Cemaziyelevvellinizi Biliriz

YAYINLAMA:
Cemaziyelevvellinizi Biliriz

Bir varmııış, bir yokmuuuş…

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer berber iken, pireler tellal iken, tarihin Osmanlı devirlerinde  “Hazine-i Evrak Dairesi” diye bir merkez varmış.

İşte o dairede devletin bütün resmi yazışmaları günü gününe toplanır ve titizlikle saklanırmış. Bu merkezlerde de “emin” sıfatlı memurin ve amirun taifesi görevliymiş.

Bu görevliler gelen evrakları günlük ve haftalık olarak tasnif eder, evrak kayıt defterlerine özel kodlarla işler ve muhafaza altına alırlarmış. 

Daha sonra evrak-ı metrukeler de, ben diyeyim Nazilli Basması’dan , siz deyin Çukurova’nın Alaca Bezi’nden mamul çok kaliteli dokuma çuvallara konur, o çuvallara da o ayın ismi yazılırmış.

Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel gibi ay isimlerinin yazıldığı içi evrak dolu o kaliteli bez çuvallar da nem ve haşerattın giremeyeceği bezir yağlı ahşap sandıklara konarak saklanırmış…

Günlerden bir gün, o merkezde çalışan memurin taifesinden biri şeytana uymuş. Kaliteli bezden yapılmış, kar gibi beyaz, pamuk gibi yumuşak çuvallardan birine göz koymuş. “Şunlardan birini eve götürsem de kendime esvap diktirsem” diye düşünmüş! 

Düşüncesini de hemen uygulamış. Üzerinde “Cemaziyelevvel ayı” yazılı bez çuvalın içindeki evrakları sandığa döküp, boş dokumayı beline dolayıp aşırarak evine götürmüş…

Götürmüş ama üzerindeki “Cemaziyelevvel” yazısını bir türlü çıkaramamış. Külle yıkamış olmamış, sabunla çitilemiş çıkmamış, mecbur o yazılı haliyle kendine bir esvap diktirmiş.

Derken o memur bir gün hastalanmış, işe gelemez olmuş. Sadık iş arkadaşlarından biri onu merak edip, geçmiş olsun niyetiyle evine ziyarete gitmiş…

O sadık arkadaş eve varıp hasta dostunun üzerindeki elbisede Cemaziyelevvel yazısını görmüş. Şaşkınlığını gizleyerek ziyaretini tamamladıktan sonra ertesi gün sandıkları kontrol edince durumu çok daha iyi anlamış…

Dost vefasıyla gördüğünü içine atıp, susmuş…

*** 

Gel zaman git zaman bizim bez hırsızı terfi edip o bölüme amir olmuş!

Amir olunca da gubur, gubur guburdanmış, gururundan kibrinden yanına varılmaz olmuş. Başlamış başta kendisini yakalayan memur arkadaşı olmak üzere herkese “ahlak, fazilet ve erdem dersi” vermeye…

Bu zulmete çok içerleyen bizimkisi artık dayanamayıp amirinin duyacağı şekilde başlamış söylenmeye; “fazla ileri gitme biz senin Cemaziyelevveli’ni de biliriz!

*** 

İşte böyleeee… Biz yazdık kıssasını, onlar alsın hissesini.

***

Şimdi gelmişler, Türk Devletinin son çeyrek asrına fikirleri, ülküleri ve devlet adamlığı ile mühür vurmuş Devlet Bahçeli Beyefendiye söz söylüyorlar… Hayatlarında, görev alanlarında ve geçmişlerinde hiçbiri Devlet Bey kadar sorumluluk ve risk almamış bu zevata söyleyecek pek sözümüz yoktur. Zira çok yüksek makamlarda olduklarından dolayı bizi küçük göreceklerdir… Biz de onlara bu hikâyeyi ve deyimi sahip olduğumuz Ocak Terbiyesi ile hatırlatacağız: Unutmayınız Efendiler, biz sizin cemaziyelevvelinizi biliriz!

*** 

Başta Türk Dünyası’nın Bilge Lideri Devlet Bahçeli Beyefendi’nin ellerinden öpüyor, hepinizin bayramını kutluyorum.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...