Avrupa’da yeniden yükselen grev ve protesto dalgaları

YAYINLAMA:
Avrupa’da yeniden yükselen grev ve protesto dalgaları

Avrupa ülkelerinde ekonomik ve sosyal sorunların giderek derinleşmesi, kıtanın pek çok noktasında grev ve protestoları yeniden gündeme getirmiştir. Fransa, Almanya ve İtalya başta olmak üzere farklı ülkelerde vatandaşların hükümetlerin ekonomi politikalarına, artan yaşam maliyetlerine ve kamu hizmetlerine yönelik tepkilerini sokaklara taşıması, Avrupa'nın içerisinde bulunduğu toplumsal huzursuzluğun önemli göstergelerinden biri olmuştur. 

Fransa'da hayat pahalılığı ve çalışma koşullarına yönelik tepkiler nedeniyle yaklaşık 150 gösterinin planlanması, Almanya'da Berlin, Frankfurt ve Köln dahil 30'dan fazla şehirde protesto çağrılarının yapılması, İtalya'da ise 40'tan fazla şehirde grev ve gösterilerin düzenlenmesi, yaşanan toplumsal hareketliliğin ulaştığı boyutu göstermektedir. İspanya'da emeklilik ve sosyal güvenlik politikaları, Portekiz'de konut ve kira fiyatları, Arnavutluk'ta ise hükümet karşıtı siyasi taleplerin ön plana çıkması, protestoların farklı gerekçelerle ortaya çıkmasına rağmen Avrupa genelinde benzer bir memnuniyetsizlik ortamının oluştuğuna işaret etmektedir.

13 Kasım 2022 tarihinde gazetemiz Türkgün’de yayınlanan “Avrupa'da Yayılan Grev ve Protesto Dalgası” başlıklı köşe yazımda, COVID-19 pandemisinin küresel ekonomide oluşturduğu tahribatın Rusya-Ukrayna Savaşı'yla birlikte daha da derinleştiğini, enerji ve gıda fiyatlarındaki artışların Avrupa ülkelerinde geniş katılımlı grevleri beraberinde getirdiğini ifade etmiştim. O dönemde özellikle reel gelir kayıplarının ve hayat pahalılığının siyasi istikrarı tehdit edebileceğine dikkat çekmiştim. Bugün yaşanan gelişmeler, Avrupa'nın aradan geçen yıllara rağmen ekonomik ve toplumsal sorunlarına kalıcı çözümler üretmekte zorlandığını göstermektedir.

Ancak mevcut protestolarda geçmiş dönemden farklı olarak gençlerin barınma, eğitim ve gelecek beklentilerine ilişkin kaygılarının daha belirgin hale gelmesi dikkat çekmektedir. Almanya'da zorunlu askerlik tartışmalarının da protesto gündemine girmesi, Avrupa ülkelerinin artan savunma ihtiyaçlarıyla vatandaşların ekonomik ve sosyal talepleri arasında yeni bir gerilim alanının oluşabileceğine işaret etmektedir. Nitekim savunma harcamalarını artırmaya yönelen Avrupa hükümetlerinin aynı zamanda sosyal refahı koruma sorumluluğuyla karşı karşıya bulunması, önümüzdeki süreçte siyasi karar alma mekanizmalarını daha fazla zorlayabilecektir.

Avrupa'da farklı gerekçelerle ortaya çıkan bu gösterilerin ortak bir siyasi harekete dönüştüğünü söylemek henüz mümkün değildir. Bununla birlikte protestoların genişlemesi ve grevlerin kamu hizmetleriyle üretim sektörlerinde aksamalara yol açması, hükümetler üzerindeki baskıyı artırabilecek niteliktedir. Özellikle toplumsal hoşnutsuzluğun siyasi tercihlere yansıması, Avrupa ülkelerinde hükümetlerin ekonomi ve güvenlik politikalarını yeniden şekillendirmelerine neden olabilecektir.

Türkiye ise güçlü devlet geleneği, etkin yönetim kapasitesi ve karşı karşıya kaldığı krizleri aşma tecrübesiyle Avrupa ülkelerinden ayrışmaktadır. Küresel ekonomik gelişmelerden Türkiye'nin de etkilenmesi kaçınılmaz olmakla birlikte devletimizin sahip olduğu kurumsal imkânlar ve toplumsal dayanışma, ekonomik sorunların Avrupa'daki örneklere benzer şekilde yaygın ve uzun süreli bir istikrarsızlığa dönüşmesini önleyebilecek önemli güvencelerdir. Türkiye'nin güçlü siyasi iradesi ve krizler karşısında hızlı karar alabilme kabiliyeti, millî birlik ve istikrarın korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Avrupa'da yaşanan gelişmelerin Türkiye'de aynı ölçekte bir toplumsal krize dönüşmesi beklenmemeli, kendisine buradan pay çıkarma gayretinde olanlar bu heveslerinden vazgeçmelidir.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin 13 Ekim 2026 tarihli grup toplantısındaki “Gençlerimize de sesleniyorum: Fransa’ya heveslenmeyin, batı emperyalizmine kapılmayın, Türkiye’ye sahip çıkın, Türkiye sizin olsun.” İfadeleri iyi anlaşılmalıdır. Kimse Türk gençliği üzerinden farklı ve çarpık senaryoların peşine düşmemeli gençlerimiz de bu karanlık senaryolardan uzak tutulmalıdır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...