Atatürk kırmızı çizgimizdir

02.06.2021 10:00

Erken seçim ısrarla Türkiye’nin gündeminde tutulmak isteniyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun başını çektiği zillet güruhu, istisnasız her meseleyi getirip erken seçime bağlıyor. Diğer taraftan birileri de akla ziyan biçimde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kin kusuyor. Bunların hiçbiri normal ve sıradan şeyler değil. Ne yapılmak isteniyor, kim neye hizmet ediyor? Bu soruların cevabını Sayın Devlet Bahçeli grup toplantısında verdi.

TÜRK MİLLETİ BU TUZAĞA DÜŞMEYECEK

Önce erken seçim dayatmalarından başlayalım: “FETÖ’cülerin altı aylık süre içinde Kılıçdaroğlu’nun iktidarını dillendirmeleri, birden bire mayıs ayının ilk haftasından itibaren hükümet üyelerini hedefine alan iftira kampanyaları erken seçim dayatmasıyla yakından bağlantılıdır. Birleşik Arap Emirlikleri’nden İsrail’e kadar Türkiye’yi köşeye sıkıştırmayı, bölgesel yükselişinin önünü kesmeyi amaçlayan ülkelerin örtülü operasyonları, asimetrik tahrikleri anlaşıldığı kadarıyla şiddet ve yoğunluk kazanmıştır. Kılıçdaroğlu ve diğer yandaşları bu operasyonların siyaset ayağıdır. Biden’ın dümen suyuna giren, gazına gelen, kanlı teknesine binen Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin, erken seçim isteği sahibinin sesi, melanetin sözüdür. Türk milleti böylesi bir tuzağa kesinlikle düşmeyecektir.”

EMPERYALİZMİN REKLAM YÜZÜ OLMA

Zillet, içine düştüğü çaresizlik girdabında bir organize suç örgütü liderinin masallarına sarıldı. Buna bir de “mutfakta yangın var” teranesini ekliyorlar. Ancak meydan boş değil: “Mafyayı Cumhur İttifakı’nın üçüncü ortağı gören Kılıçdaroğlu yine yalan makinesi olmakla kalmıyor, organize suç şebekelerinin nefesi, terör örgütlerinin neşesi, Türkiye düşmanlarının da nesnesi olduğunu görmüyor, göremiyor. Kılıçdaroğlu masal atlatmasın, ruh ikizi hâline dönen mafyaya baksın. Bizim mafyayla ortak olduğumuzu söylemek bariz bir saptırmadır. Ama mafyanın CHP’ye, boyalı medyaya, tetikçi köşe yazarlarına nasıl nüfuz ettiğini, bunları kafese nasıl yerleştirdiğini bilmeyen, duymayan, görmeyen kalmamıştır. Demedi deme, adam sözü dinle. İP’in Başkanı’yla birlikte emperyalizmin reklam yüzü olmaya özenme, Türk milletini ölümü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışma. Mutfakta yangın var deyip durmayın, yanan sizin iradenizdir, yangın yerine dönen sizin imtiyazlı ve izansız siyasetinizdir. Yabancı gazeteleri okuyun, sivil toplum kuruluşlarının ve düşünce kuruluşlarının raporlarını inceleyin, CHP’nin siyasi üslubuyla benzerliği hemen fark edeceksiniz.”

PKK VE FETÖ’NÜN KÖKÜ KAZINMALI

Terörle mücadele Türkiye’nin hiçbir zaman ihmal edemeyeceği gündemidir. Yapılması gerekenlere gelince: “PKK’nın ihanetle açtığı kanlı sayfa muhakkak surette kapatılacak, FETÖ’nün kalıntıları, elebaşları ve kripto elemanları inşallah yakalanıp cezalandırılacaktır. Hain teröristbaşı Gülen’in yeğeni olduğu iddia edilen Selahaddin Gülen, başarılı bir operasyonla yurt dışından Türkiye’ye getirilmiştir. Bu aşamada, darısı diğer FETÖ’cülerle PKK’lı alçakların başına olsun demek boynumuzun borcudur. Özellikle beklentimiz, FETÖ’cülerle birlikte PKK’lılar hakkında süren mahkeme süreçlerinin derhâl karara bağlanarak nihayete erdirilmesidir. Bağımsız ve tarafsız Türk mahkemeleri davaları bir an önce sonlandırmalıdır. Türkiye bir yanda güvenlik mülahazalarıyla terörü bitirme noktasına getirmişken, diğer yanda hukuk devletinin ilke ve esaslarını hızlı bir şekilde işletmek zorundadır. FETÖ’nün de PKK’nın da kökü kazınmalı, kaynağı kurutulmalıdır. Şayet mahkemeler uzamaya devam ederse, ülkemizin uluslararası çevrelerce istismarına zımnen göz yumulmuş olacaktır.”

ATATÜRK OLMASAYDI, KULAĞINIZA EZAN OKUNUR MUYDU?

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e tahammülsüzlük, lamı cimi yok Türkiye Cumhuriyeti’ne tahammülsüzlüktür.” Bu cümle bütün Atatürk düşmanlarına bir ültimatomdur. Biraz daha ayrıntıya girelim: “Bugün varsak, bugün hayattaysak, bunun şeref payesi Türk tarih silsilesinde müstesna bir yeri olan aziz Atatürk’ündür. İdeolojik dogmalarla, ilkel bir taassupla, keskin ön yargılarla Atatürk düşmanlığı yapmak, millete değil hıyanete hizmettir. Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi açılmışken, büyük bir özlem olan Taksim Camii’nin manevi hayatımıza kazandırılması, Müslüman gönüllerle buluşturulması sağlanmışken nükseden Atatürk alerjisinin esas gerekçesini nasıl okumalı, nasıl anlamalıyız? Her güzel ve memnuniyet verici gelişmelerin yaşandığı bir dönemde, suyu bulandıran, ortamı kızıştıran, bunu da Müslüman kisvesi altında yapan kişilerin Türkiye’nin huzuruyla oynamaları provokasyondur. Bunlar iyi araştırılmalıdır, maksatları derinlemesine tahlil edilmelidir. Gizli FETÖ’cü olup olmadıkları mutlaka incelenmelidir. Vaazlarıyla milli birliğimizi yaralamaya, tarihi şahsiyetlerimizi kötülemeye hiç kimse cüret etmemelidir.

Kim Gazi Paşa’ya saldırıyorsa, kimin Gazi Paşa’ya kötü sözü dokunmuşsa, ya soy kütüğünde bir karanlık nokta ya da mazisinde yüzünü kara çıkaracak bir mahcubiyeti vardır. Ey kendini bilmez akılsızlar, Atatürk’ümüzden ne istiyorsunuz? O tarih sahnesine çıkmasaydı, Türklüğün kıvancı, İslam’ın bekçisi olmasaydı, doğduğunuzda kulağınıza ezan mı okunur, yoksa bir kilise de vaftiz mi edilirdiniz? Herkes bilsin ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk bizim ve milletimizin kırmızı çizgisidir. İlk Cumhurbaşkanımız ve Milli Mücadele’nin yol başçısıdır. İman ve insaf sahibi herkes ona hürmetle mükelleftir.”