‘Ücretmen’ mi, ‘öğretmen’ mi?

21.01.2020 10:00

BAŞLIĞA takıldınız galiba…

Geçtiğimiz pazar, binlerce atanamayan öğretmen, Ankara’ya akın etti.

Ulus’ta, başöğretmen Mustafa Kemal’in heykelinin önünde demokratik bir eylem yaptılar, haklarını aradılar…

Hiçbir taşkınlığa fırsat vermeden, güvenlik güçlerini sıkıntıya sokmadan hem de…

Orada açılan bir pankart, olayı çok güzel özetlemişti: Ücretmen değil, öğretmen!

Ben takılıp kaldım bu pankarta…

Başka bir pankartta da “Haydi öğretmenler okula!” yazıyordu…

Yürek burkan bir ifade…

Ülkenin ikinci büyük eğitim sendikası, atanamayan öğretmenlere güç kaynağı oldu…

Türk Eğitim-Sen’in cesur Genel Başkanı Talip Geylan ve ekibi de destek için meydandaydı…

*

Ülke çalışanlarının başlıca problemleri arasında 3600 ek gösterge, 4B’lilerin kadroları, taşeronlar, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik, maaşlardaki yetersiz artış en ön sırada…

Ülkenin geleceği, çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitimi çok önemli…

Ne var ki, “ücretli, sözleşmeli öğretmen garabeti”, binlerce insanın hayallerini, geleceğini, mesleğini, ailesini, huzurunu, refahını karartıyor…

Şu anda 81 bin ücretli öğretmen çalıştırıyor MEB…

Norm kadro ihtiyacı ise 150 bine ulaşmış…

Atama bekleyen öğretmenler ise 700 bine dayandı…

Bu durumda MEB’in 20 bin öğretmen ataması komik ve yasaksavar cinsinden!

*

“Eğitimden, öğretmen atamasından tasarruf edilemez!” dedi, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan…

“Şubatta yapılacak 20 bin öğretmen atamasına ilaveten, 40 bin atama daha yapılmasını” istiyor.

Gençlerin evlenememesinin nedeni işsizlik…

MEB atamasıyla 60 bin genç, Türkiye’nin geleceğine birer tuğla koyacak… 60 bin öğretmen demek, 60 bin aile demek, huzurlu fertler demek…

Lakin “peygamber mesleği”nin mensupları huzurlu değil…

Her projeye kaynak bulunabilen ülkemizde…

“Millî eğitim”e yeterli kaynağın aktarılamaması “Büyük Türkiye” hayalimizi geciktiriyor!

*

MEB, problemler yumağı…

Kadroları, müfredatı, kitapları, yetkili malum sendikası hep problem…

İnşa edilen dev binaları, liyakatli ve kadrolu öğretmenlerle dolduramadıktan sonra çocuklarımızın geleceği tehdit altında demektir…

Atandığında ümitlendiğimiz eğitim bakanımızın etrafının birilerince sarıldığını düşünüyoruz…

Hâlâ planlı bir öğretmen ataması yapılamamış, MEB’in ihtiyacı karşılanamamış, kahve köşelerinden genç öğretmenlerimiz kurtarılamamıştır…

Siyasî beklentilerle eğitim fakültelerinin mantar gibi öğretmen çıkarmasına çare bulunamadı…

 

MEB’in bir 10 yıllık, 20 yıllık, 50 yıllık planı olduğunu sanmıyoruz!

Malûm-Sen’in saçma sapan saplantıları ile yapılan “şuralar” da ilim dışıydı…

*

Yurdun her yerinden, kıt imkânlarla, bu kış gününde Ankara’ya hak arayışı içi koşup gelen gencecik öğretmenlerimize…

Üniversitede ter döken, KPSS’de birbiriyle yarışan ama sınırlı kontenjan dolayısı ile atanamayan öğretmenlerimize…

Atama yerine “ücretli öğretmenlik garabeti”ne sarılanlar, çözüm bulmak zorundadır… “Ücretli öğretmenlik” mesleğin itibarını iki paralık ediyor…

Çaresiz, ücretli öğretmenlik yapanlar asgari ücreti bile bulmayan bir aylık alıyor…

3 ay işsizler… Özlük hakları yok… Varlıkları, okul müdürünün iki dudağının arasında…

Ücretli öğretmenlik kaldırılmalı, sözleşmeli öğretmenlik ucubesi kadrolaştırılarak yok edilmeli, MEB “millî” bünyesine dönmelidir…

Bu sistem, ancak siyasetçi ve yandaş sarı sendikanın oyuncağı olmaktır!

Ama akılcı, ilmin ışığına sarılmış Türk Eğitim-Sen’in, yakında bir “Maarif Kongresi”ne hazırlandığını duymak bizi heyecanlandırdı…

Bu konuda Talip Geylan ve ekibini kutlamak, vazifemiz!