Anayasa Mahkemesinin namus borcu

09.06.2021 10:00

Siyasetin gündemi yeniden HDP’nin kapatılmasına yoğunlaşmıştır ve kimin nerede durduğu bir defa daha açık şekilde görülecektir. “Türkiye, vatan topraklarında ve sınır ötesinde teröre karşı kazanmış olduğu muazzam üstünlüğü TBMM’de kaybedemez, hiç kimse de bu kayba hizmet edemez.” Sayın Bahçeli’nin bu cümlesi işin özü ve özetidir. Olması gerekendir.

ÇEVRE DEMEK VATAN DEMEKTİR

Tarihi nitelikte olan grup konuşmasının ayrıntılarında da çarpıcı tespit ve uyarılar var. Marmara Denizi’nde endişe verici bir hâl alan deniz salyası meselesi ile başlayalım: “Deniz salyasının, kıyılarımızda yatay bir tabaka oluşturmak şöyle dursun dikey bir hareketle dibe doğru indiği de gözlemlenmektedir. İşin doğrusu, bir çevre felaketiyle karşı karşıya olduğumuz açıktır. Marmara Denizi’ne akan derelerin ıslahını yapmakla birlikte, Orta Avrupa ülkelerinden gelen atıkların nehirler üzerinden Karadeniz’e taşınmasını önlemek amacıyla muhatap ülkelerle mutabakat sağlanmalıdır. Kirli bir denizin çevresinde sağlıklı bir hayat kurulamayacaktır. Çevre demek aynı zamanda vatan demektir. Siyasi rant hesabına tevessül gibi bir yanlışa da hiç kimse düşmemelidir.”

KÖKSÜZ VE KİŞİLİKSİZ MUHALEFET ANLAYIŞI

Zilletin bütün unsurları tam bir felakettir ve Sayın Bahçeli bu hazin durumu da şöyle değerlendirmiştir: “Türkiye’de başbakanlık yapmış bir şahsın, kendisiyle birlikte mezara gitmesi gereken sırları döküp saçması, bu devletin kimlerin elinde kaldığına bariz bir delildir. Ketumiyet yoksa karakter yoktur. Serok Ahmet böyle biridir. Keza aynı şey selamsız Babacan için de geçerlidir. Zillet ittifakı siyasetini Türkiye’ye karşı konuşlandırmıştır. Teessüfle ifade etmek isterim ki, organize suç şebekelerine, terör örgütlerine, yeminli Türk düşmanlarına sözcülük yapan, onların iftiralarına taşeronluk eden köksüz ve kişiliksiz bir muhalefet anlayışı karşımızdadır. Ülkemizdeki muhalefet, iktidarı düşürmek için vatanı bile düşürmeye hazırdır. HDP, CHP ile İP’i çoktan kafeslemiş, üzerlerine de kilidi vurmuştur. Bunların rotasını belirleyen temelsiz isnatlar, Türkiye karşıtlarının tezleri, küresel senaryolar, emperyalist oyunlardır. PKK’dan aldığı talimatlarla siyasetini belirleyen HDP’nin, CHP ile İP’i bir karara zorlaması, gizli saklı ilişkilerden sıyrılma telaşı son zamanlarda iyice yoğunlaşmıştır. İP Başkanı’nın 2023 seçimlerinde HDP ile resmi ittifaka karşı çıkması, aralarındaki rol paylaşımında kendisine verilen görevin telaffuz gayretinden başka bir şey değildir.”

HDP DENEN KANLI SAYFA AÇILMAMAK ÜZERE KAPATILMALI

HDP’nin kapatılması davasında artık geri dönüş yoktur: “Bu bölücü partinin hemen hemen tüm organları, üyeleri ve teşkilatları vasıtasıyla suç işlediği, işlenmesini tahrik ve teşvik ettiği somut delillerle belirtilmiştir. Bundan sonra bütün gözler Anayasa Mahkemesine çevrilecektir. Bu mahkemenin iddianameyi ikinci kez iade seçeneği de kalmamıştır. Türkiye, vatan topraklarında ve sınır ötesinde teröre karşı kazanmış olduğu muazzam üstünlüğü TBMM’de kaybedemez, hiç kimse de bu kayba hizmet edemez. HDP’nin kapatılması artık hukukun konusudur, bu kanlı ve karanlık sayfa açılmamak üzere kapatılmalıdır. Ayrıca cevabını aradığımız sorular da şunlardır: Bölücü milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarının TBMM’de görüşülüp karara bağlanması neden gecikmektedir? Suçu tevsik edilmiş PKK’lı milletvekilleri adaletin önüne ne zaman çıkarılacaktır? Maşeri vicdanın huzur bulması için daha neyi bekliyoruz? İhanetin bedelini ödeteceksek ne duruyoruz? Şayet bölücülüğün hesabını soracaksak, şayet hukuk devletinin varlığını göstereceksek gün bugündür, melanetin yeri bağımsız Türk mahkemelerinde kurulan sanık sandalyesidir.

LAYIK OLDUĞU YER DEMİR PARMAKLIKLAR

“TİP’li bir milletvekilinin, “Bu devlet katil, bu devleti yıkmamız gerekiyor, evet Türkiye Cumhuriyeti Devleti katil bir devlettir” iftiraları karşısında ne yapacağız?” Cevap yine konuşmanın içinde: “Devlete katil diyen bu soysuz, devletin her imkânından istifade ediyor, hazinesinden maaşını alıyor. HDP’lilerin fütursuzluğundan cesaret alan bu suçlu bilmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti katil olsaydı, bugün bulunduğu yer TBMM değil, mezarlık olurdu. İktidarı zayıflatacak her türlü politikayı, bu iktidarın azı dişlerini çekecek her şeyi meşru gören bu bölücünün layık olduğu yer Gazi Meclisin çatısı değil, demir parmaklıkların arkasıdır. HDP, terör örgütünün Meclise sızmış nifak uşağıdır. Ve HDP’nin kapatılması, siyasetten, demokrasinden kaydının silinmesi hepimizin, özellikle Anayasa Mahkemesinin namus borcudur.”

İHANET ATEŞİ SÖNECEK

Bundan sonra yapılması gerekenlerle bitirelim: “Üst düzey terör baronları başarıyla yok edilmektedir. Kırmızı listede kim varsa sırayla kafası koparılmaktadır. Sincar, Kandil, Mahmur, Gara ve diğer tüm terör sığınak ve kaynak alanları Allah’ın izniyle hainlerden köşe bucak temizlenecektir. Terörün yaktığı ihanet ateşi ya sönecek ya da yakanları kavuracaktır. Eşkıyanın fermanını dağda yırttık, aynısını TBMM’de de yapmalıyız. Kandil’e dikelim bayrağı, Sincar’a vuralım yumruğu, Mahmur’a çakalım kahramanlık beratını. Güvenlik güçlerimizin operasyonuyla layığını bulan terörist Selman Bozkır’ın malum akıbeti ABD’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki büyükelçisini rahatsız etmiştir. Demek ki doğru yoldayız, doğru bir mücadelenin tarafıyız. PKK/YPG’ye sıhhiye desteği vermek, silah yardımı yapmak, parasal imkânlarla sırtını sıvazlamak Türkiye’ye kastetmenin başka bir tanım ve tasviridir. Teröre destek, insanlık suçuna ortaklıktır.”