Siyasi menfaat varken “Öcalan iştahı” açılan adam
Siyasette tutunma yolunda büyük bir kabızlık yaşayan, adeta bağırsakları düğümlenen Ümit Özdağ, Suriyeli sığınmacılar konusunda malzemesiz kalınca son olarak “Terörsüz Türkiye” projesi karşısında saldırmak için yamalı çadırını kurdu.
Ona göre, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın kurdurduğu siyasi partilerle ittifak yaparak siyasi menfaat peşinde koşmak serbest ama onlara “Silah bırak ve örgütü feshet” demek yasak…
2019 yerel seçimlerinde PKK’nın tüm unsurlarının desteklediği ittifakın içinde, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise bakanlık ve kurum pazarlığı yaparak PKK’nın tüm unsurlarının desteklediği ittifaka giren Ümit Özdağ yok muydu? Vardı…
PKK ile siyasi menfaat ittifakı söz konusu olunca dut yemiş bülbüle dönüyor. Ama yarım asırdır bölgede emperyalizme taşeronluk yapan terör örgütünü ortadan kaldırmak için oluşturulan ve somut kazanımlar elde edilen projeye karşı, yine siyasi menfaati uğruna sinekten yağ çıkarmaya çalışıyor.
Ümit Özdağ, “Evet, Öcalan şu anda serbest kaldı.” demiş… İmralı’dan İmralı’ya geçerek mi serbest kaldı?
Oysa Ümit Özdağ, kendisi cezaevindeyken, korkudan olsa gerek, “Öcalan’dan ikinci bir açıklama almak çok mu zor?” (5 Mart 2025) ve “Bu konunun hızla açıklığa kavuşmasının tek yolu, Öcalan’ın ikinci bir açıklama yaparak YPG ve PJAK’a silah bırakma çağrısında bulunmasıdır. Bu çağrıyı reddederlerse süreç durdurulmalıdır.” (6 Mart 2025) şeklinde bülbül gibi şakıyordu.
Her haltı bildiğini iddia eden Ümit Özdağ’ın, İmralı’da açılan alanın ne amaçla oluşturulduğunu anlamaması mümkün mü? Kendisi de beklediği açıklamanın alınması ve bu açıklamanın güçlendirilmesi için böyle bir adım atıldığını çok iyi biliyor.
Neydi o açıklama?
Terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan’ın yapmış olduğu “PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı ömrünü tamamlamasına yol açtı. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt veremez. Silah bırakma çağrısında bulunuyorum ve bu tarihî sorumluluğu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın, karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” şeklindeki açıklamasıdır.
“Öcalan’dan açıklama almak çok mu zor?” diye merak eden Ümit Özdağ’ın merakını gideren bu açıklamanın güçlendirilmesi dışında, İmralı’da başka bir gelişme yoktur…
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, aylar önce “Terörsüz Türkiye’nin yeni yol haritası” çerçevesinde şu çok net tarifi yapmıştı:
“Koordinatör PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan olacaktır. Bu statü, örgütün feshiyle birlikte bütün türevleri ve unsurlarıyla katî suretle tasfiye edilmesine matuf bir tanımlamadır. Koordinatörlük; PKK terör örgütünün bütün uzantılarının, örgüt yöneticilerinin ve militanlarının mutlak surette silah bırakmasını ve tasfiyesini koordine etmek, yürüyen barış sürecinin örgütsel yönden sekteye uğratılmasını önlemek ve silah yerine siyasetin tercih edilmesine uygun meşru yönlendirmeler yapmak amacıyla tasavvur edilmiştir. Bu doğrultuda Öcalan’ın koordinatör statüsü, örgütün tasfiye süreciyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu koordinatörlük; Kürtlerin lideri ve temsilcisi olma, etnik ve kategorik hakların savunuculuğunu yapma gibi hususları kapsamamaktadır.”
Böylesine açık bir tarif yapılmış olmasına rağmen Ümit Özdağ’ın amacı ya terör örgütünün silah bırakmasını ve feshedilmesini engellemek ya da seçimlere yönelik istismar üzerinden oy toplamaktır. Fakat ABD-İsrail bağlantıları dikkate alındığında, birinci ihtimal daha belirgin görünüyor.
7 Ocak 2005 tarihli Yeniçağ gazetesindeki yazısında Öcalan’ı “Önderlik karşısında itaat sonsuz.” şeklinde tarif eden Ümit Özdağ’ın, ne yapılmak istendiğini anlamaması mümkün mü?
Hele hele, bir yıl önce kameraların karşısında yine “Abdullah Öcalan’ın, kurucu olmasından kaynaklanan simgesel bir otoritesi var.” sözünü kullanan Ümit Özdağ’ın, PKK bileşenlerini mıknatıs gibi Öcalan’ın çağrısına muhatap etme stratejisini anlamaması mümkün mü?
Irak ve Suriye’de terör örgütü PKK silahlarını ve işgal ettiği yerleri devlete bırakırken, son iki yıldır herhangi bir terör eylemi yaşanmamışken, İmralı’da güçlendirilmeye çalışılan da yalnızca Öcalan’ın PKK ve uzantılarına yönelik bu çağrılarıdır.
“Öcalan’dan açıklama almak çok mu zor?” diyen Ümit Özdağ ve benzerleri, bunu güçlendirmek yerine neden tam tersi yönde propaganda yaparak bu süreci bozmak istemektedir?
PKK’nın terör eylemlerini sürdürmesi, emperyalizme taşeronluk yapmak anlamına gelirken, her sınır ötesi terörle mücadeleye karşı çıkmış bir “görevlendirilmiş” siyasetçi olarak Ümit Özdağ, kimin yanında durarak bu projeye karşı çıkmaktadır?
Her şey, anlayanlar için çok net ve açık…
Siyasi menfaati söz konusu olduğunda Öcalan’ın kurduğu siyasi partilerle ittifak yapmaya iştahlı olan Ümit Özdağ’ın, terör örgütüne silah bıraktırılması ve örgütün feshedilmesi gündeme geldiğinde, Öcalan söz konusu olunca iştahı neden kaçıyor? Bunda bir tuhaflık yok mu?
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin dün verdiği mesajlar, anlayanlar için çok önemlidir:
“Siyasi rakiplerimiz sığ sularda kulaç atmaya varsın devam etsinler.
Türlü karalamalar ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı sözüm ona siyaset zannetsinler, Türk milleti kararını vermiştir:
Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir.
İstikrarsızlıkla çoraklaşan topraklarda refah ve güven yeşerecektir.
İpleri emperyalizmin elinde olan kuklaların tiyatrosu son bulacak, her şeyin milletimize göre olduğu yükseliş çağı başlayacaktır.
Bu çağın adı Türk ve Türkiye yüzyılı, anahtarı ise Türk birliğidir.
O sebeple terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge diyoruz.”