AP’nin "Türkofobik" nöbetleri
Batı dünyasında kökleri tarihsel husumetlere ve Haçlı zihniyetine dayanan Türk imajı, aslında Türk milletinin tarihin her döneminde sergilediği yüksek özgüven, bağımsızlık tutkusu ve kurduğu büyük medeniyetlerin yarattığı bir “kıskançlık ve korku”kompleksinin tezahürüdür.
Bugün, Türkiye'nin jeopolitik gücünü ve milli bekasını engellemek için kullanılan “Türkofobi” kavramı, kadim milletimizin yükselişine karşı geliştirilmiş sistematik ve mantıksız bir savunma mekanizması ile nefret söyleminden başka bir şey değildir.
Bu bağlamda Avrupa Parlamentosu’nun (AP) son Türkiye raporu, hukuki bir belge olma iddiasından çok uzak olup, Avrupa’nın önyargılarından beslenen ve tedavi edilmesi elzem olan “kültürel bir hastalığın” dışavurumudur. Kendi sınırları içerisinde yükselen ırkçılığa, İslam düşmanlığına ve artan toplumsal huzursuzluklara çözüm üretmekten aciz kalan AP, maskelerini düşürdüğü bu yeni raporla, yine binlerce yıllık devlet geleneğine ve köklü bir medeniyet tasavvuruna sahip olan Türk milletine ve onun asil evlatları “Ülkü Ocakları”na saldırmayı tercih etmektedir.
Ülkü Ocakları, Türkgençlerini "vatan, millet, devlet, bayrak, ezan" ülküsüyle, ilim ve ahlak ışığında yetiştiren bir eğitim yuvasıdır. Emperyalizmin devşiremediği Türk gençlerinin otağı olan bu güzide vakfa yönelik AP’nin "siyasi şiddet, nefret söylemi ve ayrımcılık" gibi mesnetsiz, dayanaksız ve tamamen maksatlıiftiraları beyhude bir çabadır. Buifadeler, aslında bir “güvenlik analizi” değil, Avrupa’nın kendi içine düştüğü “kimlik bunalımı”nınve “akıl tutulması”nınacı bir dışavurumudur.
Raporun satır aralarından anlaşılıyor ki Avrupa; kendi değerlerini evrensel bir dayatma olarak gördüğü bu düzende, milli kimliğine sahip çıkan, kültürel kodlarını muhafaza eden ve onuruyla “Ben de varım!” diye haykıran Türk gençliğinin varlığından ciddi bir huzursuzluk duymaktadır.
Bu raporu kaleme alanların, Türkiye’nin milletiyle bölünmez bütünlüğünü hedef alan terör odaklarına gösterdiği “tahammül” ile Ülkü Ocakları’na reva gördüğü “yasaklama çağrısı” arasındaki uçurum, tarafsızlıklarının değil, art niyetlerinin en somut kanıtıdır.
Ülkücü Hareket, tarihin hiçbir döneminde ne bir ırkçılık tuzağına düşmüş ne de şiddetin bir aracı olmuştur.Bilakis, Türk milletinin bekasının teminatı, devletinin ise en çetin imtihanlardan geçtiği dönemlerde güvenle dayandığı sarsılmaz bir kalesi olmuştur.
Ülkü Ocakları’nın hedef alınması, aslında bir kurumun değil, o kurumun temsil ettiği “Türk milletine mensubiyet bilinci”nin ve “milli şuur”un cezalandırılmak istenmesidir. Çünkü Avrupa, kendi kültürel hegemonyasını sarsacak herhangi bir “yerli ve milli” duruşu, hastalık belirtisi gibi görme eğilimindedir. Avrupa'nın bu “kültürel hastalığı”, demokrasiyi sadece kendi değerlerine boyun eğenler için bir hak olarak görmesinden kaynaklanır.
Eğer AP gerçekten “demokrasi” ve “insan hakları”ndan yana olsaydı, Türk diasporasının Avrupa’daki varlığına karşı geliştirilen sistematik baskıya değil, Avrupa'da her geçen gün artan Türkofobiye, İslamofobiye, ırkçılığa ve ayrımcılığa odaklanırdı. Ancak görülüyor ki onlar için “demokrasi”, sadece kendilerine benzeyene ve kendi sömürgeci dillerine boyun eğene tanınan bir imtiyazdır.
Ülkü Ocakları, ne Avrupa’nın önyargılı raporlarıyla sarsılacak, ne de bu asılsız yaftalarla susacak bir harekettir. Bilsinler ki hakikat, hiçbir raporun satır arasına sığmayacak kadar berrak, Türk gençliğinin iradesi ise hiçbir baskıya boyun eğmeyecek kadar sağlamdır.
Buradan Avrupa Parlamentosu’na açık bir mesajımız var. Ülkü Ocakları, devletimizin bekasına ve milletimizin birliğine kasteden o malum odaklara, Avrupa koridorlarında Türk milletini kıskaca almaya çalışan karanlık ve hain mahfillere verdiği rahatsızlıktan ötürü büyük bir huzur ve gurur duymaktadır.
Varsın AP, kendi ürettiği korkular içinde boğulsun! Bizler, Ötüken’den süzülen o sarsılmaz ruhla, Kızılelma’ya olan kutlu yürüyüşümüzden ve Turan ülküsünün yüce idealinden bir an olsun geri durmayacağız.Tarihin derinliklerinden gelen bu asil iradeyle, stratejik aklı ve tarihsel birikimiyle bölgesinde adaletin teminatı olan “lider ülke Türkiye”vizyonu doğrultusunda, “Türk ve Türkiye Yüzyılı”nı inşa etmek için kararlılıkla şahlanışımızı sürdüreceğiz.
Yaşasın Ülkü Ocakları, var olsun Türk milleti!