz elektrikle sürdürmeli ve yapay zekâ ile iklim çözümlerine katkı sağlamalıdır. Türkiye böylece COP31’de yalnız ev sahibi değil, gündem kurucu olma iradesini de gösteriyor.
Yapay zekâ yalnızca yeni bir tüketim kalemi değildir. Elektrik şebekelerinde arz-talep ve yenilenebilir üretim tahmini, kestirimci bakım ve sanayide süreç optimizasyonu için güçlü bir verimlilik aracı olabilir. COP31 kapsamında duyurulan AI for Clean Technologies (Temiz Teknolojiler için Yapay Zekâ) Girişimi’nin değeri, bu potansiyeli akıllı enerji ve yeşil sanayide ölçülebilir pilot uygulamalara ve yatırıma dönüştürebildiği ölçüde ortaya çıkacaktır.
Ancak hedeflerin gerçek sınavı bildirilerde değil, elektrik sisteminde verilecek. Elektriğin payını artırmak tek başına yeterli değildir; ilave talebin hangi kaynakla, hangi maliyetle ve ne kadar güvenli karşılandığı belirleyicidir. Üretim ve şebeke yatırımı geride kalırsa veri merkezlerinin faturası sanayiye ve vatandaşa yansıyabilir. Uluslararası Enerji Ajansı, bu darboğazlar giderilmezse planlanan veri merkezi projelerinin yaklaşık yüzde 20’sinin gecikme riskiyle karşılaşabileceğini hesaplıyor.
Bu uyarı Türkiye için de önemlidir. 2026–2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, veri merkezi kurulu gücünü 2030’a kadar en az 1 gigavata çıkarmayı ve veri merkezi, bulut ile yapay zekâ altyapılarında özel sektör ağırlıklı en az 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçirmeyi öngörüyor. Bu hedefler, dijital egemenlik kadar enerji planlaması meselesidir.
Yeni veri merkezlerinin yeri,şebeke kapasitesi, yenilenebilir enerjiye erişim, su stresi ve depolama imkânları birlikte değerlendirilerek seçilmelidir. Büyük merkezlerin, tüketimlerine karşılık ilave temiz elektrik kapasitesi oluşturmaları, esnek çalışmaları ve şebeke yatırımlarına adil katkı sağlamaları istenmelidir. Enerji ve su verimliliği de ortak ve karşılaştırılabilir göstergelerle açıklanmalıdır. Aksi hâlde yerli teknoloji hedefi, ithal yakıt faturasını ve şebeke yükünü artırabilir.
Bu yüzyılda millî güç, yalnızca kendi verisini ve modelini üretmekle değil, onları kesintisiz, makul maliyetli, yerli ve temiz elektrikle çalıştırabilmeklede ölçülecektir. Dijital egemenlik ile enerji egemenliği artık birbirinden ayrı düşünülemez.
Antalya’dan dünyaya verilecek en güçlü mesaj şudur: Yapay zekâ geleceği hızlandırabilir; fakat onun elektriğini, suyunu ve şebeke yükünü bugünden yönetemeyenler geleceğin sahibi olamaz.