Türkçe Düşün
İstanbul
AÇIK
26°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Yanlışlar silsilesi…

Yanlışlar silsilesi…

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

FETÖ’nün kurduğu kaset kumpası sonucu genel başkan oldu.

Koltuğa oturur oturmaz, Atatürkçü olduğu bilinen isimlerin partiden tasfiyesi için düğmeye bastı.

Parti vitrinini etnik ve mezhepsel fitnelerin savunucularıyla doldurdu.

***

Attığı bu adım, CHP’nin siyaset tarzında köklü bir değişikliğe giderek kurucu ilkelerin tam tersi istikamete yöneleceğinin habercisiydi.

CHP Genel Başkanı sıfatını taşıdığı her gün partisini Atatürkçü anlayıştan uzaklaştıran sosyal mühendisliği tıkır tıkır işletti.

Ne zaman bu konuda eleştirilse “CHP neden değişmesin, CHP de değişecek” sözleriyle yaptıklarının arkasında durdu.

***

CHP Genel Başkanıyken attığı her adımın hatadan ibaret olduğunu bir türlü göremedi.

Geçtiğimiz günlerde de eski CHP Genel Başkanı sıfatıyla katıldığı bir TV programında sarf ettiği, “Ne yaptı Kılıçdaroğlu? Bana çıkıp bir Allah’ın kulu desin, şurada kusurun var,  şu politikada şurada yanlış yaptın. Bu ülke için yapmadığımız şey kalmadı ya” sözleri ile yanlışlarının hiçbir zaman farkına varamayacağını gösterdi.

***

Atatürk’ün partisinden Atatürkçü olduğu bilinen isimlerin tamamını tasfiye etmek kolay bir iş miydi?

Bir yandan marjinal grupların hamiliği elbisesini giyerken diğer yandan kendini Cumhuriyet’in yegane savunucu olarak tanıtabilmek alışılmış bir şey miydi?

PKK’nın televizyonunda “Anayasa’nın 2. ve 3. maddelerini değiştirelim” önerisinde bulunduktan sonra bayrak sevgisinden dem vurmak herkesin harcı olan bir rahatlık mıydı?

Hendek-Çukur-Kobani olaylarında azmettiriciliğiyle askerlerimizin, polislerimizin şehit olmasında parmağı olan terörist Demirtaş’ı “Cezaevinde yattığı her gün ona şeref madalyası olacaktır” sözleriyle yüceltip, derhal serbest bırakılması gerektiği yönünde çağrılar yaptıktan sonra vatan sevdasından bahsedebilmek olağan bir durum muydu?

Türkiye’nin PKK’ya son darbeyi indirmesi için hazırlanan tezkereye hayır oyu verdikten sonra CHP’nin altı okundan birinin milliyetçilik olduğunu hatırlatmak hafife alınacak bir mesele miydi?

***

Evet, bunların hiçbiri kolay, alışılmış, herkesin harcı, olağan, hafife alınacak işler değildi.

Fakat hangisi bu ülke için atılmış adımdı?

Bay Kemal, PKK ve onun siyasi uzantısı için yaptığı ne varsa aslında ülke ve millet adına yaptığını gösteren siyasi tiyatroyu büyük bir ustalıkla sergiledi.

***

Anlaşılan o ki şimdilerde yeni bir tiyatroyu daha sergilemeye başladı.

Yoksa niye “Bu ülke için yapmadığım şey kalmadı” ifadesinin daha mürekkebi kurumadan terörist Demirtaş’ı ziyarete gitsin, değil mi?

Bay Kemal kurduğu cümlelerin zıddına adımlar atarak hayatındaki en büyük yanlışı, yani varlığını PKK’nın varlığına adamayı emeklilik günlerinde de ısrarla sürdüreceğini gösterdi.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *