Yürüyelim arkadaşlar...
Özgür Özel'in mutlak butlan kararının ardından takındığı tavırla, CHP'li belediyelere başlatılan yolsuzluk soruşturmaları sonrasında attığı adımlar arasında milim fark yok.
Bugün düşülen rezil durumdan kurtuluş, dünün sonuç vermeyen çözümlerinde aranıyor.
Her şey, insan 7'sinde neyse 70'inde de odur sözünü kanıtlar nitelikte kaldığı yerden devam ediyor.
***
Yine yargı kararlarına "darbe" benzetmesi yapılıyor.
Yine gerçekleri savuşturmak için inkâr mekanizması devreye alınıyor.
Yine siyaseten girilen çıkmaz sokaktan çıkış adına algı oyunları sergileniyor.
***
Yolsuzluk ve rüşvetle suçlanan belediye başkanlarına "aklan da gel" diyemeyen Özel, yine yargı sürecinin sonuçlanmasını beklemeden kendince yargı dağıtıyor.
Bu kez bir fark var, "CHP'nin iktidarı için mücadelemizi sürdüreceğiz" sözlerinin yerinde artık yeller esiyor.
Herkes Özel'in kuracağı partiyi konuşuyor, göğsünü gere gere Özel'ci olduğunu ifade eden medya kuruluşunun sütunları bu yeni partinin adının "yürüyüş" olacağını kaydediyor.
***
Yeni parti sürecinde belirleyicinin Ekrem İmamoğlu olduğu, İmamoğlu'nun zamanın aleyhte işlediğini belirterek yeni partinin bir an önce kurulması gerektiğini savunduğu da yazılıp çiziliyor.
CHP’de mutlak butlan tartışmalarının ardından ortaya çıkan tablo, parti içi dengelerin ne kadar kırılgan hâle geldiğini bir kez daha gösteriyor.
Hukuki ve siyasi boyutlarıyla zaten yeterince karmaşık olan süreç, sergilenen aceleci tutum nedeniyle daha da tartışmalı bir zemine sürükleniyor.
***
Özel’in siyasi rotasını belirlerken kendi liderlik çizgisini oluşturmak yerine İmamoğlu’nun etkisi altında hareket ettiği yönündeki algının giderek güçleniyor.
CHP’nin uzun yıllardır yaşadığı temel sorunlardan biri, kurumsal aklın yerini kişisel siyasi hesapların almasıydı.
Bugün yaşananlar da bu eleştirileri doğrular nitelikte görünüyor.
***
Özel'den hem dün hem de bugün beklenen, ortaya çıkan belirsizlikleri gidermeye ve parti içinde geniş bir uzlaşı zemini oluşturmaya öncelik vermesiydi.
Ancak o bunun yerine İmamoğlu’nun kayığına binerek bütün gücüyle yolsuzluk zanlılarını savunmayı tercih etti, aynı kayık bugün onu yeni bir siyasi yapılanmanın hazırlıklarına girişmeye savurdu.
Daha süreç tam anlamıyla netleşmeden yeni parti senaryolarının konuşulmaya başlanması, CHP tabanında da ciddi soru işaretleri yarattı.
***
İmamoğlu ve Özel ikilisinin üzerinde durması gereken konu, haklarındaki iddialarının önüne geçeceğini sanarak çıkardıkları hangi yaygaranın istenilen sonucu verdiğidir.
Yeni bir siyasi tabela altında siyaset yapınca aklanacaklarına inanmaları ile dün izledikleri yolun bir farkı var mıdır?
“Yürüyelim arkadaşlar” diyerek CHP'nin tabutuna son çiviyi çakacak kişiler olarak tarihe geçmek istiyorlarsa o başka tabii…