Aç-kapa Müsavat: Bayrak kapatıyorum, bayrak açıyorum
Ankara’da yolda giderken billboardlarda, kendi güneş logosu altında eriyen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun elinde bayrak tuttuğu “Bayrak Açıyorum” yazılı afişlerini gördüm. Direkt aklıma Şener Şen’in efsane Artema reklamı geldi.
Şener Şen musluk reklam filminde şöyle diyordu:
Açıyorum… açılıyor.
Kapıyorum… kapanıyor.
Ufak bir hareketle… açıyorum, kapıyorum.
Ben bunu hep yapıyorum.
Aç kapa, aç kapa… Tamamen kontrolüm altında!
Aç kapa, aç kapa…
Müsavat Dervişoğlu da tıpkı öyle: İşine gelince bayrak açıyor, işine gelmezse bayrak kapatıyor. Şimdi neye karşı miting düzenliyor? “Terörsüz Türkiye” projesine karşı…
Neye karşı ki?
DEM’e “Gelin Türkiye partisi olun, gelin teröre cephe alın” denmesine, Kandil’in, DEM’in, YPG’nin ve diğer uzantıların “Kurucu Önder” gördüğü Öcalan’a “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykır” çağrısına karşı…
İşte o yüzden bayrak açıyor.
İyi de…
Bu parti, terör örgütü PKK’nın bir önceki siyasi uzantısı olan HDP’nin 2019 yerel seçimlerinde ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ittifak ortağı değil miydi?
Hem HDP hem İYİ Parti, Ankara, İstanbul, Mersin, İzmir, Antalya, Adana, Bursa, Aydın, Hatay, Çanakkale ve daha birçok il ve ilçede aday çıkarmayarak CHP’nin belediye başkan adaylarını desteklemedi mi?
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli “Kürdistan’da biz kazanacağız, Batı’da da AK Parti ve MHP’ye kaybettireceğiz” demedi mi?
Müsavat Dervişoğlu’nu o günlerde bayrak açarken gören olmuş muydu?
Hayır, o günlerde “bayrak kapatma” modundaydı.
Ekrem İmamoğlu İstanbul’da “HDP’nin başımın üzerinde yeri var. HDP’lilere layık olmaya çalışıyorum” dediğinde, Vahap Seçer Mersin’de “Mersin’deki zafer aynı zamanda HDP’nin başarısıdır” dediğinde, Mansur Yavaş Ankara’da “Ajans izin verirse HDP ile görüşürüm” derken, Tunç Soyer İzmir’de “HDP’lilerin gücüne güç katmaya geldim” dediğinde bayrak hep kapatma modundaydı.
Müsavat Dervişoğlu, bayrak kapattığı o dönemde bu belediye başkanlarının seçilmesi için canla başla çalışıyordu. Hiçbirine toz kondurmuyordu. Hele HDP’nin “İzmir’de profilinize en uygun aday” dediği Tunç Soyer için ortaya koca gövdesini koyuyordu.
Tunç Soyer’in HDP/PKK yakınlığını, Kıbrıs’a Rum bakışını, milli konulardaki ihanet ve gafletlerini geçtim. Müsavat Dervişoğlu, 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra sorgu odalarında Ülkücülere işkence yaptıran Tunç Soyer’in savcı babası Nurettin Soyer tartışmaları gündeme geldiğinde, “Ben şimdi nasıl çıkıp da babasından ötürü oğlunu suçlarım veya sorumlu tutarım?” demişti. Oysa Tunç Soyer, babasının yaptıklarıyla ilgili “Demokrat bir adamdı. Babam olmasıyla gurur duyuyorum. Onun oğlu olmak kolay değildi” diyerek hukukun gereğini yaptığını söylüyordu.
Gerçi şimdi “Bayrak Açıyorum” dediği de hikâye… Çünkü daha geçtiğimiz aylarda, “DEM’le hiçbir sıkıntımız yok. Bizim DEM’le ilişkileri bozma lüksümüz yok. DEM’le CHP ayrı ayrı düşemez” diyen Özgür Özel’e mutlak butlan kararı sonrası şöyle yanıt vermişti:
“Her basın açıklamasının başında ifade ettiğim gibi, mevkidaşlık hukukunun yanı sıra aramızda bir de abi-kardeşlik hukuku vardır. Ben Özgür Özel ile bu denli yakın olmaktan iftihar ediyorum. Herkes öncelikle bunu bilsin. Aramızdaki kardeşlik hukuku sıradan bir hukuk değildir.”
Demek ki Müsavat Dervişoğlu’nun “bayrak açıyorum, bayrak kapatıyorum” dönemleri sadece siyasi ve kişisel menfaatleri söz konusu olduğunda devreye giriyor. Yarın Özgür Özel, yeni kuracağı partide “Hadi toplanın, DEM’le yeniden ittifak yapıyoruz” derse, bayrak yine kapanacaktır.
İYİ Parti’nin kurucu Genel Başkanı Meral Akşener, “Kürtlerin siyasal temsilcisi HDP” dediğinde bayrak kapalı değil miydi?
2021 yılında bir basın mensubunun “Kemal Kılıçdaroğlu’nun tezkereye ‘hayır’ deyip sonra Kandil’i bombalama vaadinde bulunmasının çelişkili olduğu söyleniyor” demesi üzerine “Kapsamlı bir çelişki de görmüyorum. Kandil başka bir yer, Suriye’nin kuzeyi başka bir yer” diyerek sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkmasına destek verirken de bayrak kapalı değil miydi?
Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde YSK önünde basın açıklaması yapan 6’lı ittifakın temsilcileri arasında iken, bir muhabir “PKK, Kandil ve Yeşil Sol bileşenleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldı. Bu gelişmeye ne diyorsunuz?” sorusunu sorunca “Dağılın beyler!” diyerek apar topar kaçanlar arasında da bayrak kapalı değil miydi?
CHP’nin Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, HDP ile anayasa taslakları hazırladıklarını itiraf ederek televizyon ekranlarına bağlandığında, “Bu konu 2018’in ocak ve nisan aylarında 4 parti arasında yapılan anayasa çalışmasına ilişkin bir bilgidir. Doğrudur. Cumhuriyet Halk Partisi, HDP, Saadet Partisi ve İYİ Parti uzmanları ve yetkilileriyle ortak fayda sağlayan bir anayasa raporu hazırlandı. Ama bu 2018 yılının başlarında yapılan bir çalışmaydı” dediğinde de bayrak kapalı değil miydi? Emperyalizmin ürettiği “Kürt sorunu” kavramı için “HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz. Eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla çözebiliriz” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’na, “HDP yasal ve meşrudur. Kemal Kılıçdaroğlu’nun çözüm süreci için Meclis’i işaret etmesini destekliyorum” mealinde destek verdiğinde de bayrak kapalı değil miydi?
Türk bayrağını istismar etmek için aç-kapa sistemi kuran Müsavat Dervişoğlu, aslında “Terörsüz Türkiye” sürecinde de bayrak açmış değildir. Eski gaflet ve ihanetlerini sürdürmeye devam ederken yine suçüstü yakalanan o olmamış mıydı?
Mesela “Terörsüz Türkiye” süreci içinde terör örgütü YPG’nin Suriye’nin devlet ve toprak bütünlüğünü kabul etmemesi üzerine terörle mücadele operasyonları başladığında Müsavat Dervişoğlu şöyle diyordu: “Şimdi kalkmışlar, Suriye’deki gelişmeleri sanki bir zafermiş gibi sunmaya çalışıyorlar… PKK’yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat’ın batısından süpürülünce bunu uluslararası bir başarı gibi pazarlıyorlar.” (21 Ocak 2026)
Tam da o günlerde MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli şu açıklamayı yapmıştı:
“Bu nedenle sadece Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu da; Ayn el Arap’tan Kamışlı’ya kadar faal hâlde bulunan terörist faaliyetlerin kökü kurutulmalı, mıntıka temizliği bütüncül ve eşgüdüm hâlinde hayata geçirilmelidir. Ne yurt içinde ne de yurt dışında terörizmin ve terör örgütlerinin kanlı kumpas ve komplikasyonlarına tahammül etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz, alttan almayacağız.” (20 Ocak 2026)
***
Bu açıklamadan haftalar öncede Sayın Devlet Bahçeli şu açıklamayı yapmıştı:
“SDG/YPG’nin İsrail’in tetikçisi, uzaktan kumanda edilen, yemlenip imkânsız hayallere itilen bir kukla olmak yerine Suriye’nin 10 Mart Mutabakatı’na müzahir bir parçası hâline gelmesi herkesin ortak menfaatinedir. Aksi hâlde Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin güvenlik damarını tarumar edecek her münafık mülahaza ve müzmin hazırlığın sonu, fail ve figüranları için vahim olacaktır.” (31 Aralık 2025)
***
Gördünüz değil mi, kimin Türk bayrağı elinde ve gönlünde sürekli açık ve dalgalanıyor?
Müsavat Dervişoğlu, terör örgütü PKK’ya karşı yürütülen silahlı mücadeleye dün de karşı çıkmış, bugün de karşı çıkmaktadır. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli ise terör örgütü PKK’ya karşı her daim anladığı dilden konuşmayı bilmiş, “Terörsüz Türkiye” sürecinde olduğu gibi bu meseleyi kökten çözecek strateji ve kararlılığı ortaya koymuştur.
Müsavat Dervişoğlu, senin bu siyasi siciline bakıldığında “Bayrak açıyorum” pozların hem komik hem de boş duruyor.
Gel sen, Türk bayrağı üzerinden “açıyorum-kapatıyorum” istismarlarını bırak da, Şener Şen’in Artema musluk reklamındaki gibi “Aç kapa, aç kapa… Tamamen kontrolüm altında!” repliğiyle rol verelim sana…
Ya da Özgür Özel “Al sana şu kadar milletvekilliği kontenjanı” derse, bu “Bayrak açıyorum” rollerini de artık bırak.
Harbi baydın vesselam…
Sicil ortada, kime rol kesiyorsun ki?