Tehdit ajandası...
Genel başkanlık koltuğuna oturan Özgür Özel, ilk iş olarak sokak çağrısında bulundu.
O günkü gerekçesi Can Atalay’dı.
Aradan geçen zamanda birbiri ardına savurduğu tehditlere hep bir kılıf buldu.
***
Tehdit dili öyle kısa bir sürede Özel'in ağzına yerleşti ki, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren, sosyal gerilimi tırmandıran açıklamalar yapmak için artık bahaneye bile gerek duymadı.
Onun açısından “Artık sokağa çıkmanın ve hakkını almanın zamanıdır. Bir milyon kişi meydana iner rejim değişir” demek için Halk TV ekranına çıkması yeterliydi.
Zamanla diline pelesenk olan tehditler hedef ayırt etmemeye başladı.
***
Bazen partisinin karşısına bağımsız aday olarak çıkan eski bir CHP’liye “çekilme” çağrısı yaparken “çekilmezsen” ile başlayan tehditleri sıraladı, bazen de benzer söylemlerle kendi medyasını hedef aldı.
“Affetmem”, “geri vitesi yedirirler adama”, “yayın politikasını bir yere çerçevelemek lazım” gibi ifadelerle en ufak bir eleştiriye tahammülünün olmadığını gösterdi.
Partisini saran yolsuzluk sarmalının gün yüzüne çıkmasının ardından ise neredeyse tehdit içermeyen tek bir konuşması olmadı.
***
Kimi zaman yargı mensupları, “Yapılanları yanınıza bırakmayacağım, hesap soracağım” tehdidinin muhatabıydı.
Kimi zaman bürokrasi, “Aklınızı başınıza alın, keser döner sap döner, yarın seçim olur iktidar değişir” sözleriyle parmak sallanan adres oldu.
Kimi zaman da medya kuruluşları, “Burnunuzdan fitil fitil getireceğim” ifadesiyle hedef tahtasına konuldu.
***
Son olarak…
CHP’den AK Parti’ye geçen Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’a “CHP iktidar olunca, sakın gelip kapımızda yalvarma. Bu tehditse daniskasını ediyorum ulan” dedi.
Bunu söylerken öfkesini yenemedi, kürsüyü yumrukladı.
***
Görüldüğü üzere Özgür Özel’in tehdit etmediği kimse kalmadı.
Bir Ali’yi, bir de Veli’yi tehdit etmedi.
Özel’in tehdit ajandasında bu isimlerin olup olmadığını zaman gösterecek, ama CHP’nin tehdit dilinin gölgesinde siyaset üreten bir partiye dönüştüğü çoktan anlaşıldı.