Bölgesel gücün sinir ağları: Hava yolları

YAYINLAMA:
Bölgesel gücün sinir ağları: Hava yolları

Bugünlerde iş içinAnkara - Bükreş (Romanya) uçak seferlerine bakarken Bükreş’e direkt bir uçuş olmamasına çok şaşırdım. Hatta Türkiye, “bölgesel güç” söylemini daha sık kurarken, başkentin çevresindeki başkentlerle kurduğu bağın bu kadar zayıf olmasına hayret ettim.

Merak edip araştırmamı biraz derinleştirdim. Bir zamanlar kısmen ya da tamamen Osmanlı toprağı olmuş veya bugün de Türkiye’nin kültür havzasında sayılabilecek ülkelerin başkentleriyle Ankara arasındaki doğrudan (aktarmasız) uçuşlara baktım. Atina, Sofya, Bükreş, Priştine, Kişinev, Erivan, Podgorica, Zagreb, Riyad, Tunis, Aşkabat, Cezayir gibi başkentlerle “Ankara’dan direkt uçuş” seçenekleri yoktu.Budapeşte (WizzAir),Üsküp(Ajet), Tiran(Ajet), Saraybosna(Ajet) içinse “bu yıl içinde başlıyor” deniyordu. Bunun dışındaki yine yakın ülke başkentlerinden Viyana, Prag, Bratislava, Ljubljana gibi başkentlerle de uçak seferleri yok.

Bu başkentlerin isimlerini yazarken Elveda Rumeli dizisi aklıma düştü. Bir şarkıda, “Çıkayım gideyim bir uçtan uca, göstereyim sana canım ayrılık nice” diyen o duygu, bugün daha sıradan bir şeye dönüşmüş gibi hissettim.

Bu ülkeler içinde nüfusu en yüksek olanlar Romanya (~ 19 milyon), Yunanistan (~10 milyon), Bulgaristan (~6,5 milyon), Macaristan (~9.5 milyon), Suudi Arabistan (~34,5 milyon), Tunus (~12 milyon), Türkmenistan (~7 milyon), Cezayir (~47 milyon). Bunlar varken bu yıl seferlerin başlayacağı başkentlere bakınca tercihlerin turizm odağı ile belirlendiğini okuyorum. 

Peki Türkiye’nin en çok ticaret yaptığı ülkeler açısından bakınca durum nedir? Ticaret hacminde ilk 30 ülkenin başkentlerinden, Pekin, Washington, Roma, Bern, Seul, Delhi, Brasilia ve Tokyo ile de Ankara arasında direkt uçuş yok. 

Nüfusumuzun yaklaşık %80’i İstanbul’da yaşamıyor. Bu, İstanbul dışındaki iş insanı içinbir iş gezisini üç güne yaymak demek. Akademisyen için maliyeti ikiye katlamak demek. Gençler ya da yetişkin turistler için “komşu başkent” fikrini imkânsızlaştırmak demek. Bu durumda, kültürel yakınlaşma dediğimiz şey, çoğu zaman çok basit bir gerçeğe takılır: Ulaşım.

Buraya kadar anlattığım sadece “konfor” meselesi değil. Dünya, uzun süredir “ucuz üretim–hızlı teslimat” mantığından “dayanıklılık–güvenlik” mantığına geçiyor. Tedarik zincirleri artık bir ulusal güvenlik başlığı. Güç rekabetinin sertleştiği dönemde, her ülke kendi lojistik koridorlarına, insan ve sermaye hareketliliğine yeniden bakıyor. 

Bunların sinir sistemi ise havayoludur. Bir savunma sanayi alt yüklenicisinin acil numune göndermesi, bir yazılım firmasının saha ekibini hızla konuşlandırması, bir sağlık tedariğinin hızla yetiştirilmesi… Ankara’dan direkt hat yoksa, bu refleksin maliyeti artar; hız ve güven azsa, rekabet gücü düşer.

Bunun yanında, başkentler birer karar merkezidir. Diplomasi, savunma işbirliği, kriz yönetimi, enerji müzakeresi, ortak projeler başkentlerde şekillenir. Türkiye “bölgesel merkez ülke” iddiasını taşıyorsa, başkentinin de bir bölgesel düğüm noktası olması gerekir. Başkentlerden direkt uçuş konusugördüğünüz üzere bir politika alanı.

Bu durumda;

  • Ankara’nın bölgesel hatlarını “ticari kârlılık” hesabının ötesinde, stratejik bağlantı olarak ele almak gerekir.
  • Hatların sadece yolcu değil kargo tarafı da düşünülmelidir. Unutmayalım, Ankara, savunma, yüksek teknoloji, sağlık, bilişim ve kamu ekosisteminin merkezi. 
  • İstanbul’un doğal ağırlığını inkâr etmeden, Ankara’nın ikinci bir bölgesel hub olarak konumlanması stratejik bir sigorta, ülke dayanıklılığını artıracak bir unsurdur.

Bana göre sırasıyla; Sofya, Riyad, Pekin, Bükreş, Aşkabat, Roma, Vaşington, Cezayir, Atina, Tunis ve sonra diğer eksik başkentler çok hızlı şekilde direkt seferlerle Ankara’ya bağlanmalıdır. Bunu Türk Hava Yolları, Ajet, Pegasus ve diğer yerli havacılık şirketlerinin yapması mümkün olmuyorsa;ya diğer yabancı havayolu şirketlerden Ankara’ya uçuş tesis edilmeli veyaAnkara bir aktarma noktası haline getirilmeli, ya da yabancı havayollarına trafik hakkı verilmelidir. Elbette Türk havacılık şirketlerinin para kazanmasını isterim, ama stratejik bir faydayı geciktirmek de doğru olmayacaktır, üstelik taktik (daha alt seviyede) ve gelecekteki muhtemel bir kazanç için.

Eğer bölgesel etkiyi büyütmekistiyorsak; “coğrafya”yı sadece haritada değil, ulaştırma ile de yakınlaştırmak zorundayız.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...