Arınma ve durulanma çağrısı

YAYINLAMA:
Arınma ve durulanma çağrısı

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, siyasette her zaman dile getirdiği “arınma ve durulma” çağrısına, TV100’e yaptığı açıklamalarla güncel bir perspektif kazandırarak şu değerlendirmede bulunmuştur:

“Son dönemlerde bazı belediyeler üzerinden yürütülen soruşturmalar ve iddialar üzerine; toplumun bir arada huzurla tutulmasını sağlayan ahlaki değerler vardır. Bunların korunması gerekir. Aksi hâlde kirlenme yaygınlaşır. Siyaset, bu işin sorumlu sahasıdır.

Türk siyaseti de benzer bir arınma sürecine ihtiyaç duymaktadır. Bu, tüm partiler için geçerlidir. MHP, bu konuda her zaman üzerine düşeni yapmıştır. En ufak bir iddia ortaya çıktığında, kim olursa olsun üzerine gider ve gerekli arınmayı sağlar.

Bu noktada, ana muhalefetin böyle bir sürece fazlasıyla ihtiyaç duyduğu açıktır. CHP, kendi arınmasını yapmalı; toplumun hassasiyetlerini gözeterek arınmalı ve durulmalıdır.

Siyasette arınma ve durulmaya tüm partilerin ihtiyacı vardır. Siyaset, daha şeffaf, daha tutarlı ve daha sorumlu bir zemine taşınmalıdır.”

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, “temiz siyaset” anlayışının “temiz toplum” oluşturduğuna inanan ve bu doğrultuda devlet adamlığı sergileyen bir liderdir.

MHP’de, adı yolsuzluk, rüşvet, kaçakçılık, ahlaksızlık, sıfat istismarıyla güç devşirme veya çıkar amaçlı çete ilişkilerine bulaşan kim olursa olsun, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin “Arınma ve Durulma” sistemi her daim işlevini korumuştur. Bu konuda Türk siyasetinde herkese örnek olacak bir duruş sahibidir. Bunun aksini iddia edecek var mıdır? Türkiye’de böyle bir iddiada bulunacak hiç kimse yoktur.

Bir başka yazımda bu duruşu şöyle ifade etmiştim: Sayın Devlet Bahçeli, “ama”, “fakat”, “lakin” gibi kelimeleri birer joker olarak kullanmaz. Gereği neyse onu yapar. Ya aklan gel” der, ya ihraç eder ya da görevden alır…”

Geçmişten günümüze yaşananlara baktığımızda, MHP içinde bakan, milletvekili, il ve ilçe başkanı ile il ve ilçe belediye başkanları ve yan kuruluş tabir edilen kurumlardaki yöneticiler; karıştıkları olaylar sebebiyle kimi ihraç edilmiş, kimi görevden alınmıştır. Hakkında çeşitli iddialar çıkanlar yargıdan aklanırsa da geri MHP’ye dönmüştür.

Türk siyasetinde herkes, bu ilke ve ölçüyü temellendirecek eylem ve söylem bütünlüğü içinde olmalıdır.

Mesela CHP’nin temel sorunu, böyle olaylar karşısında “Arınma ve Durulma” kaygısı taşımamasıdır. CHP böyle bir duruş göstermediği için yolsuzluk, rüşvet ve ahlaki zaaflar partiyi sarmış durumdadır.

Özgür Özel, İBB merkezli birçok delil, belge, ispat ve itiraf ortaya çıkmasına rağmen, “Bizde rüşvet yok, irtikap yok, yalan yok, zimmet yok, yolsuzluk yok” tavrını sürdürdü. Bu duruşla tüm olayların üzerini kapatacağını düşündü. Ancak İBB bağlantılı bavullarla para görüntüleri ve Antalya Manavgat’ta baklava kutusu içinde taşınan rüşvet paraları bu sürecin peşini bırakmadı.

Ortaya çıkan tablo ise oldukça vahimdir. CHP içinde yolsuzluk, rüşvet, görevi kötüye kullanma ve çeşitli ahlaki zaaflar adeta bir salgın gibi yayılmaktadır. İstanbul, İzmir, Antalya, Adana, Ankara derken son günlerde Uşak ve Bursa da bu tabloya eklenmiştir.

“Halka hizmet, Hakk’a hizmet” anlayışı her partinin ve her belediye başkanının temel ölçüsü olması gerekirken; CHP’de yaşanan bu rezillikler, halkın imkânlarının istismar edildiğini ve sadece nefsi arzuların ön planda tutulduğunu göstermektedir. Siz hiç hizmeti, vizyonu, çalışkanlığı ile gündem olan bir CHP’li Belediye Başkanı gördünüz mü?

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin CHP’ye yönelik şu değerlendirmesi, partinin mevcut manzarasını özetler niteliktedir:

“Her geçen gün yeni bir skandal habere konu olan CHP’li belediyeler, maşerî vicdanı rahatsız etmektedir. Birbiri ardına ortaya saçılan rüşvet ve irtikâp iddiaları, hukuki bir mesele olmaktan çıkmış; siyasi yozlaşmanın CHP’nin her kademesine sirayet ettiğinin açık bir göstergesi hâline gelmiştir.

Bu vahim tablo, kök salmış çarpık bir zihniyetin, çürümüş bir siyasi anlayışın ve yozlaşmış bir yönetim yapısının CHP’ye egemen olduğu izlenimini vermektedir. Şehrin emini olması gerekenler, ne hazindir ki emanete hıyanet ederek yozlaşmanın zirvesine çıkmışlardır.

Büyük düşünür Ziya Gökalp’in dediği gibi: “Millî ahlak, millî kültürün en önemli unsurudur ve millî mefkûrenin de temelini teşkil etmektedir.” Görünen o ki Atatürk’ün partisi CHP’nin siyasal ve toplumsal ahlak anlayışı değişmiş, erozyona uğramıştır.

İltimas, yolsuzluk ve bunlarla iç içe geçmiş çarpık ilişki ağları derinleşmiştir. Ancak hiç kimse dokunulmaz değildir; hiçbir makam sorumsuzluk zırhı olamaz. Hukukun üstünlüğü esastır ve bu tür iddiaların sonuna kadar üzerine gidilmesi, sorumluların hesap vermesi kaçınılmazdır.”

***

Halkı yönetenler çürümenin ve bozulmanın sembolü hâline gelirse, toplumda yaşanan yozlaşma üzerine söz söylemenin de bir anlamı kalmaz. Çünkü yönetenin hâli, yönetilene örnek olur.

Nizamülmülk’ün ünlü eseri Siyasetnâme’de, “Sıradan bir insanın yaptığı hata sadece kendisine zarar verebilirken, bir idarecinin hatası bir millete mal olabilir.” şeklinde önemli bir uyarı yer almaktadır. Bu uyarı, günümüz için de son derece geçerlidir.

Bu nedenle, iktidar-muhalefet ayrımı gözetmeksizin tüm partilerin, bu yozlaşma karşısında kendilerine çeki düzen vermesi asli görev olmalıdır. “Benim partimden yaparsa üzerini kapat, rakip partiden yaparsa herkese duyur” anlayışı, Türk siyasetinden kökü kazınarak kaldırılmalıdır.

Temiz bir toplum düzeninin tesis edilebilmesi için herkesin bir “Arınma ve Durulma” hamlesine girişmesi gerekmektedir. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin “Arınma ve Durulma” çağrısı etrafında tüm siyasi partiler birleşmeli ve bunu hayata geçirmek için somut adımlar atmalıdır. Yaşananlara bakınca CHP’nin buna çok ihtiyacı gözükmektedir.

Ancak “Arınma ve Durulma” meselesinde Türk milleti de toplumsal baskı oluşturarak hakem rolünü üstlenmelidir. Bu çağrılara karşı çıkanlara mesafe konulmalı; siyaset arenasında ise demokratik yollarla gereken karşılık verilmelidir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin bu konuda ortaya koyduğu çağrı, aynı zamanda sahip olduğu özgüvenin bir yansımasıdır. “Arınma ve Durulma” vurgusunun Türk siyasetinde nasıl bir karşılık bulacağı ise önümüzdeki süreçte daha net görülecektir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...