Çamaşır suyuyla tuz ruhu!
ABD ve İsrail, çamaşır suyuyla tuz ruhu gibi asla bir araya gelmemesi gereken iki belalı bileşendir. İnsanlık şimdi bu öldürücü zehrin dumanı altında.
“America First” diye oy toplayan Donald Trump’ın “Israel First” çizgisine savrularak İran’la amansız bir mücadeleye girişmesi işleri iyice sarpa sardırmıştır.
İran, ABD için yakın tehdit değildi. Hâlbuki İran Savaşı’nın neticeleri dünya için yakın bir tehdit.
Petrol fiyatlarındaki tırmanış bunun ilk işaretlerinden birisidir ve bu dalganın yükünü en çok orta ve alt sınıflar taşımaktadır.
Türkiye eşel mobil sistemiyle bu yangının büyük kısmını halkına aksettirmiyor olsa da yakıt fiyatlarındaki tırmanışın enflasyonu uzun kertede yukarı itmesi kaçınılmazdır.
İnsanlığın yaşam koşullarını zorlaştıran, insan hayatını hiçe sayan iki felaket tacirinin dünyanın çarkına çomak sokmuş olmasıdır.
Muhtemelen İkinci Büyük Harp’ten bu yana dünyanın kaderi bu derece gayri rasyonel ellere bırakılmamıştı.
Bu savaşın en mutlu tarafı Tel Aviv’deki savaş aklıdır. İran’ın askeri kapasitesinin zayıflaması onlar için stratejik bir fırsattır.
Netanyahu’nun kuyruğuna takılan Trump ise gıda, tarım, ulaşım, enerji gibi gündelik hayatın ana sütunlarını yıkıma sürükleyen bir çılgınlık çizgisinde yürümektedir.
Kongre onayı olmadan yürütülen bir savaşın faturasını kendi halkına kesmeyi göze alan bir Amerikan başkanı ülkesinin değil dış güçlerin hizmetçisidir.
Peki ama özgürlükler ülkesi diye takdim edilen Amerika’nın aklıselim insanlarının bu irade gaspını pencereden seyretme keyfiyeti ne zaman son bulacaktır?
Amerikan toplumunda Trump muhaliflerinin sayısı artmaktadır fakat fincancı katırlarını ürkütmeyen cılız tenkitler bu akıldışı gidişatın ömrünü uzatmaktan başka bir işleve sahip olmamaktadır.
İran’ın can havliyle fırlattığı füzeler İsrail’in şehirlerine isabet ettikçe Yahudi toplumunda homurdanmaların yükselmesi yolun nereden geçtiğini göstermektedir.
Hem ABD’de hem de İsrail’de itirazların dalga dalga büyüyerek muktedirleri telaşlandıran bir seviyeye çıkması lazımdır.
Dünyaya bu zamana kadar bir faydası dokunmayan bu iki ülkenin aklıselim kesimleri sesini artık yükseltmeli ve çıldırmış yöneticilerini dizginlemenin yollarını bulmalıdır.
Madem zehir bu ülkelerin içinden yayılmıştır, panzehir de yine içeriden çıkmalıdır.