Terörsüz Suriye yolunda kritik eşik: Halep

YAYINLAMA:
Terörsüz Suriye yolunda kritik eşik: Halep

Bu topraklarda milli birliği bozan, kardeşliği zehirleyen ve devletin bekasını hedef alan iki temel tehdit vardır; terör ve ihanet. Terör, masumları hedef alarak korku ve dehşet yoluyla toplumu sindirmeyi amaçlayan bir insanlık suçudur; ihanet ise emanet edilen kalbe saplanan sessiz bir hançerdir. Her ikisi de milletlerin birlik ve bekasına yönelmiş, içeriden çökerten en sinsi saldırılardır.

Bu çerçevede Bilge Lider MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” iradesi, yalnızca sınırlarımızla sınırlı olmayan; vekalet savaşlarıyla bölgemizi kuşatmayı amaçlayan emperyalist ve siyonist projeleri boşa çıkaran tarihi bir stratejik pusula niteliği taşımaktadır. Bu vizyon, Suriye’ye ve tüm bölgeye yol gösteren güçlü bir iradenin ifadesidir.

İhanetin kökünün kazındığı, terörden tamamen arındırılmış bir Suriye, yalnızca bölgesel barışın değil; bölgenin kaderinin değişmesinin de kilit taşıdır. On yılı aşkın süredir yıkım, göç ve parçalanmışlık yaşayan Suriye’nin yeniden ayağa kalkması, sadece Suriyeliler için değil, tüm bölge için hayati önemdedir. Çünkü terör örgütlerinin beslendiği boşluklar sınır tanımaz; istikrarsızlık dalga dalga yayılır.

Bugün açık biçimde görülmektedir ki terörsüzlük, Suriye açısından yalnızca askeri bir mesele değil; toplumsal barışın tesisi, ekonomik toparlanma ve devlet otoritesinin yeniden inşası için vazgeçilmez bir ön şarttır. Milyonlarca çocuk, kadın ve yaşlı; ayırt edilmeksizin zalim bir rejimin zulmüne maruz kalmış, katledilmiş; milyonlarcası yerinden edilerek Akdeniz’in serin sularında ölüme terk edilmiştir.

Böylesi bir vahşet yaşanırken, rejime karşı tek bir kurşun dahi sıkmayan; aksine zalim rejimle iş birliği yaparak onun ayakta kalmasına katkı sunan PKK/PYD/SDG’nin, ağır bedeller ödenerek inşa edilmek istenen yeni Suriye’de belirleyici bir aktör olma hevesi, en hafif ifadeyle abesle iştigaldir.

10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesi amacıyla yaklaşık on ay boyunca sürdürülen yoğun diplomatik ve askeri temaslar, İsrail güdümündeki PKK/PYD/SDG’nin çözümsüzlüğü esas alan tutumunda ısrar etmesi nedeniyle sonuçsuz kalmıştır. Bu durum, Suriye Ordusu’nun terör örgütlerine karşı güç kullanmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.

Ortaya konulan irade sahada açık, net ve tereddütsüz biçimde kendini göstermiştir. Yüzyıllar boyunca ticaretin, kültürün ve birlikte yaşamanın sembolü olan kadim kent Halep, uzun süre terör örgütlerinin ve vekalet savaşlarının sahnesine dönüştürülmüş; bu nedenle şehre yönelik müdahale artık kaçınılmaz olmuştur.

Terörsüz Suriye ve terörsüz bölge hedefinin en kritik eşiklerinden biri olan Halep, bir iki gün içinde terör örgütlerinden temizlenmiştir. Terörün kararttığı bir geçmişten, barışın mümkün olduğu bir geleceğe yürüyüşün adı bugün Halep’tir. Halep’te atılan her normalleşme adımı, ülke geneline yayılan bir umut dalgası oluşturacak; şehrin yeniden ayağa kalkışı, Suriye’nin de ayağa kalkabileceğinin en güçlü kanıtı olacaktır.

Halep’te silahlı terör yapılanmalarının tasfiye edilmesi yalnızca bir askeri başarı değil; Suriye genelinde devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi yolunda güçlü bir işarettir. Bu gelişme, ülkenin diğer bölgeleri için de açık bir mesajdır: Terör ne yönetebilir ne de kalıcı olabilir.

Açık bir hakikat vardır: Terör, toprağı değil insanlığı işgal eder. Terörle vatan edinilemez; silahla çizilen sınırlar aidiyet üretmez. Toprak, uğruna bedel ödenmiş kutsal bir emanettir; vatan ise bu toprağın hukukla, adaletle ve ortak iradeyle korunmasıdır.

Suriye’nin kalıcı istikrarı, ülkenin tamamında devlet egemenliğinin silahlı terör örgütlerinden kesin biçimde arındırılmasıyla mümkündür. PKK/PYD/SDG gibi terör örgütleri ile emperyalist güçlerin taşeronluğunu üstlenen mezhepsel yapılar varlığını sürdürdükçe, ne sahici bir siyasi çözüm ilerleyebilir ne de Suriye halkı huzur ve güvenliğe kavuşabilir. Bu yapılar, en başta Suriye halkını mağdur etmekte; etnik ve mezhepsel ayrışmaları körükleyerek ülkenin birliğini, dirliğini ve geleceğini tehdit etmektedir.

Bugün yapılan, terör örgütlerini Suriye’nin geleceği denkleminden tamamen çıkarmaktır. Barış; silahlı örgütlerin gölgesinde değil, hukukun, devlet aklının ve toplumsal uzlaşının hâkim olduğu bir zeminde mümkündür.

Terörsüz Türkiye, terörsüz Suriye ve terörsüz bölge; silahların değil insanların konuştuğu, korkunun değil hukukun belirleyici olduğu bir geleceğe dair aynı umudun farklı yansımalarıdır. Bu gelecek ancak ortak akıl ve ortak vicdanla inşa edilebilir.

Nitekim Bilge Lider MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” ve terörsüz bölge hamlesinin, yalnızca ülkemizi ve bölgemizi değil; küresel çıkmazlarla boğuşan dünyayı da yeniden dengeye taşıyacak, insanlığa istikamet çizecek tarihî bir vizyon olduğu bir kez daha tartışmasız biçimde tescillenmiştir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...