Çiftçiye kim dürüst davranıyor?

YAYINLAMA:
Çiftçiye kim dürüst davranıyor?

Güven, insan ilişkilerinin en temelidir. Sadece bir duygudan ibaret değildir. “Dürüstlük, açıklık, tutarlılık, yakınlık, bağlılık, tahmin edilebilirlik” gibi pek çok kavramdan oluşan çok geniş kapsamlı bir olgudur.

Tarımınızda kaos varsa, çiftçileriniz mutsuzsa, sebebi uzaklarda aramanıza gerek yok! Güvenin olmadığı yerde kaos ve mutsuzluk vardır! Genellikle çiftçilerimizin üretim sistemi, borçla ve krediyle yapılan bir üretim modelidir. Çiftçiler genel olarak borçlanarak üretim yapmaya çalışıyor! Kendi öz sermayesi veya öz kaynağı olmaksızın, harcamalarını hasatta ve harmanda ödemek üzere ekim-dikim yapmaktadır. Bir anlamda veresiye yaşamaktadır.

Hasadını yapan çiftçi, ürününü sattıktan sonra ilk iş olarak yakıt, tohum, gübre ve ilaç bayilerine, kooperatiflere (Tarım Kredi, Pancar Kooperatifi gibi vb.) borçlarını öder. Para kalırsa, çiftçiye düğün-bayram. 

Satış sonrası eldeki para ödemelere yetmezse, borçlarını kapatmak için evde yetiştirdiği büyükbaş veya küçükbaş hayvanlardan satış yapılarak borçlar kapatılmaya çalışılır.

Kalan borçlarını kapatmak için şayet evinde yetiştirdiği hayvan yoksa kredi kullanarak veya yeniden borç yaparak üretimine devam etmeye çalışır… Bu sistem böyle yılarca devam eder, hep bir ümidi vardır, bu yıl olmadı gelecek yıl der. Ancak gelecek yıllar nadiren yüzüne gülmüştür…

Diğer taraftan tarımsal girdileri peşin olarak alan, dolayısıyla borcu olmadığı için çıkan ürününü depoda bekletip, değerinde satış yapan çiftçilerimiz de vardır ancak bu çiftçilerimizin sayıları çok azdır maalesef!..

Böyle bir üretim sürecinden geçen çiftçi, tarım politikasını yönlendiren, karar verici olan kurum ve kuruluşlara, ulusal alanda faaliyet gösteren organlara güvenmek istiyor- istemektedir!..

Çiftçi, üyesi olduğu ya da kurucu üye olarak seçtiği yöneticiler, ziraat odaları, çiftçi malları koruma, birliklere ve kooperatiflere, tarımsal araştırma ve eğitim kurumlarına (araştırma enstitüleri, üniversiteler) güvenmek istiyor!..

Çiftçi, ürettiği ürünlerin satış fiyatında kendinin de söz haklı olmasını istiyor ve ürünlerinin değerinde satılması için, karar vericilere güvenmek istiyor!.. 

Nietzsche’nin “Bana yalan söylediğine üzülmedim, bundan sonra sana inanamayacağıma üzüldüm” sözünde vurguladığı gibi yalan, güvenin birinci düşmanıdır. Zararsız beyaz yalanlara tüm ilişkilerde zaman zaman başvurulsa da bunların sık olması ve beyaz yalan olmaktan çıkması güveni temelinden sarsar.

TÜRK ÇİFTÇİSİ GÜVENMEK İSTİYOR!

Gübreleme öncesinde toprak analizi yaptır(a)mayan üreticiler, bilinçsiz gübre kullanımından dolayı üründe, verimde ve kalitede olumsuz etkilenir. Gübre genellikle bayilerin önerisi doğrultusunda alınıp kullanılıyor. Bayinin deposunda hangi gübreler varsa onları tavsiye ediyor çoğu kez. Bu durumun sonuçları; bilinçsiz gübre kullanımı, üründe verim ve kaliteyi olumsuz etkileme, toprak canlılığında kayıp şeklinde ortaya çıkar. Bir de çiftçiden alınan tomar tomar paralar!..

Çiftçilerimizin yüzde 85-90’ı ilaç bayilerinin önerisi doğrultusunda ilaçlarını alır ve kullanır. Bu bayilerin birçoğu tarımsal ilaçlar konusunda yeterli eğitime sahip değildir. İşin üzücü yanı çiftçilere söylenilen beyaz yalanlarla temel yaklaşımları; gördün mü zararlıyı, bas ilacı öldürsün. Bu durumların sonuçları: Tüketicileri kanser etmeye yetecek kadar ilaç kalıntısı taşıyan ürünler, çocuklarımızın tarımsal ilaç kalıntıları riski altında olması ve hasat sonunda çiftçiden âdeta gasbedilen paralar!..

Sulama konusunda hangi kuyudan kaç tabanca su çıkar; kafadan atmaca sözlerle çiftçilere yön vermeye çalışan bayiler ve uygulama yapan tesisatçılar. Basınçlı sulama (damla ve yağmurlama) sistemini kendileri bilmediği gibi sulama sistemi tekniklerini yeterince bilemeyen çiftçilerimize damla ve yağmurlama sulama ile nasıl “salma-damla sulama” yapılır gösteren bayiler, temsilciler ve tesisatçılar!...

Peki bu tabloya bakınca soralım: Hani tarım teknolojileri, hani sensörler, hani dronlar, hani “hassas tarım”? Toprağın röntgenini çekecek veri nerede, karar destek sistemleri nerede? Kâğıt üzerinde akıllı tarım konuşuluyor, sunumlarda yapay zekâ uçuyor; ama sahada hâlâ “göz kararı”, “kulaktan dolma” ve “bayii neyi verirse” düzeni hâkim. Bir yanda çiftçi, üretici sahipsiz, diğer yanda tarım il müdürlüklerinde başka bir hikâye, genel müdürlüklerde bambaşka bir senaryo yazılıyor. Üç ayrı film dönüyor bu ülkede… Hangisi hoşunuza gidiyorsa onu izleyin; ama bilin ki gerçek, tarlada yazılıyor ve o gerçek hiç de anlatıldığı gibi değil.

Soruyorum:

Bu çiftçiye kim dürüst davranıyor?

Kime güvenecek bu insanlar?

Yolunacak kaz mı, sağılacak inek mi?

Yoksa, bu ülkenin gerçek üretim kahramanları mı?

Son söz: Güven olmadan ne tarımda ne ekonomide ne de ülkede kalkınma olmaz. Tarımda güven sadece “çiftçinin duygusu” değildir; ülkenin geleceğini belirleyen bir ekonomik göstergedir.

Tarımda Güven varsa üretim planı yapılır,

Tarımda Güven varsa risk alınır,

Tarımda Güven varsa istikrar olur.

Ama güven yoksa?

O zaman ne kadar tohum atarsan at, toprak bile inanmıyor yeşereceğine…

Kalın sağlıcakla…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...