CHP neden böyle?
“İsmet Paşa CHP’den istifa etmişti” dediğimizde şaşırıp kaldılar tabii. Bilmiyorlardı bu gerçeği, öğrenince hepsine birden “kal geldi”…
Ağabeyleri ve ablaları yeni yetme “ergen devrimcilere” anlatmamış, saklamışlardı bu hakikati… O garipler de İnönü’yü hep CHP’li sanmışlar, olmadık hayallerin ve uydurma efsanelerin peşinden koşmuşlardı.
Üstelik İnönü, Türkiye’de en fazla “sol partiyi” kapatan, “sosyaliste ve komüniste” aman vermeyen bir Başbakan ve Cumhurbaşkanıydı(!)…
***
İplerin kopmasına 12 Mart Muhtırasında yaşananlar sebep oldu. Ecevit Muhtıranın asıl amacının CHP’nin iktidarını önlemek olduğunu düşünüyordu. İnönü muhtırayı onaylamasa da “ortamı yumuşatmak amacıyla” yeni kurulacak hükümete CHP’li üye desteği vermek niyetindeydi.
İkili arasındaki bu ince çizgi ilk istifayı getirdi. Ecevit 21 Mart 1971’de CHP Politbürosu Genel Sekreterliği’nden istifa etti.
Fakat fırka içindeki tartışmalar ve gerginlik bu istifa sonrasında daha da arttı.
İDAMLARA EVET…
Bilhassa Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarına 24 Nisan 1972 tarihinde birçok CHP’li “evet” oyu kullanmış ve parti içindeki tartışmaları büyütmüştü.
CHP Olağan Kongresi Haziran 1972’de toplanacaktı. Lakin durum son derece gergindi. Haziran Kurultayını beklemek imkânsız hale geldi. Tartışmalar kavgalara dönüştü. Olağanüstü Kurultay için 5 Mayıs 1972 kararı alındı.
Zaten gergin olan ipler de işte o zaman koptu. Ecevit, Milli Şef’in karşısına aday olarak çıktı.
İnönü Kurultay açılış konuşmasında “Ya Ecevit, ya ben” dedi.
Dedi ama delege Ecevit’ten yana tavır aldı. İlk seçim PM seçimiydi. Ecevit’in Listesi, 504 oya karşı 709 oyla seçimi kazandı. İsmet Paşa büyük bir inkıraz yaşadı. Çok durmadı. Bir gün sonra 8 Mayıs 1972’de CHP Genel Başkanlığından istifa etti. Ecevit ise 14 Mayıs’ta yapılan tek adaylı seçimde CHP Genel Başkanı oldu. İsmet Paşa Senatör olarak kaldı.
Tarih 5 Kasım 1972’yi gösterdiğinde de ise İsmet İnönü bu defa kurucularından olduğu ve 33 yıl 4 ay Genel Başkanlığını yaptığı CHP’den istifa etti.
İNÖNÜ: “CHP SAKINCALIDIR!”
İsmet İnönü’nün istifa mektubu çok kısa ve anlamlıydı. Paşa, CHP’yi terk mektubunda: "12 Mart şartlarının nazik mahiyetini ciddiyetle muhafaza ettiği bir zamanda, Parti politikasının memleket için sakıncalı gördüğüm şekil ve istikamette değiştirilmesi sebebiyle CHP'den ayrılmış olduğumu bilgilerinize saygılarımla sunarım." diyerek yazmıştı…
***
İsmet İnönü’nün yaptığı en büyük hata ABD’ci Kasım Gülek’i partiye almak oldu. Ondan sonra da bir türlü dikiş tutmadı Halk Fırkası. Kasım Gülek’in kurduğu düzenek çok iyi işledi. Parti normal seyrine bir türlü dönemedi. Ortanın Solu dendi, olmadı. Sosyal Demokrat dendi tutmadı. İçinde her zaman bir “vesayetçi” zihniyet ve bir ABD’ci taraf ağır bastı.
Yıllar sonra ABD’ci Gülek’in talebesi olan yine ABD’ci hain Gülen tarafından İmamoğlu oltası atıldı CHP’ye… Hepten aykırı gitti parti. Yolsuzluk ve rüşvet skandalları Halk Fırkası’nı bu günlere getirdi.
DEVLET BEY DİKKAT ÇEKİYOR
Lakin son durum gerçekten vahim…
“Mutlak Butlan” kararından sonra CHP’ yine savruldu… Taraflar arasında muvazene kayboldu, nefret ve hiddet sarmalı her yanı kapladı. Kendi içlerinden bir akl-ı selim çıkaramadılar.
Tarihi müdahaleyi MHP’nin Bilge Lideri Devlet Bahçeli yaptı. Gazetemizin Başyazarı Yıldıray Çiçek’e arka arkaya tafsilatlı iki mülakat verdi. Meseleyi CHP gerçeklerinden, Türkiye hakikatine; siyasal tahlillerden, demokrasi bilincine kadar çok yönlü ve derinlemesine değerlendirdi.
CHP’liler yine şaşkın şaşkın izledi… Kendi dertlerine çareyi Devlet Bey’in vermesine ve yol göstermesine hayret etti!
Sayın Bahçeli’nin “Devlet Adamlığını” yine ve yeniden anladılar… Derleyen, bir araya toplayan ve birleştiren milli harcın Türk Milliyetçiliği ve Lider Bahçeli olduğunu bir kez daha gördüler.
Oysa köşesine çekilip, CHP içindeki ayrışmayı, atışmayı, kavgayı ve bölünmeyi izleyebilirdi Sayın Bahçeli… Fakat öyle yapmadı Bilge Lider! Çünkü onun için birinci öncelik Türkiye ve Türk Milletiydi… Meşru ve kurumsal siyasi partiler korunmalıydı.
TÜRKİYE: GEÇİTTEKİ ÜLKE
Bir yanda etrafımız savaş alanıyken, diğer yanda “Terörsüz Türkiye Hedefi”ne doğru hassas adımlar atılırken; CHP’nin iç çatışmalarından kaynaklanacak bir kaos ortamının milli bünyeye vereceği zarar Devlet Bey’in dikkatinden kaçamazdı.
Türkiye bir akabeden geçiyordu, durdurulamazdı! Zaafsız, kambursuz ve krizsiz bir şekilde Türkiye bu yolu kat etmeliydi…
Devlet Bey işte bu yüzden gerekli uyarıları yaptı…
İnşallah anlarlar…