Çağın anahtarı
“Bu çağın adı Türk ve Türkiye yüzyılı, anahtarı ise Türk birliğidir.” Lider Devlet BAHÇELİ
***
Türk Milliyetçileri siyasi ülkülerinin adına “Türk Birliği, Turan” dedi...
Ne var ki bu düşünceyi dile getirdiğimizde kimi çevreler bizi hafife aldı, kimileri suçladı, kimileri ise duymazdan geldi.
Oysa bizim hayalimiz ne gerçeklerden kopuk bir ütopyaydı ne de romantik bir geçmiş özleminden ibaretti. Tam tersine; gerçekçilikti, akılcılıktı ve tarihî olduğu kadar coğrafi bir doğallıktı.
Gerçekçiydi… Çünkü AET’nin kuruluşuna, zaman içinde gelişerek AB’ye dönüşmesine şahitlik ediyorduk.
Akılcıydı… Çünkü dünya devletleri siyasi ve ekonomik güvenliklerini sağlamak, güçlerini birleştirmek ve uluslararası rekabette daha sağlam durabilmek için paktlar kuruyor, birlikler oluşturuyor, çeşitli anlaşmalarla bu birlikteliklerini kurumsallaştırıyordu.
Doğaldı… Çünkü sömürgecilik geçmişiyle, yayılmacı politikalarıyla ve tarih boyunca sergilediği vahşetle tanınan batılı devletler kendi çıkarları doğrultusunda birleşebiliyorsa, Türk Devletlerinin de meşru menfaatleri doğrultusunda bir araya gelmesinden daha doğal ne olabilirdi?
ATATÜRK’ÜN RÜYASI
Üstelik Atatürk, “Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır.”demişti…
Biz bu düşünceleri savunurken, Atatürk'ün işaret ettiği istikamette yürümeye çalışırken yine gerici olduk, yine çağ dışı sayıldık, yine yobazlıkla suçlandık.
Oysa Turancılık Fikri’ni ilk ortaya atanlar Fin, Eston, Fin-Ugor ve Macar düşünürleriydi… Batı Avrupalı Türkiyatçılardı… Bu bakımdan fikrimiz Avrupalıydı.
***
Doksanlı yılların başında, Türk dünyası açısından yeni bir dönemin kapısı aralandı.
Türk Devletleri birer birer bağımsızlığını ilan etti. Türk Birliği gerçekti ve yanı başımızdaydı!
Elbette bunu yalnızca biz görmedik. Bütün dünya da gördü.(!)
Batı emperyalizminin maşası FETÖ üşüştü ilk önce… Okullar açtı, şirketler kurdu. Onlarla birlikte misyonerler geldi. Tüm Türk Lehçelerinde İncil dağıtıldı. Koparılmaya çalışıldı kardeşlerimiz bizden… Hamdolsun yıllar içinde çoğunu bertaraf ettik.
TURAN ZENGİNLİKTİR
Türkistan büyük bir nimet... Balkanlar’dan Japon Denizine kadar uzanan bu coğrafya bizim…
Ve en önemlisi bu coğrafya, yalnızca geçmişimizin hatırası değil. Aynı zamanda geleceğimizin ekonomik, siyasi ve kültürel imkânlarını barındıran muazzam bir hazinedir.
Öyleyse yapılması gereken de bellidir: Bu büyük potansiyeli ekonomik bir iş birliğine, güçlü bir kültürel merkeze ve kalıcı bir siyasi dayanışmaya dönüştürmek!
Beklemekle, seyretmekle, birbirimizi ikna etmeye çalışmakla zaman kaybetmenin anlamı yoktur.
***
Türk Birliği iş, aş, doğal kaynak, toprak, teknoloji, güvenlik ve refah demektir; emsalsiz bir hazine demektir.
Bizim sadece bir emanetçisi olduğumuz bu hazine çocuklarımıza binlerce yıl öncesinin bedeli atalarımız tarafından ödenerek bırakılmış bir mirastır.
YENİ UFUKLARA
Öyleyse bu mirasın kıymetini bilmek, onu hakkıyla değerlendirmek ve çocuklarımıza devredeceğimiz büyük bir medeniyet birikimine dönüştürmek zorundayız.
Bugün giderek büyüyen işsizlik, gelecek kaygısı ve umutsuzluk karşısında çocuklarımıza yeni ufuklar açmak zorundayız. Onları Türk dünyasıyla tanıştırmalı, bu coğrafyanın imkânlarını göstermeli, ortak kültürümüzün ve ekonomik potansiyelimizin farkına varmalarını sağlamalıyız.
Zaman hızla akıyor… Artık hayallerimizi somut projelere dönüştürmenin zamanıdır.
Türk Yüzyılı güneşi doğmuş, Türk Devletleri yükselmeye başlamıştır.
Türk Devletleri Teşkilatı, “Dilde, Fikirde ve İşte Birlik” ülküsüyle, ortak tarih yazımına, ortak alfabe kabulüne ve her alanda birliğe gitme iradesini ortaya koymuş, uygulamalara başlamıştır.
Gelin bundan böyle eğitim planlarımızı Türk dünyasını kapsayacak şekilde yapalım. Gençlerimizi Türk devletleriyle buluşturalım. Üniversitelerimiz arasında iş birlikleri kuralım. Öğrencilerimize Türk dünyasının lehçelerini öğretelim. Ekonomiden teknolojiye, ticaretten kültüre kadar her alanda ortaklıkların önünü açalım.
Çocuklarımızla “Türkçe Bir Dünya Kurma İdeali” ni buluşturalım… Kendi gök kubbemizin altında kendi sedamızı yükseltelim!
Unutmayalım; biz ilgilenmezsek başkaları ilgilenir. Biz değerlendirmezsek başkaları değerlendirir. Bizim çocuklarımızın, bizim coğrafyamızın ve bizim zenginliklerimizin hesabını başkaları yapar.
Gelin çocuklarımızın geleceğini başkalarının insafına bırakmayalım!