Türkçe Düşün
İstanbul
AZ BULUTLU
24°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Yolun sonu…

Yolun sonu…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Meral Akşener’in MHP’ye operasyon çektiği günlerdi.

Bir yerde kendisi için toplanan kalabalığın arasında yürürken birden yanındakilere dönüp “bir sürü geri zekâlı” demişti.

Ülkücüye bakışının ne olduğunu o günlerde kendini alkış ve sloganlarla destekleseler bile ortaya koymuştu.

***

Sonra o sürü, kendine gösterilen bu bakış açısına rağmen onun peşinden ayrılmadı, dalından kopan yaprak misali soluğu İP’te aldı.

İP kurulduğu günlerde (şu an hâlen öyle) aşureden farksızdı.

Envaiçeşit siyaset eskisinin birlikteliği neticesinde aklınıza gelebilecek tüm fraksiyonlar bir arada bulunuyordu.

***

İçinde ne ararsan bulunan bu parti, en çok da vitrine dizdiği kendini “Türk milliyetçisi” olarak tanımlayanlar üzerinden vuruluyordu.

Bebek katili Öcalan’a ev hapsi isteyen adamla omuz omuza siyaset yapan biri nasıl Türk milliyetçisi olabilirdi?

Bu soruyla beraber köşeye iyice sıkışan Akşener çareyi, kendisinin ve partisinin “Ernest Renan milliyetçisi” olduğunu söylemekte bulmuştu.

***

Ernest Renan milliyetçiliğinin ne olduğunu hâlen İP’liler dahi öğrenemeseler bile bu söylem Meral Akşener’in elini rahatlatmıştı.

Bu rahatlıkla başını CHP’nin çektiği kumar masasına gelişigüzel yayıldı.

Bir ara “kazanamaz” diyerek Bay Kemal’e karşı çıkmasının haricinde bu yeni birlikteliğinde ne masanın altına gizlenen HDP’nin varlığından ne de Kandil’in her gün yaptığı destek açıklamalarından rahatsızlık duyduğunu gören oldu, tüm enerjisini PKK’nın desteklediği adayın kazanması için harcadı.

***

Sonuç olarak seçimler kaybedildi.

Önce pişmanlıklarını içeren itirafnamelerde bulundu, sonra CHP’ye posta koyan açıklamalar yaptı.

Tam aradaki köprüler atılıyor derken Bay Kemal’i ziyaret etti.

***

O ziyaretten beridir, yerel seçimler öncesi CHP ile ittifak yapıp yapmayacakları konusu tartışılıp durdu.

İP şu ili istedi, CHP bu ili vermeye razı totosu oynandı.

Sonra ne olduysa birden bire İP’ten “kendi yolumuza bakacağız” çıkışı geldi.

***

Bunlar dün yaşananlardı, gelelim bugüne, yani 26 Ağustos’a…

Adına “üçüncü yol” diyerek çıktıkları yola baktıklarında Türk milliyetçiliğini gördüklerini, Türk çağını hedeflediklerini söyleyecek…

Bünyelerinde barındırdıkları şehit yakınına ağza alınmayacak küfürler savuran ile Ülkücü şehidin katiline burs veren milletvekilleri ve bu adamlarla aynı çatı altında durmaktan gram rahatsızlık duymayan tiplerle beraber gerdan kıracak, Türk milliyetçilerine destek çağrısında bulunacaklar…

***

Sanıyorlar ki, “Renan milliyetçiliği” söylemini terk edip neden “Türk milliyetçiliğine” dümeni kırdıklarını göremeyecek kadar körüz…

Sanıyorlar ki, “üçüncü yol” diyerek aslında CHP’ye kendilerine daha fazla belediye başkanlığı vermesi için yaptıkları şantajı anlamayacak kadar sersemiz…

Sanıyorlar ki, “Türk çağı” söylemiyle belediye seçimleri üzerinden el ovuşturdukları vole vurma çağından habersiziz…

***

Bu gibilerin teşhisini Ziya Paşa çok zaman önce koymuş… 

“Bu dünya ne zaman açgözlülerden yoksun kaldı,

Sen kendini bu dünyaya çok gerekli mi sanıyorsun?

En ummadığın senin içyüzünü keşfeder,

Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanıyorsun?”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *