Siyasi ahlak dersi verenlere bak!
Siyasetin çürüme yönündeki en önemli sorunlarından biri de hafızasızlıktır. İnsanların kendi partilerinde yaşananları, yaptıklarını ve söylediklerini hatırlamaması, siyaset ahlakını derinden zedelemektedir. Hafızasızlık, neyi, nerede ve ne zaman söylediğini birbirine karıştırmaya yol açar. Bu durum da siyaseti güvenilmez ve tutarsız hale getirir.
İP Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, sık sık bu hafızasızlığa sığınarak siyasette tutunmaya çalışmaktadır.
Terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı olan ve Abdullah Öcalan tarafından kurdurulan HDP ile iki kez seçim ittifakı yapıp, Öcalan’ın silah bırakma ve örgütü feshetme sürecine karşı çıkmak yetmiyormuş gibi; şimdi de parti değiştiren belediye başkanları ve milletvekilleri hakkında siyasi ahlak dersi vermeye kalkışmıştır.
Oysa MHP’den ayrılırken milletvekili ve belediye başkanlarını alıp İYİ Parti’ye taşımamışlar gibi…
CHP’nin, İYİ Parti’nin TBMM’de grup kurabilmesi ve seçime girebilmesi için geçici olarak 15 milletvekilini göndermesini hiç yaşamamışlar gibi…
Müsavat Dervişoğlu, CHP’den AK Parti’ye geçen milletvekili ve belediye başkanları konusunda kaygı duyduğunu belirterek şöyle demişti:
“Siyasi partilerin belediye başkanlarının ve milletvekillerinin başka partilere transferiyle ilgili geride bıraktığımız dönemlerde çok ciddi açıklamalarda bulundum. Türkiye'nin bir siyasi ahlak yasasına ihtiyacı vardır. Oy veren seçmenin iradesini zedeleyen işlerin yapılmamasının gerekli olduğuna inanıyorum. Ancak bu ilk bize yapıldı. İYİ Parti'ye yapılırken bugünkü tehlikeye işaret etmiştim. O zaman uyarılarımı hiç kimse ciddiye almadı. Bugün o uyarılarımızı ciddiye alamayanların bu dertlerle boğuştuklarına şahitlik ediyoruz. Başka bir partiden belediye başkanı transfer ettiklerinde ya da milletvekili transfer ettiklerinde büyük bir siyasi zafer kazanmış edasıyla dolaşan siyasetçiler var. Bu her zaman söylediğimiz gibi demokrasinin erdemine yakışmayan davranışların bir tezahürüdür.”
Bir siyasetçi nasıl hafızasız olur?
İYİ Parti’nin yaptıklarıyla bu sözler yan yana konduğunda, Müsavat Dervişoğlu tarihe “hafızasızlık” örneği olarak geçer.
Müsavat Dervişoğlu daha önce de kendisinin ve arkadaşlarının MHP’den ayrılma sürecini unutarak şu sözleri sarf etmişti:
“Adam milletvekilliğine aday oluyor, beklediği sırayı bulamayınca istifa ediyor. Kişi il başkanlığına aday oluyor, kazanamayınca istifa ediyor. Kişi genel başkanlığa aday oluyor, kazanamayınca istifa ediyor. Siyaset; sabır, sebat ve inat işidir. Bana küçük hesapların büyük adamları asla lazım değildir. Bana büyük hedeflere inanmış, iman etmiş kadrolar lazımdır.”
Başta kendisi olmak üzere MHP’den ayrılıp gidenlerin tam tarifi değil midir bu cümleler?
Peki aynı Müsavat Dervişoğlu, AK Parti ve MHP’den milletvekili ile belediye başkanları CHP’ye geçince aynı tepkiyi verir mi? Mümkün değil.
Çünkü İYİ Parti, kurulduğu günden itibaren CHP ile ittifak yaparak Meclis’e girebilmiştir. İlk seçimlerde CHP ile ittifak yapmasalar barajı aşamayacaklar ve kendisi de milletvekili olamayacaktı.
Yarın da yine CHP ittifakına ihtiyaç duyacağı için, CHP’den kopuşlara set çekmek amacıyla bu tür açıklamalar yaparak göze girmeye çalışmaktadır. Yoksa kendileri yapınca ya da AK Parti ve MHP’den kendilerine veya CHP’ye milletvekili ve belediye başkanı transfer edildiğinde aklına bile getirmeyeceği “siyasi ahlak” nutuklarını atar mıydı?
Kaldı ki, o dönem CHP’den İYİ Parti’ye katılan 15 milletvekili arasında şimdi CHP’den AK Parti’ye katılan Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’da vardı. O zaman hiç karşı çıkan Müsavat Dervişoğlu’nu gören olmuş muydu?
İP isimli parti siyasi ve kişisel menfaatler peşinde koşanlar tarafından kurulmuştur. İşlerine geldiğinde milletvekili ve belediye başkanlarına onay verirler, işlerine gelmediği vakit şimdi olduğu gibi karşı çıkarlar.
Müsavat Dervişoğlu’nun terör örgütü PKK’nın siyasi uzantılarıyla ittifak kurarken “HDP meşrudur” naraları atması, şimdi ise DEM Parti’ye “Teröre cephe alın, Türkiye partisi olun” çağrılarına şiddetle karşı çıkması, her şeyin onun için siyasi menfaatten ibaret olduğunu açıkça göstermektedir. Bugün attığı siyasi ahlak naraları da aynı amacın bir parçasıdır.
2019 yerel seçimlerinde ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısıyla ittifak yapmasını ise utanmadan şöyle inkâr etmişti:
“Yok, hiç öyle bir çelişki falan değil. Çünkü bu bir iftira. İYİ Parti’nin HDP ile herhangi bir iş birliğinden bahsetmek büyük bir bühtandır. Ben o partinin hem kurucusuyum hem Genel Başkan Yardımcılığı, hem Grup Başkanvekilliği yaptım; iki dönemdir de milletvekilliğini yapıyorum. Hangi bilgilerle bunu dile getiriyorsunuz bilmiyorum, eleştirmek için söylemiyorum ama söylediğiniz iftiradır. Bizim HDP ile ya da herhangi birisiyle siyaseten, herhangi bir sebeple bir müttefikliğimiz asla ve kat’a yoktur. Dolayısıyla hiç kimse bunu söyleyemez.”
Bu inkâr da bugün oynadığı siyasi figüranlığın bir başka parçasıdır. Siyaset artık iyice güvenilmez hale gelmiştir. Günden güne kalitesi dibe vurmakta, kalitesi hızla düşmektedir. En çarpıcı olanı ise; siyasi ahlak dersi verenlerin, siyasetin ahlakını en çok bozanlar olmasıdır. Bu, başlı başına bir garabettir. Siyasette hafızayı korumak büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde bu zafiyet, siyasi kirliliği ve güvensizliği katbekat artırmaktadır.