Terörsüz Türkiye hedefi, statünün amacı ve ABD-İsrail adına kaygı duyanlar

YAYINLAMA:
Terörsüz Türkiye hedefi, statünün amacı ve ABD-İsrail adına kaygı duyanlar

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, dünkü MHP Grup Toplantısı’nda yine gönüllere dokunan, milli şuuru besleyen, ülkeye dair umutları yeşerten, mücadele ruhunu güçlendiren ve tehlikelere karşı dikkatleri harekete geçiren, içeriği son derece dolu bir konuşma yapmıştır. Konuşmasında “Terörsüz Türkiye” hedefini merkeze alan Sayın Devlet Bahçeli, dünyadaki gelişmelere Türk vizyonuyla bakmanın ülkemizi ve bölgemizi koruyucu bir zırh olacağını şu sözlerle vurgulamıştır:

“Türkiye kendi hikâyesini politik söylemlerle yazmaz. Üretimle, diplomasiyle, savunma kabiliyetiyle, enerji hamleleriyle, lojistik ağlarıyla, toplumsal dayanışmasıyla ve millet disipliniyle yazar. Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idraki, 2053’ün ufku ve 2071’in kavrayışı ancak böyle bir bakış açısıyla gerçeklik kazanır.”

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığının korunmasının Türkiye için hayati önem taşıdığını da şu ifadelerle altını çizmiştir:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetleri millî mesele olarak görülmelidir. Türkiye, Kıbrıs Türkünün hakkını başkalarının insafına terk etmeyecektir. Başta KKTC’nin yöneticileri olmak üzere bütün soydaşlarımız ve kandaşlarımız bu konuda tarihî hafızanın gerektirdiği bilinç ve sorumlulukla hareket etmelidir.”

***

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, konuşmasında Türk kültürünün kadim bayramlarından biri olan Hıdırellez’i de anmadan geçmemiştir

“Bugün Hıdırellez arifesindeyiz.

Türk milletinin gönlünde Hıdırellez; baharın muştusu, tabiatın uyanışı, darlığın bitişi, duanın arşa yükselişi, umudun yeniden yeşerişidir.

Hz. Hızır ile Hz. İlyas peygamberlerin yeryüzünde buluştuğuna inanılan bu kutlu vakit; bolluğun ve bereketin müjdelendiğine, kışın kasvetinde kuruyan dala can geldiğine, çatlayan toprağa rahmet düştüğüne, gönüllerde saklı duaların semaya kanatlandığına inanılan gündür.

Orta Asya’dan Anadolu’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya uzanan geniş Türk coğrafyasında Hıdırellez; aynı bereket arayışının, aynı huzur özleminin, aynı duada buluşmanın karşılığıdır.

Bugün Hıdırellez arifesinde dileğimiz nettir: Bahar yalnızca dağların doruklarına, ovaların yeşiline, bahçelerde açan çiçeklere değil; milletimizin gönlüne, Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Hatay’a, İzmir’den Ardahan’a, yurdumuzun tamamına dokunsun.”

***

Onun Hıdırellez duasına ve temennilerine hep birlikte “Âmin” diyoruz.

Sayın Devlet Bahçeli, Cumhur İttifakı’nın Türkiye için taşıdığı kritik önem ve misyonu da şu sözlerle dosta düşmana bir kez daha hatırlatmıştır:

“Çok iyi idrak edilmelidir ki Cumhur İttifakı, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği değildir. Türkiye’nin terörle mücadelesinde, millî iradenin korunmasında, savunma sanayii hamlesinde, dış politika kararlılığında, devlet-millet sürekliliğinde ve kriz zamanlarında istikrarın muhafazasında önemli bir siyasi hat oluşturmuştur.”

***

Yazımın başında da ifade ettiğim gibi, konuşmasının genelinde “Terörsüz Türkiye” hedefinin ülkemizde ve bölgemizde yaratacağı atmosferi, meydana getireceği kazanımları bir kez daha çok net ifade etmiştir:

“Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye; Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır.

Devletimizin güvenliğimize harcadığı enerjisini kalkınma iradesine dönüştürmesidir.

Kardeşliğimizin yeniden ve daha sağlam biçimde, Anadolu’nun her karışında kavileşmesidir.

Terörsüz Türkiye; yalnızca bugünün değil, yarının da meselesidir.

Terörsüz Türkiye; yalnızca iç güvenliğin değil, dış politikanın da meselesidir.

Terörsüz Türkiye; yalnızca bir asayiş hedefi değil, büyük ve güçlü Türkiye idealinin ana sütunlarından biridir.”

***

“Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge” süreci başlatıldığı günden bu yana, Türkiye, Irak, İran ve Suriye’de terör örgütü PKK’nın tek bir terör eylemi gerçekleştirememesi önemli bir gelişmedir. Bu süreçte terör örgütünü taşeron olarak kullanamayan ve hedefleri sekteye uğrayan en büyük kaybedenler ABD ve İsrail olmuştur. Bu sürece kim karşı çıkıyorsa, bilinmelidir ki onun asıl kaygısı ABD ve İsrail menfaatleridir. Türkiye’de terör eylemleri durmuşsa, Suriye’de PKK işgalleri sona erdirilip tek devlet otoritesi tesis ediliyorsa, İran’da PKK ABD ve İsrail’in silahlarını kullanamıyorsa, Irak’ta PKK’nın hareket alanı daraltılıp terör kampları ve mağaraları kontrol altına alınıyorsa ve yıllar sonra Kerkük’e Türkmen bir vali seçilebiliyorsa; bu kazanımlara karşı çıkmak, açıkça ABD ve İsrail safında yer almaktır.

Konuşmasında, “Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimizi hedef alan, karakollarımıza çıkartma yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran; analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur” sözleriyle MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, terörle mücadele konusunda ne kadar kararlı ve tavizsiz olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu sürecin en büyük güvencesi de bu kararlı ve tavizsiz duruştur.

Terör örgütü PKK’yı kuran, kendi birleşenleri tarafından “Kurucu Önder” kabul edilen Abdullah Öcalan terör örgütünün tarihinde ilk defa “PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”  Açıklamasını yapmıştır. Sayın Devlet Bahçeli’nin bahsettiği statü de bu açıklamayı güçlendirecek, bu yoldan dönüşü olmayacak kararları aldıracak düzenlemelerdir.

“Statü” konusu üzerinde tepinenlere bakınız; bunların hepsi her seçim döneminde siyasi menfaat uğruna, terör örgütü PKK’nın kurucusu Öcalan tarafından kurulan siyasi partilerin önünde paspas olanlardır. Bu nedenle Sayın Devlet Bahçeli’nin aşağıdaki sözlerini yarım asırlık terör belasını bitirme stratejisi olarak anlamaları mümkün değildir:

“Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim açımızdan önemlidir. Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak, çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte konunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Türkiye’nin güvenliği ve geleceği söz konusuysa ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yaygaralara, temelsiz muhalefet tantanalarına ve takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine ve Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır.”

***  

Vatan, millet ve bayrak sevgisiyle yanıp tutuşan, tek derdi bunları korumak ve yüceltmek olan MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, siyasi ve kişisel menfaat uğruna kılıktan kılığa girenlerden alacağı hiçbir ders ve akıl yoktur. Türk vizyonu, Türkiye’yi yüceltmeyi ve ülkemizi her türlü beladan kurtarmayı zaruri kılmaktadır. Sayın Devlet Bahçeli, tarihe işte bu vasıflarıyla büyük bir lider olarak geçecektir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...