Kıbrıs meselesi…
Türk milletinin haklı olduğu konular kadar, bu konuları sürüncemede bırakmak için çevrilen ayak oyunları vardır.
Milli ve tarihi haklarımızın üzerinde kuşku uyandırmak isteyen iç ve dış odaklar her daim faaldir.
Söz konusu Türk milletinin hakkının teslimi olduğu zaman diplomatik oyalama mekanizmalarını devreye alınır ve konu derhal çözümsüzlüğe havale edilir.
***
Günümüzde Türklüğünün hak ve çıkarlarının tesliminin yapılmaması amacıyla sürekli yokuşa sürülen meselelerin başında Kıbrıs meselesi gelir.
Arkasına AB ve ABD’yi alan Rum ve Yunan, Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürebilir bir çözüme kavuşulmaması için uğraşır durur.
Ne kadar yokuşa sürülse Türk milleti o kadar hak ve çıkarlarını savunur.
***
Aksini iddia edenler şu soruları cevaplasın…
Türk milleti Kıbrıs meselesinin çözümü adına kurulan müzakere masalarının dağıtılmasına ne zaman takıldı, çözüm ümitlerinin dinamitlenmesini ne zaman umursadı?
Ne zaman Rumların Ada’nın tek sahibi tavırlarına baktı, ne zaman önüne çıkarılan engellemelere aldırdı?
***
Türkiye, Kıbrıs meselesinde her zaman iki devletli çözümden başka bir seçeneğin olmadığını savundu.
Kıbrıs Türklüğü de her şart altında kendi kaderini kendi tayin etmeye, kendi göbek bağını kendi kesmeye kararlı olduğunu gösterdi.
Fakat Türk düşmanlığını geçim kapısı olarak görenler bu kararlılığı bir türlü anlamak istemedi.
***
Tarihin akışının tersi istikametine kürek çekerek boşa emek harcayanlar bugün Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yılında KKTC’den verilen mesajları dikkatle takip etsinler.
Kıbrıs Türk’ü ve Türkiye’yi oyalayabilecek başkaca argümanlarının kalmadığının farkına varsınlar.
“Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacak” sözünün içi boş bir slogan olmadığını anlasınlar.
***
Türkiye’nin, Kıbrıs Türklüğünü hiçbir emperyalist emele kurban etmeyeceğini, haklarının savunulması için elinden gelenden fazlasını dün olduğu gibi yarın da yapacağını akıllarının bir köşesinde bulundursunlar.
Ve tabii…
Ufakta görünenin Kıbrıs Türk devleti olduğunu artık idrak etsinler.