Güç mücadelesinin yeni yüzü

YAYINLAMA:
Güç mücadelesinin yeni yüzü

Uluslararası sistem uzun bir süredir alışılmış güvenlik yaklaşımlarının çözülmeye başladığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve jeopolitik kırılmaların giderek derinleştiği bir dönemden geçmektedir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan uluslararası düzen, büyük güçlerin doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçındığı ve rekabetin farklı coğrafyalar üzerinden yürütüldüğü bir anlayış üzerine inşa edilmiştir. Nükleer caydırıcılık dengesi, topyekûn savaşların doğuracağı ağır sonuçlar ve küresel sistemin hassas yapısı, devletleri uzun yıllar boyunca doğrudan çatışmalardan uzak tutmuştur.

Bu süreç içerisinde savaşların karakteri de önemli ölçüde değişmiştir. Devletler arasındaki mücadeleler büyük ölçüde vekalet savaşları üzerinden şekillenmiş, doğrudan işgal ve geniş çaplı toprak kazanımı anlayışı ikinci planda kalmıştır. Vietnam Savaşı, Afganistan, Kore Savaşı ve Yemen krizi bu yaklaşımın önemli örnekleri arasında yer almaktadır. Bu çatışmaların ortak özelliği ise büyük güçlerin kendi ordularını doğrudan karşı karşıya getirmek yerine farklı aktörler, örgütler veya bölgesel güçler üzerinden mücadele yürütmesidir.

Nitekim Soğuk Savaş sonrası dönemde küreselleşmenin hız kazanmasıyla beraber uluslararası ilişkilerde yeni bir anlayışın ortaya çıktığı görülmüştür. Ekonomik bağımlılık ilişkilerinin artması, enerji ağlarının genişlemesi ve teknolojik rekabetin ön plana çıkmasıyla birlikte birçok değerlendirmede artık savaşların toprak almak için değil, ekonomik nüfuz alanı oluşturmak, enerji hatlarını kontrol etmek ve stratejik üstünlük sağlamak amacıyla yürütüldüğü ifade edilmeye başlanmıştır. “Tarihin sonu” ve “liberal barış” söylemleri de bu yaklaşımın temel dayanaklarından biri olmuştur.

Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, bu düşüncenin yeniden sorgulanmasına neden olmaktadır. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı, yalnızca Avrupa güvenlik mimarisini değil, savaşın doğasına ilişkin yerleşmiş birçok kabulü de değiştirmiştir. Rusya’nın Ukrayna topraklarında fiili kontrol alanları oluşturması ve belirli bölgeleri kendi güvenlik yaklaşımının parçası olarak değerlendirmesi, uzun yıllardır geri planda kaldığı düşünülen klasik güç projeksiyonu anlayışını yeniden gündeme taşımıştır. Bu durum, devletlerin fiziki alan hâkimiyeti ve jeopolitik derinlik arayışından tamamen vazgeçmediğini göstermiştir.

Diğer yandan asıl dikkat çekici husus yalnızca toprak meselesi değildir. Çok daha önemli olan gelişme, büyük güçlerin artık vekalet savaşlarının sınırlarını aşabilecek yeni bir döneme doğru ilerlemesidir. Son dönemde yaşanan ABD-İsrail ile İran savaşı da bu çerçevede dikkat çekici örneklerden biri hâline gelmiştir. Uzun yıllar boyunca İran ile İsrail arasındaki mücadele büyük ölçüde vekil ve çeşitli bölgesel unsurlar üzerinden yürütülmüştür. Başka bir ifadeyle taraflar çoğunlukla gölge savaşları tercih etmişlerdir. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler bu denklemi önemli ölçüde değiştirmiştir. İran’ın doğrudan İsrail hedeflerine yönelik füze ve İHA saldırıları ile ABD ve İsrail’in İran topraklarına yönelik koordineli hava saldırıları, uzun yıllardır süren vekalet düzeninin giderek aşındığını göstermektedir. 

Benzer şekilde ABD ile Çin arasında Tayvan üzerinden yükselen gerilim, Hint-Pasifik bölgesindeki askeri hareketlilik ve Rusya-NATO hattında sertleşen söylemler de uluslararası sistemin daha kırılgan bir güvenlik dönemine girdiğini göstermektedir. Bu gelişmeler, devletlerin artık yalnızca perde arkasından mücadele yürütmek istemediğine ilişkin önemli işaretler vermektedir.

Bu çerçevede bakıldığında uluslararası sistem, uzun yıllar boyunca alışılmış olan düzen daha sert bir güvenlik ortamına doğru ilerlemektedir. Elbette vekalet savaşları tamamen ortadan kalkmış değildir. Ancak görünen o ki küresel sistem yeni bir eşikten geçmektedir. Uzun yıllar boyunca savaşların sınırlarını belirleyen dengeler zayıflarken, doğrudan güç mücadelelerinin daha görünür hâle geldiği yeni bir döneme girilmiştir. Eğer bu süreç aynı şekilde devam ederse, önümüzdeki yıllarda tarih sayfaları yalnızca yeni savaşları değil, savaşların karakterindeki tarihsel dönüşümü de yazacaktır.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...