Sütün sahibi çiftçi, masanın sahibi kim?
Değerli okurlar, sevgili çiftçi ve üretici dostlarım…
Tarım üzerine konuşmayı çok seviyoruz! Stratejik diyoruz, hayati diyoruz, millî güvenlik meselesi diyoruz. Ama iş üreticinin alın terine, emeğinin karşılığına gelince nedense herkes birbirine bakıyor!
Bugün meselemiz süt. Ancak yalnızca çiğ süt fiyatı değil; o fiyatı belirleyenler, üreticiyi temsil edenler, politikayı yönetenler ve sorumluluk almaktan kaçınanlar!
Çünkü ortada cevap bekleyen çok ciddi bir soru var: Bu ülkede süt üreticisinin hakkını savunmakla görevli bunca kurum, kuruluş ve birlik varken TÜSEDAD neden sürekli fiyat güncellemesi için hatırlatma yapmak zorunda kalıyor?
TÜSEDAD HATIRLATIYOR, DİĞERLERİ NE YAPIYOR?
Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), ekim ayında yaptığı çağrının ardından yeniden Ulusal Süt Konseyine sesleniyor.
Talep açık: Kasım ayında çiğ süt tavsiye fiyatı güncellensin!
Gerekçesi de ortada. Süt Çalıştayında fiyatların üçer aylık dönemlerde değerlendirilmesi yaklaşımı benimsenmesine rağmen, 1 Mayıs’tan itibaren geçerli fiyatın ekim sonuna kadar yeniden değerlendirilip açıklanmaması üreticide tepki oluşturuyor. Üstelik TÜSEDAD’ın açıklamasına göre yem satışları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15-20 gerilemiş durumda. Bu rakamın işaret ettiği tehlike büyük! Üretici artık hayvanından yüksek verim almayı değil, hayvanını ve işletmesini ayakta tutmayı düşünüyor.
Peki, TÜSEDAD bu tabloyu görüyorsa diğer üretici örgütleri görmüyor mu? Görüyorlarsa neden aynı kararlılıkla gündeme taşımıyorlar?
BU KADAR KURUM VAR, SORUMLULUK NEREDE?
Türkiye’de çiğ süt tavsiye fiyatını Ulusal Süt Konseyi açıklıyor. Peki, konseyin çevresinde kimler var?
Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, kooperatifler, SETBİR, ASÜD, TOBB, Et ve Süt Kurumu…
Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu da piyasanın ticari ve rekabet boyutunda yetki sahibi. Üniversiteler, araştırma kuruluşları, veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri de bilgi ve uzmanlıklarıyla bu sistemin paydaşları. Elbette hepsinin fiyat belirleme yetkisi aynı değil. Ancak her birinin temsil, politika geliştirme, piyasa düzenleme, denetim veya bilimsel katkı bakımından sorumluluğu bulunuyor.
İyi de kardeşim! Bu kadar kurum, bu kadar başkan, bu kadar yönetim kurulu, bu kadar temsilci varsa üretici neden hâlâ sesini duyurmak için mücadele ediyor?
Üretici birlikleri yalnızca aidat toplamak, kongre yapmak ve seçim kazanmak için mi var?
Ziraat odaları yalnızca çiftçinin belgesini düzenlemek için mi kuruldu?
Kooperatiflerin görevi yalnızca destek ve kredi mekanizmalarında aracılık yapmak mı?
Sanayici örgütleri kendi maliyetlerini savunurken üreticinin sürdürülebilirliğini de düşünmek zorunda değil mi?
Masada temsil edilmek başka, temsil ettiğin çiftçinin hakkını savunmak başka! Çiftçinin yanında görünmekle gerçekten yanında olmak arasında dağlar kadar fark var!
ÇİFTÇİYE ENFLASYON FRENİ, RAFA ZAM SERBEST Mİ?
Süt üreticisinin fiyatı baskı altında tutulurken market raflarında süt, peynir ve yoğurt fiyatları artmaya devam ediyor. Üretici düşük fiyattan, tüketici yüksek fiyattan şikâyetçi! Enflasyonla mücadele adına üretici fiyatını sınırlamak tek başına çözüm olamaz. Para politikası uygulanırken maliye politikası ve yapısal reformlar da üretimi güçlendirmelidir. Enflasyonun bedeli sürekli dar gelirliye, tüketiciye ve çiftçiye yüklenemez.
Sayın Şimşek, süt fiyatını baskılayarak enflasyonu düşürdüğünüzü düşünüyorsanız, peki raf fiyatlarındaki artışın hesabını kim verecek? Bir litre sütün gerçek maliyeti, süt-yem paritesi, mazot, elektrik, veterinerlik, işçilik, finansman giderleri, verim, yağ ve protein kalitesi dikkate alınmadan açıklanan fiyatın üretici açısından ne anlamı olabilir?
Üstelik USK’nin açıkladığı fiyat bağlayıcı bir devlet alım fiyatı değil, tavsiye fiyatıdır. O hâlde asıl soru şu: Üretici temsilcilerinin karar masasında kaç oyu var? Sanayiciyle anlaşmazlık yaşandığında kimin sözü geçiyor? Açıklanan fiyatın sahada uygulanmasını kim takip ediyor?
Bunlar açıklığa kavuşmadan gerçek bir temsil gücünden söz edebilir miyiz?
USK mevzuatında üretici grubu, sanayici grubu, kamu grubu ve araştırma-STK grubu olmak üzere dört ana yapı yer almaktadır. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı, USK, TSÜMB, TDSYMB, TZOB, SETBİR ve ASÜD gibi pek çok aktörün bulunduğu bu denklemde; üretici temsilcilerinin oy ağırlığı nedir? Üretici maliyet hesabı hangi gerçekçi verilerle hazırlanmaktadır?
Tarım yazarlığı ve toplumsal akıl açısından bakıldığında, süt fiyatını kimin açıkladığından ziyade, fiyat kararında çiftçinin gerçekte ne kadar söz sahibi olduğu masaya yatırılmalıdır.
BUGÜN SÜTÜ KAYBEDERSEK YARIN ETİ KONUŞURUZ!
TÜSEDAD’ın açıklamasında küçük aile işletmelerinin Türkiye süt üretiminin yaklaşık yüzde 82’sini gerçekleştirdiği belirtiliyor. Bu oran, kullanılan işletme tanımına göre ayrıca değerlendirilmesi gereken bir veri olsa da küçük aile işletmelerinin hayvancılık açısından taşıdığı önem tartışılmaz. Bugün bu işletmeler yem, enerji ve finansman maliyetleri karşısında ayakta kalmaya çalışıyor.
Süt para kazandırmazsa üretici sürüsünü küçültür. Damızlık hayvanını elden çıkarır. Buzağı üretimi azalır. Yarın kırmızı et arzında yeni sorunlarla karşılaşırız.
Sonra ne yaparız? İthalat kapısını yeniden çalarız!
Bugün süt üreticisini korumayan anlayış, yarın et ithalatını konuşmak zorunda kalır!
Değerli okurlar…
TÜSEDAD’ın sürekli hatırlatma yapması yalnızca bir fiyat talebi değildir. Aynı zamanda süt sektöründeki karar alma, temsil ve iletişim mekanizmalarının sorgulanması gerektiğini gösteren önemli bir işarettir.
Ulusal Süt Konseyi zamanında karar almalı, üretici birlikleri gerçek maliyetleri ortaya koymalı, sanayici örgütleri üretimin devamlılığını gözetmeli, Bakanlık ise bütün bu yapının sağlıklı işlemesini sağlayacak politikaları güçlendirmelidir.
Çünkü mesele yalnızca sütün litre fiyatı değil, Türkiye’nin yarın da süt ve et üretebilme güvencesidir.
Ve son sözüm, üreticinin hakkını savunmak için o koltuklarda oturanlara: Çiftçi sizi toplantılarda görünmek için değil, hakkını korumanız için temsilci seçti!
TÜSEDAD sürekli hatırlatmak zorunda kalıyorsa, artık hatırlatılanların da kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor: Biz bu masada neden oturuyoruz?
Kalın sağlıcakla…