57 yıldır vazgeçilmez yeminimiz MHP
Bugün yalnızca bir siyasi partinin kuruluş yıldönümünü idrak etmiyoruz. Bugün; yarım asrı aşan bir fikrin, bir davanın, bir ülkünün; bedel ödenerek, sabırla, imanla ve fedakârlıkla nasıl ayakta kaldığını, nasıl kökleştiğini ve nasıl geleceğe yürüdüğünü bir kez daha idrak ediyoruz. Bugün, Milliyetçi Hareket Partisi’nin sıradan bir siyasi yapı olmadığını; bir takvim yaprağına, bir seçim sonucuna, bir dönemin şartlarına sığmayacak kadar büyük ve derin bir irade olduğunu haykırıyoruz.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin hikâyesi, sandıklarla sınırlı bir siyaset hikâyesi değildir. Bu hikâye; Türk milletinin varlık mücadelesiyle yoğrulmuş, devlet aklıyla şekillenmiş, ülküyle mayalanmış büyük bir yürüyüşün hikâyesidir. Bu yürüyüş; inancın, sadakatin ve vatan sevgisinin tarih boyunca nasıl bir iradeye dönüştüğünün adıdır.
Bu büyük hareketin ilk adımları, 1950’li yıllarda atıldı. O yıllar; Türk milliyetçiliğinin siyasette yalnızca bir fikir değil, bir sistem ve bir devlet tasavvuru olarak şekillenmeye başladığı yıllardı. Yokluk vardı, imkânsızlık vardı ama iman vardı, cesaret vardı. 1958 yılında Cumhuriyetçi Millet Partisi ile Türkiye Köylü Partisi’nin birleşerek Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ni (CKMP) kurması, Türk milliyetçiliğine kurumsal bir siyasi kimlik kazandırdı. CKMP, o günkü sınırlı gücüne rağmen; taşıdığı milli ruhla, Milliyetçi Hareket’in temel harcını karan bir irade oldu.
1960’lı yıllar ise bu iradenin bir liderle, bir istikametle ve bir dava bilinciyle buluştuğu yıllardır. Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in 1965 yılında CKMP’ye katılması ve kısa sürede genel başkanlığa seçilmesi, Milliyetçi Hareketiçin tarihi bir dönüm noktası oldu. 8-9 Şubat 1969’da Adana’da yapılan kongrede partinin adının Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirilmesi, sadece bir isim değişikliği değil; Türk milletinin kaderine sahip çıkma kararlılığının açık ilanıdır. 9 Şubat 1969, bir partinin değil; bir davanın, bir ülkünün, bir milli duruşun ayağa kalktığı gündür.
1970’li yıllar, Milliyetçi Hareket Partisi’nin büyüdüğü, kökleştiği ve devlet yönetiminde sorumluluk üstlendiği yıllar oldu. 1975’te I. Milliyetçi Cephe, 1977’de II. Milliyetçi Cephe hükümetlerinde yer alan MHP; artık yalnızca itiraz eden değil, yöneten; yalnızca konuşan değil, karar alan bir milli iradeye dönüştü. Türk devlet aklı ile Türk milliyetçiliği bu dönemde siyasette somut karşılık buldu.
Ancak bu yürüyüş her zaman kolay olmadı. 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle Milliyetçi Hareket Partisi kapatıldı.Başbuğ Alparslan Türkeş zindanlara atıldı. Binlerce ülkücü ya şehit düştü ya da demir parmaklıklar ardına mahkûm edildi. Kapılar mühürlendi, yollar kesildi, baskılar sistematik hâle getirildi. Fakat dava diz çökmedi, ülkü teslim alınamadı. Çünkü Milliyetçi Hareket’in gücü tabelasında ya da koltuğunda değil; çileyle yoğrulmuş yüreklerde, imanla taşınan ülküsündeydi. 1985’te Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP)’nin kurulması, bu sarsılmaz iradenin küllerinden yeniden doğuşudur. 1987’de siyasi yasakların kalkmasıyla Başbuğ Alparslan Türkeş’in yeniden siyasete dönmesi ise, Milliyetçi Hareket’in asla durdurulamayacağının, asla susturulamayacağının tarih önünde ilanı oldu.
1990’lı yıllar, Milliyetçi Hareket’in yeniden yükseliş yıllarıdır. 1992’de MÇP’nin yeniden MHP adını almasıyla hareket, tarihsel kimliğine kavuştu. Liderler değişebilir, dönemler kapanabilir ama dava değişmez. 4 Nisan 1997’de Başbuğ Alparslan Türkeş’in vefatının ardından 6 Temmuz 1997’de Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin genel başkan seçilmesiyle Milliyetçi Hareket yeni bir lider ve istikamet kazandı. Bunun en açık sonucu, 1999 seçimlerinde MHP’nin yüzde 18 oyla Türkiye’nin ikinci büyük partisi olması ve devlet yönetiminde yeniden sorumluluk üstlenmesidir.
2000’li yıllar; sabrın, direncin ve ilkeli duruşun sınandığı yıllar oldu. Bazen Meclis’te, bazen Meclis dışında… Ama her şartta milletin yanında, devletin safında. Çünkü bu hareket için esas olan makam değil, duruştur; güç değil, ilkedir. 2002’de Meclis dışında kalındı; 2007’de yeniden Meclis’e dönüldü. MHP,hiçbir zaman savrulmadı. Çizgisini, ülküsünü ve devlet anlayışını her zaman korudu.
2010’lu yıllarda Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinin belirleyici gücü hâline geldi. Devletin bekası, milletin birliği ve vatanın bölünmez bütünlüğü, her türlü siyasi hesabın üzerinde tutuldu. 2016’da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne verilen destek, 2017 referandumundaki net duruş ve 2018’de Cumhur İttifakı’nın kurulması; MHP’nin tarihî sorumluluk bilincinin tezahürüdür. Bu hareket, Türkiye’nin yeni yönetim sisteminin kurucu iradelerinden biri oldu.
Bugün, 2020’li yıllarda Milliyetçi Hareket Partisi; yarım asrı aşan onurlu geçmişiyle, dimdik ayaktadır. Dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacaktır. Çünkü bu hareketin temeli inançtır, sadakattir ve Türk milletidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılı olan 2023’te de MHP, Cumhur İttifakı içinde üstlendiği milli ve tarihî sorumluluğu kararlılıkla sürdürdü.
Milliyetçi Hareket Partisi; meşruiyetini ve gücünü Türk milletinden alan; adalet, birlik ve ahlak temelinde hukuku ve demokrasiyi esas alan bir devlet iradesidir. Hedefi; Türkiye’yi güçlü, itibarlı, söz sahibi ve lider bir dünya devleti yapmaktır.
Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin ifadesiyle; pusulası millet, istikameti devlet olan Milliyetçi Hareket Partisi’nin yaşı, Türklüğün yaşıyla eştir. Biz Milliyetçi ve Ülkücü Hareket’iz! Biz Türk’ün varlık iradesi, Türklüğün beka davasıyız!
Milliyetçi Hareket Partisi; kökünü tarihten, gücünü milletten, meşruiyetini devletten alan bir iradedir. Türk milleti var oldukça MHP de var olacaktır. Kıyamete kadar bu dava sürecek; geleceğin ülkücü nesilleri, ay yıldızlı bayrağı omuzlayarak dalga dalga, bayrak bayrak yükselecektir!
57 yıldır vazgeçilmez yeminimiz MHP, günübirlik siyasetin değil; imanla yoğrulmuş, bedel ödenmiş bir davanın adıdır. Bu yemin makam ve ikbal için değil, millet ve istiklal içindir. Milliyetçi Hareket Partisi, yarım asrı aşan mücadelesi boyunca istikametinden sapmamış; milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bütünlüğü söz konusu olduğunda tereddütsüz safını almıştır. Dün olduğu gibi bugün de bu yemin geçerlidir. Çünkü MHP var oldukça Türk milleti yalnız, Türk devleti sahipsiz değildir.