Türk dünyasının görünmeyen cephesi

YAYINLAMA:
Türk dünyasının görünmeyen cephesi

Bir milletin vatan tasavvuru, çağa göre değişebiliyor. Bir zamanlar yalnızca kara vatan; sonra denizleri de içine aldı ve "Mavi Vatan" kavramı doğdu. Bugün önümüzde duran tablo, bu tasavvura bir boyut daha eklememizi zorunlu kılıyor: görünmeyen ama her şeye dokunan bir alan, yani dijital vatan, siber vatan.

Geçtiğimiz haftalarda Türk Devletleri Teşkilatı'nın Kazakistan'ın Türkistan şehrinde "Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma" temasıyla toplanması, bu meselenin artık liderler düzeyinde konuşulduğunu gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Siber güvenlik, bugünün dünyasında tıpkı kara, hava ve denizdeki güvenlik gibi hayati ve zaruridir" sözü, meselenin ulaştığı seviyeyi özetliyor. Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev'in aynı zirvede "Türk Siber Güvenlik İttifakı" kurulmasını teklif etmesi ise fikrin somut bir öneriye dönüştüğünü ortaya koydu.

Bu, yeni bir hevesin değil, yıllardır olgunlaşan bir vizyonun uygulanma zeminine inmesidir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin de uzun süredir savunduğu, “Türk dünyası dayanışması ve bölgesel güvenlik mimarisi” fikri de, siber alanda da karşılığını bulmuş oluyor. Askeri ittifakın düşünüldüğü yerde, teknoloji ittifakı da düşünülmelidir.

Siber tehditler sınır tanımıyor. Bir Türk devletinin enerji şebekesine, bankacılık sistemine ya da kamu veri tabanına yapılan saldırı, yalnızca o ülkeyi değil, ortak çıkarları olan bütün bir coğrafyayı ilgilendirir. Sınırda bir yerde açılan gedik, hepsini etkileyecektir.

Peki bu “siber güvenlik ittifakı” somut olarak nasıl olmalı? Ben bunun dört sütun üzerinde yükselebileceğini düşünüyorum.

Birincisi, üye devletlerin ulusal siber olaylara müdahale ekiplerini birbirine bağlayan ortak bir USOM/CERT ağıdır; biri saldırıyı görür, hepsi anında haberdar olur ve pozisyon alır.

İkincisi, gerçek tehdit senaryoları üzerinde yapılan ortak siber tatbikatlardır; çünkü birlikte ter dökmeyen ordular birlikte savaşamaz.

Üçüncüsü, ortak teknoloji standartları, tarafsız bir akreditasyon/sertifikasyon merkezi ve ortak yerli ve milli teknoloji sepetidir. "Güvenli" damgasını birlikte vurabilen ülkeler, tüm ülkelerin benim ürünüm diyebileceği ittifak ürünleri ile ittifak dışa bağımlılıktan kurtulur.

Dördüncüsü ise belki de en kalıcısı: genç mühendislerin değişim programlarıyla birbirini tanıması, insan değerlerinin hızlıca geliştirilmesi.  Siber kalkanın gerçek zırhı çelik değil, insandır. Teknolojinin arksında da insan var. Bakü'de yetişen bir yazılımcı, Taşkent'teki bir güvenlik uzmanı, Ankara'daki bir araştırmacı aynı dili konuşmaya başladığında, ortak hedefe yürüdüğünde  bir aidiyet oluşur. 

Elbette gerçekçi olmak gerekir. Her devletin kendi hassasiyetleri, kendi tedarik tercihleri ve farklı kapasiteleri var. Ortak bir siber çatı, üyelerinin egemenliğini gölgelemeden, gönüllülük ve karşılıklı fayda üzerine kurulmalı. Burada Türkiye'nin rolü dayatmak değil, biriktirdiği tecrübeyi paylaşmak ve kolaylaştırıcı olmaktır; nitekim savunma sanayiindeki birikimini kardeş ülkelerle paylaşmaya hazır olduğunu zaten beyan etmiştir.

Nasıl bugün Turan tasavvuru tek bir devlet değil, aynı ruha inanan bir devlet topluluğu şeklinde ise, bunun temeli ortak tarih ve ortak dil ise; ortak bir siber savunma hattı ve ortak teknoloji standardı ve ortak teknolojiler de bu tasavvurun teknolojideki karşılığıdır. Artık “Teknolojide Turan” fikrini konuşmanın vaktidir.

Çağımızın kaleleri serhat boylarına dikilen kaleler gibi, görünmeyen ama her saldırıyı göğüsleyen siber güvenlik ürünlerinde, veri merkezlerinde, internet değişim noktalarında, siber olaylara müdahale ekiplerinde ve genç mühendislerin zihinlerinde yükselecek.

Mavi Vatan'ı kuran irade, Dijital Vatanı da, Dijital İttifakları da kuracaktır. Türk dünyasının ortak güvenliği için dijital ittifak artık ertelenebilir bir başlık değildir. Önümüzdeki beş yıl, bu alanda seyirci mi kalacağımızı, yoksa oyun kurucu mu olacağımızı belirleyecek kritik dönemdir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...