Kilim

YAYINLAMA:
Kilim

Analarının tezgâhında çıraklıkları bitip yaşı gelen kızlar ISTAR derdine düşer. Eskiden ormandan kendilerinin kestiği çam, meşe, gürgen gibi sağlam ağaçların kütüklerini olduğu gibi ISTAR ederlermiş. Sonraları gelişen teknoloji ve artan yerleşik hayatla birlikte daha düzgün kerestelerden ISTAR çakmışlar. 

Istar’ın yanlarına direk, üst ve altına merdane çakılır. Kamalar yontulur, kama yatakları delinir. Istar ayağa dineltilince ağızlıktan geçen çözgüler kücüden sarkıp merdaneye kadar çekilip gerilir. Böylece genç kızın önünde gönlünü dökeceği bir KİLİM tezgâhı kurulur. Önünde dikine inen iplerden çözgü elinde çözgülerin arasından geçireceği atkı, özünde binlerce yıllık genetik kültür, gönlünde binlerce desen kelamı ile ıstar önünde diz kırar TÜRK kızı.

Kilim çatılan ıstardan çıkar. Kilim kesilmeden evvel ıstarda dikine çizgiler, enine çizgiler, onlarca desen, onlarca renk olur. Aynı dünya gibi! Dünya’da böyle değil mi? Dünya’nın çözgüsüne Meridyen, atkısına paralel demişiz. 

Kilim Türk Milletinin temel ve ortak kültürüdür. Istarı Dünya sayıp, ıstardan çıkan Kilimlerle ne mesajlar vermişiz? Kilimler ve heybelerle aşkımızı, özlemimizi, derdimizi, övgümüzü hatta kararlarımızı anlatmışız. Kilimler boyların, aşiretlerin mührü, kimliği olmuş, birbirimizi kilimlerin desenleriyle tanımışız konup göçerken. Türk Milleti, eli böğründe, koçboynuzu, nazar tılsımı, göz, pıtrak, örümcek, akrep, yıldız, bıçak, çarkı felek, hayat ağacı desenleri dokumuş kilimlere.

Bir yerde Kilim varsa orada Türk Milleti vardır.

Kilimde düğüm olmaz, yüzlerce metrelik ip adeta tek bir ipmiş gibi dolanır çözgülerin arasında. Kilimin onlarca rengi sanki tek bir duyguyu yansıtır. Kilimdeki onlarca desen tek bir mektubun satırları gibi okunur. 

Türk Milleti Lehçesi, alfabesi ne olursa olsun önüne gelen bir kilimi aynı duyguyla, aynı dille, aynı manayla okur. Kilimde kıl, tüy, hav olmaz. Kilimde oturanda da kahır, trip, tavır, ego gibi birliği bozacak huylar olmamalıdır.

“Kilim Kültürü” Türk Dünyasını birleştiren kültürlerden sadece bir tanesidir. Türk Birliğini sağlayan kültürlerden birisi de geçmişimizdeki ULULAR DİVANI ya da BEYLER MECLİSİ gibi toplantılardır. Bugün Beyler Meclisinin yerini TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI ve bu teşkilatın toplantıları almıştır.

Türk Devletleri Teşkilatının 13. toplantısı Ankara’da yapıldı. Yapılan toplantı İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” vurgusunu esas alarak gerçekleşti. Kıbrıs’tan Anadolu’ya, Kafkasya’dan Türkistan’a hatta Avrupa’ya kadar, Türklerin Devlet ve Hükümet başkanları bu toplantıya katıldı. 

Kilim Kültürünün neredeyse bütün desenleri oradaydı.

Geçmiş tecrübelerimiz bize defalarca göstermiştir ki, Türk milleti ne zaman birlik ve beraberliğini tahkim etse, coğrafyasında barış, huzur ve medeniyet inşa etmiştir. Bu tecrübe ve birlik ruhuyla Türk Devletleri Teşkilatı, sadece 21. Yüzyılı “Türk Yüzyılı” yapmakla kalmayacak, “TÜRK VİZYONUNU” binlerce yıl öteye taşıyacaktır.

Türk Devletleri Teşkilatı’na üye olan ülkeler, küresel ticaret açısından da coğrafi konumları gereği önemli avantajlara sahiptirler. Hazar Geçişli Uluslararası Doğu-Batı yönlü “Orta Koridorun” hayata geçmesi sadece Avrupa’ya ticareti hızlandıran alternatif bir güzergâh değil aynı zamanda Türk dünyasını ekonomik olarak birbirine kenetleyen can damarıdır. Yapılan Liderler zirvesinde bu durum önemle vurgulanmıştır. Liderler zirvesinde ortak alfabeden kurumsal iletişim sistemlerinin entegrasyonuna, siber güvenlikten ortak uzay çalışmalarına, uluslararası ilişkilerde ortak hareket etmeye kadar birçok konuda atılan adımlar, Türk Devletleri Teşkilatı'nın vizyonunun ne kadar büyük olduğunun en önemli kanıtıdır. 

Zirvenin önemli konularından bir tanesi önümüzdeki dönem başkanlığını Türkiye’nin devralmasıdır. Zirve sonunda 163 maddelik Ankara Bildirisi yayınlandı. Bu sonuç bildirgesine bakıldığında görülmektedir ki geçmiş 12 toplantı ve ikili ilişkilerde ortaya konan fikri ve felsefi kurumsallaşma tamamlanarak bundan sonra daha teknik, stratejik ve “Hareketçi” döneme girilmektedir.

Tabiri caizse “Kilimin saçakları ırgalanmaktadır.” Dişli tarak vurulmakta atkılar sıkılanmaktadır.

Yeni iletişim yolları, yeni bilişim ortaklıkları, yeni enerji hatları, yeni lojistik sistemler, yeni yollar, yeni bakış hayata geçirilmek istenmektedir. Bunun için bir an önce harekete geçme kararları alınmıştır. Alınan kararların satır aralarında daha güçlü bir sekreterya kurulacağı ve bu sekreteryanın teknokrat ve bürokratlarla destekleneceği anlaşılmaktadır.

Sonuç bildirgesi ve sonrasındaki ikili görüşmelerde yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır ki hangi boydan, hangi soydan, hangi koldan olursa olsun Türk Devletleri Liderlerinin “Türk Yüzyılına” bakışları nettir. Umarım bu netlik toplantıya “Gözlemci Devlet” olarak katılan Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin kesin üyeliği ve uluslararası alanda devlet olarak tanınması konusunda da en kısa zamanda ortaya konur.

Kaç devlet olursak olalım, hangi coğrafyada yaşarsak yaşayalım biz kutlu “Türk Milletiyiz.” Birbirimize gönülden bağlıyız. Birbirimizin başarılarından kıvanç duyarız. Birliğimizi zafiyete uğratacak hareketlerden uzak dururuz. Birbirimizi severiz, seviyoruz.

Aynı ıstarda örülüp, aynı suda yıkanıp, aynı güneşin altında kuruyan kilimler gibiyiz, kilimini yaban ele sermek yakışmaz Türk Milletine. 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...