Vefasız ve görevlendirilmiş otostopçu yancılar
Attığı her adımda, konuştuğu her cümlede maskesini tekrar tekrar düşüren iki siyaset yancısı var… Bunlar zamanında işareti alır almaz ilk hançeri MHP’ye saplamışlardı. Birinin adı Müsavat Dervişoğlu, diğerinin ise Ümit Özdağ.
Bu ikili, CHP kurultayına ilişkin mutlak butlan kararı verilir verilmez yine maskelerini düşürdü ve nasıl görevlendirilmiş yancılık yaptıklarını bir kez daha ispatladı. Karar çıkar çıkmaz doğruca CHP Genel Merkezi’ne koşturdular.
Eğer Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ, o koşuşturma sırasında “Özgür Özel’den kaç milletvekili kontenjanı kaparız?” diye düşünmedilerse, başka bir şey bilmiyorum. Çünkü hayata pazarlık gözüyle baktıkları için siyaseti de aynı şekilde yapıyorlar. Adeta siyasi otostopçu gibiler: Bir arabayı durdurup gidecekleri yere kadar gittikten sonra ne arabayı ne de şoförü tanıyorlar.
Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ belli ki son otostopçuluk eyleminde Özgür Özel’in şoförlüğüne denk gelmiş ve onunla anlaşmışlardı. O yüzden telaşlı telaşlı, ter/su içinde CHP Genel Merkezi’ne koşturdular.
Özgür Özel’den yana taraf olduklarını göstermek için, bugüne kadar hep iyilik gördükleri Kemal Kılıçdaroğlu’na da düşmanlık sergilediler.
Ümit Özdağ öyle bir telaşa kapıldı ki, 3 günlük Antalya programını iptal etti, Zafer Partisi’ni olağanüstü toplantıya çağırdı ve ışık hızıyla CHP Genel Merkezi’ne koştu. Orada Özgür Özel’e şu desteği verdi: “Sayın Genel Başkanım, size ve arkadaşlarınıza içtenlikle demokrasi ve hukuk mücadelenizde başarılar dilerim. Biz de bu mücadelenin içerisindeyiz. Bugün olan, demokrasinin kurban edilmesidir.”
Ümit Özdağ’ın taraftarları adeta çıldırmış gibi Özgür Özel’e destek yağdırırken Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaretler savuruyor.
Müsavat Dervişoğlu da aynı ışık hızıyla hareket etti. İYİ Parti Başkanlık Divanı’nı olağanüstü toplantıya çağırdı, basın açıklaması yaptı ve soluğu CHP Genel Merkezi’nde aldı. Orada Özgür Özel’e yancılık yapacağını şu sözlerle ilan etti:
“Her basın açıklamasının başında ifade ettiğim gibi, mevkidaşlık hukukunun yanı sıra aramızda bir de abi-kardeşlik hukuku vardır. Ben Özgür Özel ile bu denli yakın olmaktan iftihar ediyorum. Herkes öncelikle bunu bilsin. Aramızdaki kardeşlik hukuku sıradan bir hukuk değildir.”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle görüşme talebi olup olmadığı sorulunca ise vefasızlık özelliğini yine gösterdi: “Ben gücünü milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem.”
Kendi Kemal Kılıçdaroğlu’na bu vefasızlığı yaptığı gibi, İYİ Parti yöneticileri de taraftarları da bu vefasızlığı hakarete varan söylemlerle sürdürmektedir.
Oysa CHP’li Uğur Dündar’ın ifadesiyle Kemal Kılıçdaroğlu, “İYİ Parti’nin kurulmasında tarihi katkısı” olan birisidir. Çünkü 1 Kasım 2015 seçimleri sonrası MHP içinde iç isyan başlatanlara sonsuz destek veren, onları CHP Genel Merkezi’ni adeta yuvaları hâline getirerek ağırlayan ve propaganda imkânı sunan da bizzat Kemal Kılıçdaroğlu ile kadrosuydu. CHP medyasını ve CHP’li belediyeleri emrine açmıştı.
MHP’deki operasyonlar başarısız olunca bu kez İYİ Parti’nin kurulmasına her türlü lojistik ve siyasi desteği verdi. İYİ Parti’nin seçimlere girebilmesi için 15 CHP milletvekilini emanet olarak gönderdi. Eğer CHP, İYİ Parti’yi ittifak ortağı olarak yanına almamış olsaydı, parti %9,96 oy oranıyla TBMM’ye giremeyecekti. Dolayısıyla ne Müsavat Dervişoğlu ne de Ümit Özdağ o seçimlerde milletvekili seçilebilecekti.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise Müsavat Dervişoğlu İYİ Parti’de yönetici olarak Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermiş, Ümit Özdağ da Zafer Partisi Genel Başkanı sıfatıyla ikinci turda bakanlık ve kurum pazarlığı yaparak onunla ittifak kurmuştu.
Vefasızlık işte tüm bunlar hatırlanınca ayyuka çıkıyor.
Peki bu ikili, CHP kurultayında para karşılığı delegeler dönüştürülerek Kemal Kılıçdaroğlu koltuğundan indirilince, demokrasi ve siyasi ahlak dersi vermek için birbiriyle yarışmış mıydı? CHP’li birçok yazar ve yorumcu (Hem de şimdi Özgür Özel’i destekleyenler) CHP kurultayında şaibe ve para birlikteliğiyle CHP delegesinin iradesinin satın alındığını söylemişti.
Şimdi “Ben gücünü milletten almayan hiç kimseyi siyasi muhatap kabul etmem” diyerek aklınca şekil yapan Müsavat Dervişoğlu, siyaseti dizayn etmek için gücünü paradan alanlara gelince birden kekeme mi oluyor?
Bu arada ilginç ve dikkat çekici gelişmeler de eksik değil…
Ekrem İmamoğlu’na yönelik “Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” soruşturmasında itirafçı olan Sarp Yalçınkaya’nın savcılık tutanağının 5. sayfasında, “Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nde milyarlık hafriyat ve döküm işi için pazarlık yaptı, sonra gelip komisyonunu istedi” dediği ve ismini vermekten çekindiği Genel Başkanın Müsavat Dervişoğlu olduğu sıkça konuşulurken; Müsavat Dervişoğlu’nun Ekrem İmamoğlu’nun annesini ve babasını bayramda ziyaret etmesinin hikmeti nedir acaba?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığındaki halka hizmetteki tembelliği, milli konulardaki gevşek tutumu, ahlaki zafiyetleri ve karıştığı rüşvet-yolsuzluk iddiaları ortada olan Ekrem İmamoğlu’na bu ziyaretle ne mesaj vermektedir?
İYİ Parti’nin kurucu Genel Başkanı Meral Akşener, genel başkanlık koltuğunda otururken şu çarpıcı sözleri söylemişti:
“Hepimiz dürüstlük nutukları atıp, dürüst olduğuna kefalet koyup, seçilmesine vesile olduğumuz kişilerin daha sonra kocaman birer hırsız olduğunu anladığımızda, çektiğimiz acıları anlatmam mümkün değil. Mesela ben çok üzgünüm.”
O günlerde tüm medya, Akşener’in bu sözleriyle Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi isimleri işaret ettiğini geniş geniş haber yapmamış mıydı?
Müsavat Dervişoğlu, Özgür Özel’in siyasi patronu Ekrem İmamoğlu’na şirinlik yaparak İYİ Parti’nin düşünce konseptini yeniden mi değiştirmeye çalışıyor?
Yazımın başındaki konuya tekrar dönmek istiyorum. Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ’ın Özgür Özel’in yanında yancılığa soyunması, dikkatimi çeken bir başka gerçeği daha ortaya çıkarmıştır. Bu ikilinin, ter su içinde CHP Genel Merkezi’ne koşturup Özgür Özel’e siyasi menfaat uğruna biat etmesi, aynı zamanda “Terörsüz Türkiye” sürecine karşı sergiledikleri ikiyüzlülüğü ve bu süreci nasıl siyasi istismar aracı olarak kullandıklarını da açıkça ispatlamıştır.
“Terörsüz Türkiye” hedefi üzerinden MHP’ye yönelik seviyesiz, hadsiz ve alçakça iftiralar savuran Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ ikilisi, DEM’le kol kola olan Özgür Özel’le şimdi “Biz aileyiz” pozları vermektedir. Oysa Özgür Özel, geçtiğimiz aylarda şöyle demişti:
“DEM’le hiçbir sıkıntımız yok. Bizim DEM’le ilişkileri bozma lüksümüz yok. DEM’le CHP ayrı ayrı düşemez.”
2024 yerel seçimlerinde DEM ile “Kent Uzlaşısı” adı altında ittifak yapan, “Kürt sorunu yoktur demekle Kürt sorunu çözülmez. Önce sorunun varlığını kabul etmek gerekir. Kürt vatandaşlarımız ‘Kürt sorunu var’ diyorlarsa, Kürt sorunu vardır. İktidarın ‘Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır’ söylemi gerçeği yansıtmıyor” diyerek emperyalizmin ürettiği kavramlara hayat vermeye çalışan Özgür Özel’le bu ikilinin kurduğu “Biz aileyiz” pozları neyin nesidir?
Kaldı ki, Özgür Özel’in “Terörsüz Türkiye” sürecinde TBMM’de kurulan komisyona CHP’li üye vermiş olması da ortadadır.
Anlaşılan o ki, bu iki “milliyetçi parti” maskeli oluşuma daha önce olduğu gibi şimdi de verilen görev, MHP’ye ve Cumhur İttifakı’na saldırmak, bu yolla “milletvekili kontenjanı” kapmaktır. Özgür Özel, sanırım bu iki partiye "Ne kadar ekmek o kadar köfte" demiştir.
Mutlak butlan kararı çıkar çıkmaz koştura koştura, ter su içinde CHP Genel Merkezi’ne ışınlanan Müsavat Dervişoğlu ve Ümit Özdağ ikilisine bir de bu gözle bakın… Onlardan “demokrasi kahramanı” değil, olsa olsa “kontenjan yancısı” olur.
Kemal Kılıçdaroğlu’na bu vefasızlığı yapanlar, yarın Özgür Özel’e neler yapmaz ki?