Gelene rozet, gidene hakaret

YAYINLAMA:
Gelene rozet, gidene hakaret

DEVA Partisi'nden Selma Aliye Kavaf ile Gelecek Partisi'nden Doğan Demir’i havada kapan Özgür Özel’in yeni bir siyasetçi CHP’ye katılınca yüzünde güller açıyor, rozet takma merasimlerini şakalarıyla süslüyor!

Ama ne zaman bir siyasetçi partisine veda etmeye hazırlansa ortalığı yangın yerine çeviriyor!

CHP’den ayrılarak AK Parti’ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’a “5-6 ay sonra iktidara geleceğim ve seni affetmeyeceğim” diyerek tehdit mesajları gönderdiği, yine Burcu Köksal tarafından beyan edildi.

CHP genel başkanının bu tavrı toplumda hiçbir hayret uyandırmadığı gibi, “Bir genel başkana bu şekilde konuşmak yakışıyor mu” şeklinde etik sorgulamalar da başlatmadı.

Çünkü Özgür Özel’in iletişim diline alıştı insanlar…

Geçmişte Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a “Köpek, yalaka, p…” şeklindeki küfürlü mesajları, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na “korkak, topuklayan efe” ifadeleri olmuştu.

Şimdi yeni bir iddia ortalıkta dolaşıyor. Ardahan Göle Belediye Başkanı’nın eşine de mesaj çekerek “Senin kocan erkek değil” diye yazmış!

Küfre ve hakarete uğrayan bu isimlerin ortak özellikleri, CHP’den istifa etmeleri.

Yani partisiyle ilişik kesmek isteyenleri kapıya kadar küfürlerle yolcu eden bir genel başkan portresi çiziyor Özgür Özel… 

Özgür Özel’in asıl derdi ne? İktidara gelmek. Bunun formülü, siyasi tercihini hükümetten yana kullananların yeni adresi olabilmek. Yani geniş kesimlerle yakınlaşmayı, diyaloğu, işbirliğini geliştirmek.  

Ama aynı nedenlerle siyasi ikametgâhını CHP’den başka bir adrese almak isteyenler CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Ya benimsin ya kara toprağın” tavrına muhatap oluyorlar.

Herkes CHP’ye iştirak ve iltihak etsin, kimse bu partiden bir milim öteye ayrılmasın, siyaset sadece Özgür Özel’in genel başkanlığı gölgesinde yürütülen bir faaliyet mi olsun? 

Şu kısmı anlamak zor değil: Kervandan fireler vermek CHP’yi iktidara yürüyen değil, kendisinden uzaklaşılan bir siyasi parti durumuna düşürdü ve iddiasını zayıflattı. 

Fakat gemiyi terk edişleri engellemenin yolu, çıkış yollarını mayınla döşemek, ayrılık sinyalleri verenleri tehdit, küfür ve şantajla sindirerek oldukları yerde kalmaya zorlamak, linç atmosferi oluşturarak yeni firelerin önüne geçmeye çalışmak mıdır?

Özgür Özel’in tercih ettiği bu iletişim dili, CHP’ye özünde aykırı olmasa bile usul yönünden arızalıdır. 

Mesela CHP’ye oy vermedikleri anlaşılan depremzedeleri konakladıkları otel ve misafirhanelerden “Yer yok” diyerek kovan eski CHP çok daha incelikli, çok daha rafine yöntemlere sahipti!

Bu CHP ise gelene gül cemalini, gidene çirkef yüzünü gösteren, külhanbeyi tavırlarıyla öne çıkan bir model… 

Zannımızca bu durumda “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözünün doğruluk payı var. 

Ekrem İmamoğlu valileri, devlet görevlilerini, mahkemede savcıyı, hâkimi tehdit ederken, Ekrem İmamoğlu adına iş çözen ekip “Geleceğin Cumhurbaşkanıyla aranızı iyi tutun” diyerek iş insanlarına aba altında sopa gösterirken, Ekrem İmamoğlu’nun CHP’de iktidara getirdiği Özgür Özel ne kadar nezaket sahibi kalabilirdi?

Özgür Özel, beyefendiliği ve devlet adamlığı dünyaca takdir edilen İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile aynı fotoğraf karesinin içinde poz vermeye özen gösteren bir siyasetçi ama bu tehdit, küfür, şantaj diliyle Pedro’ya değil, giderek Donald Trump’ın Türkiye versiyonuna dönüştüğünü görmelidir!…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...