Halep'in küllerinde sönmeyen ışık: Bayram Baba
Suriye’de patlak veren iç savaşın ardından yalnız binalar değil, yüzyılların kültürel mirası olan Türk-İslam izleri de silinmenin eşiğine geldi. İşte Halep’te yitip giden o değerlerden biri, Bayram Baba’nın hatırası ve tekkesidir. Bayram Baba Tekkesi’ni, BAAS Rejimi 1982’de yol genişletme bahanesiyle yıktı.
Peki Bayram Baba kimdir? O, Ahmed Yesevî’nin izinden giden bir Türk sûfisiydi. Bayram Baba, Horasan’dan Halep’e gelip şehrin kenarındaki bir mağaraya yerleşti. O’nun himayesindeki yoksullar, Bayram Baba’nın cömertliğine ve gösterdiği kerametlere şahit oluyorlardı. Halk, bu gizemli Türk dervişine gönülden bağlandı. Bayram Baba, bayram günlerinde mağarasının önünde kocaman kazanlarla helva pişirip halka dağıtırmış. Gelen kişi sayısı ne kadar fazla olursa olsun, Bayram Baba’nın helvası asla tükenmez, herkese yetermiş. İşte bu cömertlik ve bereket numunesi, Bayram Baba’yı Halep ahalisi nezdinde aziz kıldı.
Bayram Baba, 1362 yılında Hakk’a yürüdü. Vasiyeti üzerine, inzivaya çekildiği o mağaranın yanı başına defnedildi. Kısa sürede mezarı ziyaretgah haline gelen bu mütevazı kabre, hayırsever Halep halkı tarafından kubbeli küçük bir türbe inşa edildi. Bayram Baba’nın türbesinin kapısında “Kutbu’l-arifîn Bayram Baba bin Ahmed Yesevî bin Yusuf el-Hemedânî’nin türbesidir” ibaresi yer alıyordu. Bu ifade, Bayram Baba’nın manevî soy kütüğünü Horasan’dan getirip Halep’e diktiğinin adeta taşlara kazınmış ilanıydı.
Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan 1470 yılında Halep’e geldiğinde ilk iş Bayram Baba’nın türbesini ziyaret etti, huzurunda Kur’ân okudu. Gönüllerde sultan olan bu Türk velîsine lâyık bir dergah kurulmasını isteyen Uzun Hasan, Bayram Baba’nın mezarı yanında bir tekke inşasını emretti. Ayrıca tekkenin masraflarını karşılamak üzere Halep yakınlarındaki İbrin adlı bir çiftliği satın alıp vakıf olarak bağışladı. Bu arazinin tekke şeyhinin idaresine verilmesini ve her türlü vergiden muaf tutulmasını ferman buyurdu. Böylesine himaye görmesi, Bayram Baba’nın Türk-İslam dünyasındaki değerini gösteren önemli bir vakadır. Sultan Uzun Hasan’ın alıp başını Uzak Asya’dan gelmiş bir dervişin hatırasına sahip çıkması, Türk dünyasının gönül bağlarına ışık tutan tarihi bir örnektir.
Bayram Baba Tekkesi, Halep’te tam beş asır boyunca varlığını sürdürdü. Bu tekke, sadece dervişlerin zikredip ibadet ettikleri bir mekan olmakla kalmadı; toplumun her kesimine hizmet veren bir kültür merkezi işlevi gördü. Manevi eğitimlerin yanı sıra fakir fukarayı doyuran aşevleriyle, misafirhaneye dönüşen odalarıyla, tarlalarda üretileni ihtiyaç sahiplerine ulaştıran vakıf sistemiyle canlı bir sosyal yapıydı.
Ne yazık ki onca yıl ayakta kalan bu manevi ocak, 20. yüzyılda eski ihtişamından uzaklaşmış, bakımsızlığa terk edilmişti. Yakın döneme kadar ayakta kalmayı başaran Bayram Baba Tekkesi, sonunda ihmale yenik düştü ve 1982’de tamamen yıkıldı. 1980’li yıllarda çekilen son fotoğraflar, tekkenin harap haldeki duvarlarında hâlâ “Hasan Dede, Bayram Baba ve Hacı Bektaş Veli” isimlerinin okunabildiğini gösteriyordu. Bu görüntü, geçmişte Halep’te Türk-İslam varlığının nasıl derin kökler saldığının kanıtıydı. Ancak artık Bayram Baba’nın dergahından geriye sadece arşiv belgeleri ve bulanık hatıralar kalmış durumda.
Halep’teki iç savaş, maalesef geçmişte ihmalle tahrip edilen bu tür değerlerin tamamını yok olmanın eşiğine getirdi. Bombardımanlar, camilerden kalelere tüm tarihî yapıları yerle bir ederken, koca şehirle birlikte Türk kültürel kimliğinin izleri de hedef alındı. Bayram Baba Tekkesi 1982’de yıkılmamış olsaydı bile, muhtemelen Suriye savaşının o karanlık günlerinde bombaların hedefi olacaktı. Nitekim Halep’te Türk döneminden kalma hanlar, hamamlar, camiler büyük ölçüde tahrip oldu. Ulu Cami’nin minaresi çöktü, çarşıları kül oldu. Bir Halepli araştırmacının dediği gibi, “Çarşının yıkıldığını gördüğümde sevdiğim birini kaybetmiş gibi hissettim... Rejim ve savaş bizim kimliğimizi yok etmeye çalıştı” sözleri yaşanan kültürel kıyımı özetliyordu.
Bayram Baba, yalnız Halep’te yaşamış bir sufi değil; aynı zamanda Türk milletinin ortak hafızasında yer eden bir değerdir. Bunca acı manzara içinde Bayram Baba’nın ruhaniyeti, Türk milletinin gönlünde yaşamaya devam ediyor. Fiziken yok edilmiş olsa da onun mirası, Halep’in ve bütün Türk-İslam aleminin ortak hazinesi olarak zihinlerde dipdiri duruyor. Türk dünyasının gönül bağları denildiğinde Ahmed Yesevî’den Anadolu erenlerine, oradan Halep’te Bayram Baba’ya uzanan kesintisiz bir manevi köprü akla geliyor. Bu köprü, sınır tanımadan Türk’ün kültür ve inanç birliğini temsil ediyor. Bayram Baba, Anadolu ile Türkistan arasında kurulmuş manevi köprülerin Halep’teki ayağıdır. Onun şahsında, Türk’ün Horasan’dan çıkan irfan güneşinin Akdeniz ufkuna kadar ulaştığını görüyoruz.
Halep’in harabelerinde yankılanan sessiz duada, Bayram Baba’nın ruhu hâlâ “Var olun, bir olun, diri olun” mesajını fısıldıyor. Küller altından filizlenen bu manevi miras, Türk milleti var oldukça yaşamaya devam edecek yeter ki biz yüreğimizdeki Bayram Baba’ya kulak verelim.