Başbuğ Türkeş'e kin ve nefret bakışı arşivlerde!
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada “Zafer Partisi’nde 3 Mayıs Krizi!” başlıklı paylaşımlar hızla yayıldı. İddiaya göre Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 3 Mayıs paylaşımından Başbuğ Alparslan Türkeş’in fotoğrafını çıkarırken, parti gençlik kolları hesabında ise Başbuğ Türkeş’in fotoğrafı yer aldı. Bu çelişki, parti içinde ciddi bir kriz olarak yorumlandı.
Bu haberi ilk olarak “Ülkücü Hareket” isimli sosyal medya hesabında gördüm; ancak aynı içerik birçok sayfada geniş yer buldu.
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Başbuğ Alparslan Türkeş’e yönelik tavrı zaten uzun zamandır biliniyordu. Daha önce kaleme aldığı bazı yazılarda kullandığı ithamlar ve kavramlar, Özdağ’ın Başbuğ Türkeş’e bakışını açıkça ortaya koymuştu.
Ümit Özdağ’ın Şubat-Mart 1993 tarihli Sosyo-Politik Yaklaşım Dergisi’nin 57-58 ve 59. sayfalarında yayımlanan “Demokrasi ve Ülkücü Yaklaşım” başlıklı yazısında, Başbuğ Alparslan Türkeş’in yönetim tarzına yönelik bakışı aynen şu şekildedir:
“Radikal Türk milliyetçiliğinin siyasal organizasyonu olan CKMP/MHP hareketinin, Türk demokrasisinin gelişmesine doğrudan katkıda bulunmak gibi bir fikri eksen üzerinde olmadığı açıktır. Ancak parti pratiğinden çok, parti önderlerinin zaman zaman hedefi aşan ve/veya gereksiz açıklamaları, CKMP/MHP hareketini neredeyse Türkiye’deki tek anti-demokratik tavır sergileyen siyasal parti olarak ön plana çıkarmıştır. Örneğin radikal dinciliğin temsilcisi olma iddiasını taşıyan MSP/RP çizgisinde lider hegemonyası CKMP/MHP’den çok daha güçlü iken, CKMP/MHP’nin lider olgusunu sürekli vurgulayışı, partiyi parti içi demokrasiden yoksun tek parti konumuna düşürmüştür. Keza devletin demokrasiden daha önemli olduğu şeklindeki açıklamalar, partiyi, proletarya diktatörlüğünü savunan veya milli egemenliği reddeden partilerden daha anti-demokrat bir konuma itmiştir.”
***
Başbuğ Alparslan Türkeş’e böyle olumsuz bir bakış geliştiren Ümit Özdağ’ın, Türkçülük ve Turancılık davasıyla ilgili paylaşımlarda onun fotoğrafına yer vermemesi aslında çok doğaldır. Diğer zamanlarda Başbuğ’u anması ve paylaşması ise sadece ikiyüzlülük ve açık bir siyasi istismardan ibarettir.
Dergide yazdığı şu cümlelere bakın. Bir Türk milliyetçisinin yazabileceği cümleler olabilir mi bunlar?
“Radikal Türk milliyetçiliği” nasıl bir tariftir?
“MHP’nin Türk demokrasisine katkı düşüncesi olmamıştır” ifadesi ne demektir?
“Anti-demokratik tavır sergileyen MHP” portresini hangi olaylarda görmüştür?
Başbuğ Türkeş’in hedefi aşan ve/veya gereksiz hangi açıklamaları olmuştur?
Başbuğ Türkeş’in lider olgusundan nasıl rahatsız olmuştur?
“MHP, proletarya diktatörlüğünü savunan veya milli egemenliği reddeden partilerden daha anti-demokrat bir konuma itilmiştir” iddiasıyla neyi kastetmiştir?
Bu soruların muhatabı olan Ümit Özdağ’ın Başbuğ Alparslan Türkeş’in fotoğrafını paylaşıp paylaşmamasının aslında hiçbir önemi yoktur. Zira bu tavır, onun şimdiki duruşuyla tamamen örtüşmektedir.
Partisinin gençlik kolları da bu gerçekler ortaya çıktıktan sonra, Başbuğ Türkeş’in fotoğrafını paylaştıkları afişten büyük ihtimalle çıkaracaktır.
Ümit Özdağ’ın bu tutumu, büyük ölçüde babası merhum Muzaffer Özdağ’ın Başbuğ Türkeş’e yönelik tarihi tavrından etkilenmiş görünmektedir. Bu etkiyle aklına gelen tüm olumsuz sıfat ve kavramları hem Başbuğ Türkeş’e hem de MHP’ye karşı hadsizce kullanmaktan çekinmemiştir.
MHP tarihini bilenler için bu durum hiç de şaşırtıcı değildir.
Ümit Özdağ, ne görünmeye çalışıyorsa asla o değildir. Onun gerçek yüzünü görmek isteyenlerin, ilişkilerindeki perde arkasını dikkatle incelemesinde büyük fayda vardır.
Ben, Ümit Özdağ’ın perde arkasını belgeleriyle ortaya koyduğum kanaatindeyim. Siyasi hayatı ve düşünce dünyası baştan sona çelişkilerle doludur. Bu nedenle siyasette kimseye güven telkin etmemektedir. Düşünce dünyasının bu toprakların millî değerleri tarafından şekillendirildiğine ise asla inanmıyorum. Bunun için elimizde birçok somut delil bulunmaktadır. O, nereye gidiyor, nereye karşı çıkıyor, neyi savunuyorsa; muhakkak bir yerden işaret aldığı için yapıyordur.
Başbuğ Alparslan Türkeş’in fotoğrafını paylaşmış/paylaşmamış çok da önemli değildir. Şimdi bu yazı üzerinden değerlendirme yapmayı deneyin…
Bakın, MHP ve Başbuğ Alparslan Türkeş’e tarihte nasıl baktığı alenen ortadadır. Akademik bir yazıyı nasıl bir kin ve nefretle şekillendirdiği çok açık değil mi?
Bu yazıdan sonra Başbuğ Alparslan Türkeş’in fotoğrafını paylaşmaması kime dert olur ki? Yahut gençlik kollarının paylaşması kime mutluluk verir?