ABD’de Demokratların zaferi ve Trump’ın dış politikası
ABD'de gerçekleştirilen ara seçimlerde Demokratların hem Temsilciler Meclisinde hem de Senatoda çoğunluğu elde etmesi, Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde izlediği politikalar açısından önemli bir kırılma noktası olmuştur. Özellikle Cumhuriyetçilerin uzun yıllardır güçlü olduğu eyaletlerde Demokrat adayların seçimleri kazanması, Amerikan kamuoyunun Trump yönetimine yönelik hoşnutsuzluğunun ulaştığı boyutu göstermektedir. Ancak seçim sonuçlarının asıl önemli tarafı, Washington'da yeniden ortaya çıkan siyasi güç mücadelesinin ABD'nin dış politika kararlarını da doğrudan etkileyebilecek olmasıdır.
Trump'ın yeniden başkanlık görevine gelmesiyle birlikte ABD dış politikasında daha belirgin hale gelen tek taraflı hareket etme anlayışı, Washington'ın müttefikleriyle ilişkilerinden uluslararası krizlere yaklaşımına kadar pek çok alanda kendisini göstermiştir. Özellikle Çin ile yürütülen stratejik rekabet, Avrupa ülkelerine yönelik savunma harcamaları baskısı ve Orta Doğu'da izlenen askerî politikalar, Trump yönetiminin küresel güç mücadelesini hangi öncelikler doğrultusunda şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Nitekim ara seçimlerde İran savaşının Amerikan seçmeninin tercihlerini etkileyen başlıklardan biri olması dikkat çekicidir. ABD'nin Orta Doğu'da yürüttüğü askerî faaliyetlerin ekonomik ve siyasi maliyetleri, Trump yönetiminin dış politikada aldığı kararların iç siyasette de karşılık bulduğunu göstermektedir. Demokratların Kongrede çoğunluğu ele geçirmesiyle birlikte savaş harcamalarının denetlenmesi, dış yardım bütçeleri ve yönetimin askerî yetkilerinin sınırlandırılması gibi konuların Washington'daki siyasi mücadelenin merkezine yerleşmesi mümkündür.
Burada dikkat çeken bir diğer husus ise ABD'nin Çin'e karşı yürüttüğü küresel rekabetin geleceğidir. Demokratlar ile Cumhuriyetçiler arasında dış politikanın uygulanış biçimine ilişkin önemli görüş ayrılıkları bulunsa da Çin'in Amerikan küresel üstünlüğüne yönelik en büyük stratejik rakip olarak görülmesi konusunda geniş bir mutabakat bulunmaktadır. Dolayısıyla Kongrede yaşanan değişimin ABD'nin Çin politikasında köklü bir dönüşüm oluşturmasından ziyade Trump'ın ticaret, teknoloji ve güvenlik alanlarında uygulamak istediği politikaların daha fazla denetlenmesine neden olması beklenmektedir.
Diğer yandan Demokratların Kongrede çoğunluğu sağlaması, ABD'nin Avrupa ve NATO ile ilişkileri bakımından da önem taşımaktadır. Trump'ın Avrupa ülkelerini savunma alanında daha fazla sorumluluk üstlenmeye zorlayan yaklaşımı karşısında Demokratların geleneksel ittifak ilişkilerine daha fazla önem vermesi, Washington'ın Avrupa güvenliğine yönelik politikalarında yeni tartışmaları beraberinde getirebilecektir. Bununla birlikte Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini geliştirme ihtiyacı, Amerikan iç siyasetindeki değişimlerden bağımsız olarak devam etmektedir.
Türkiye ile ABD arasında Orta Doğu, Suriye, Filistin, Ege, Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik meselelerinde yaşanan görüş ayrılıkları dikkate alındığında Kongrenin dış politika üzerindeki etkisinin artması, ikili ilişkilerde yeni siyasi engeller ortaya çıkarabilecektir. Özellikle Demokratların geçmiş dönemlerde Türkiye'ye yönelik yaptırım ve kısıtlamalara verdikleri destek göz önünde bulundurulduğunda, Kongredeki değişim bundan sonraki süreç içerisinde ilişkilerin seyri açısından önemli etkiler doğurabilecektir.