Fitnenin izini sürmek
Bu sene Türkiye’de düzenlenen NATO Zirvesi için benzeri görülmemiş güvenlik tedbirleri alındı.
Günler öncesinden alarm durumuna geçildi.
Başkentin üzerinde tabiri caizse kuş bile uçurtulmadı.
Fakat asıl hadise Trump'ın dönüş yolculuğunda yaşandı.
Trump’ı taşıyacak uçağın havalanmasına saatler kala, İran'ın uçağı füzeyle düşürmeye hazırlandığı istihbaratı üzerine Amerikan güvenlik birimleri harekete geçti.
ABD Başkanı Trump başkanlık uçağından gizlice çıkarılıp yemek servis aracının içinde askeri uçağa nakledildi!
Peki dünyanın en güçlü devletine bu kaçış operasyonunu yaptıran istihbarat nereden geldi?
İsrail'den!
CIA analistleri İsrail'in ilettiği istihbaratı yeterince inandırıcı bulmamış, şüphelerini Trump yönetimine bildirmişti. Fakat buna rağmen operasyon gerçekleştirilmişti.
Yunanistan'da Türkiye'yle alakalı savaş senaryolarının üretilmesinde de aynı istihbarat düzeneğinin izleri var.
Türkiye'nin Ege adalarına ani bir harekât düzenleyeceğini düşünen Yunanistan silahlanma işine hız veriyor.
Nisanda yaklaşık 650 milyon avroluk roket sistemi, Ağustosta 3 milyar avroyu aşan Aşil Kalkanı hava savunma anlaşması yapıyor.
Kiminle? İsrail’le!
İsrail “Türkiye size saldırmaya hazırlanıyor” algısıyla Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın yularını eline geçirdiği yetmiyormuş gibi savunma sanayisine iki yeni müşteri kazandırıyor!
İsrail'in Türkiye'yi çevreleyen bu hamlelerinin izini sürerken insanın aklına daha sinsi ihtimaller de geliyor.
Ya aynı eller Türkiye'nin en sağlam kardeşlik bağlarınıda hedef alıyorsa?
Azerbaycan'da okul kıyafetleri düzenlemesi üzerinden başlayan başörtüsü tartışmaları kimi çevrelerin kardeş Azerbaycan'ı rencide eden açıklamalarıyla alevlenince iki kardeş ülkenin arasına nifak sokmak isteyenler için elverişli bir zemin oluştu.
Spekülasyon öyle bir raddeye ulaştı ki Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Azerbaycan'da darbe hazırlığı yaptığı bile iddia edildi!
Bu iddialar üzerine Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliği resmi bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
Elbette bu iddialar Azerbaycan devletinin resmi söylemi değildi.
Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti devletinin kardeş Azerbaycan'da darbe tertipleyeceğini düşünmek bile aklaziyan bir söylemdir.
Fakat suçlamaların hedefindeki ismin Hakan Fidan olması da herhalde tesadüf değildir.
Hakan Fidan İsrail'in hesaplarına karşı en sert diplomatik mücadeleyi veren isimlerden birisidir.
Amerikan Başkanını kendi uçağından indirip yemek servis aracına gizlice bindirtecek kadar etkili olabilen İsrail istihbaratının Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğe uzanan bir fitnenin arkasında bulunması ihtimali de yabana atılmamalıdır.
Neyse ki Azerbaycan Türkiye kardeşliği bu tür sahte bayrak operasyonlarına düşmeyecek bağlara sahiptir.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini hedef alan fitne girişimlerine karşı yaptığı açıklamalar ve Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi ReşadAslanov’la verdiği fotoğraf, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın kardeşlik hukukunu pekiştiren mesajlarıyla birlikte iki ülke arasındaki gereksiz gerilimi sona erdirmeye yönelik güçlü bir irade ortaya koymuştur.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyevde 29 Ekim'de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderdiği mesajda iki ülkeyi “tarihin sınavlarından geçmiş gerçek dostluk ve kardeşlik bağlarının” birleştirdiğini vurgulayarak ve kendisi katılmasa da Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov'u Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi için Ankara'ya göndererek kardeşlik hukukunun korunmasına yönelik iradesini göstermiştir.
Türkiye’nin çevresinde siyonist fısıltıların sıklaştığı böylesi bir dönemde kimin ne söylediğine, o sözün nereden çıktığına ve kimin işine yaradığına dikkat etmek oldukça kritiktir…