Ülkemizin ahlaki ve kültürel başkalaşmasını reddediyoruz

YAYINLAMA:
Ülkemizin ahlaki ve kültürel başkalaşmasını reddediyoruz

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları tüm ülkede büyük bir deprem etkisi yarattı. Ülkemizin daha önce anılmadığı bu tip bir olayla anılması tüm taraflarda acil durum olarak karşılandı.

Öğretmenler, öğretmen-veli-öğrenci sınırlarının muğlaklaştığından dertlendiler; öğretmenin itibarının yeniden kazandırılması, öğretmen ve kararlarının doğrudan veli tarafında sorgulanmasının engellenmesi, okullardaki psikososyal faaliyetlerin güçlendirilmesi açısından ele aldılar. Konuya güvenlikçi açıdan bakanlar olduğu gibi okul idari yönetim modeli açısından bakanlar da oldu.

Yöneticiler seviyesinde konuyu ele alanlar arasında belki de en niteliksiz ele alma ise CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den gelen, “emekli askerlerin okullara bekçi yapılması” önerisiyle oluşmuş oldu.

Buradaki konu özünde güvenlik değil.

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin Kahramanmaraş okul olayı sonrasında yaptığı açıklamanın içinde bu konunu nasıl ele alınması gerektiği mükemmel şekilde belirlenmiş:

“Unutulmamalıdır ki; insan, biyolojik varlığının yanı sıra, kültürel ve milli değerlerle yoğrulan bir şahsiyettir. Dijitalleşme bu değerleri aşındırdığında, toplumsal dokuyu hedef alıp zayıflattığında, böylesi trajediler kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu nedenle meseleyi yalnızca fail üzerinden okumak, hakikatin eksik anlaşılmasına yol açacaktır. Asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır.

Sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanları tam da bakılması gereken yerlerdir.

Sosyal çevreyi; aile, okul, mahalle, kültürel çevre ve arkadaş grupları olarak çerçeveliyorum. Ebeveynin ilgi ve bilgi eksikliği, hukuki sorumsuzluğu, çocuk ve aile arasındaki iletişim kopukluğu, okul ortamındaki akran zorbalığı, dışlanma, öğretmen-öğrenci ilişkisindeki hiyerarşinin zayıflaması ve okullara ve mahalleye uzanan uyuşturucu gibi problemler bu kapsamdadır. Okul, mahalle ve kültürel çevre geçmişte olduğundan farklı şekilde, kendi içinde bir otokontrol artık içermiyor. Çocukların rol model alabileceği, onları koruyup kollayacak bir reis eksikliği, mahalledeki çocukları gözleyen mahallenin delikanlı ağabeylerinin ve hatta bakkallarının kalmaması, bekçilerin görev alanlarının tanımı, okul gibi yüzlerce vatandaşın bulunduğu bir mahalli çevrede bulunmayan güvenlik ve sağlık personelleri, hep bu başlıkta ele alınmalıdır. Öte yandan çocuğu suça teşvik edebilecek suça eğilimli ve riskli davranışları teşvik eden arkadaş grupları da sosyal çevre ile ele alınması gereken bir diğer konudur.

Dijitalleşme; sosyal medyadaki şiddet içerikleri, şiddetin ve kanunsuzluğun ödüllendirildiği oyunlar, oyunlar üzerinden sağlanan kontrolsüz iletişimler ve oyunlardaki hayat simülasyonlarıyla gerçek ve sanal arasındaki sınırların bulanıklaşması olarak incelenebilir.

Değer erozyonu; şiddetin medya ve popüler kültürde sıradanlaşması, ailenin küçülmesi ve çözülmesi, bir anlamda güçlü olanın haklı olduğu algısının yayılması, ahlaka yönelik konvansiyonel medya (örneğin tv dizileri) ve dijital alandan saldırılar, ahlaki sınırların belirsizleşmesi ve gri alanlara dönüşmesi, saygı, merhamet, sorumluluk gibi asli kültürel değerlerin geri planda kalması olarak anlaşılabilir.

Kontrolsüz etki alanları ise denetim ve yönlendirme dışında kalan, aile ve okul dışındaki dijital olan ve olmayan alanda geçirilen denetimsiz zaman, denetlenmeyen sosyal medya gruplaşmaları, radikalleşmeye açık içerik kümeleri, dark web, anonim platformlar ve kapalı gruplar, dijital platformlardaki proaktif güvenlik ve devriye eksikliği, dijital terör, rehberlik, psikolojik destek ve erken uyarı mekanizmalarının yetersizliği bu başlıkta ele alınabilir.

Görüldüğü üzere aslında burada 4 ana başlık altında gruplanmış bu alanlara, etkili ama kök sebepten yaklaşarak yapılacak dokunuşlar bu ve benzeri problemlerin çözülmesi için en doğru yoldur.

Türkiye Cumhuriyeti, okul saldırıları gibi kültürel değişimin belki de en korkutucu örneği ile anılamaz. Ülkemizin ahlaki ve kültürel başkalaşmasını reddediyoruz.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...