Muhalefet yine sınıfta kaldı!
“Onlara (niçin alay ettiklerini) sorarsan, elbette “Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk” derler. De ki: “Allah ile, O’nun ayetleri ile ve Elçisi ile mi alay ediyordunuz?”
(Tevbe Suresi, 65. Ayet)
Stand-up sanatçısı Deniz Göktaş’ın gösterisi hakkında “dini değerleri aşağıladığı” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Yaklaşık bir haftadır bu gösteri gündemde.
Deniz Göktaş’ın gösteri programında hükümet ve muhalefete yönelik mizah var.
Özgür Özel taraftarları, Deniz Göktaş’a sırf hükümete muhalefet etmek için sahip çıksa da, Göktaş onların Silivri’deki kanaat önderi Ekrem İmamoğlu’nu okuduğu kitaplar ve sahte diploması üzerinden çok feci şekilde dalga geçmesi de söz konusu….
Fakat bizim için asıl mesele, Deniz Göktaş’ın Kur’an-ı Kerim üzerinden oluşturduğu dalga geçme ve aşağılama halidir.
Deniz Göktaş’ın yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimle ilgili programında sarf ettiği hadsizlik şöyledir:
“İlk üç kitap iyi de dördüncüde çeviri zayıf. Dört kitap arasında en iyisi o bence, bir kere çok iddialı bir çıkış 600’lü yıllarda. Bu son kitap demek... Yazan için de çok zor, aklına yeni bir fikir gelse ‘son kitap’ dedik, ‘domuz da yemeyiversin’...”
Özellikle topluma yön veren siyasilerin tamamının hassasiyeti, toplumun milli ve manevi değer yargılarını korumak ve saygı göstermek olmalıdır.
Muhalefetin bu konuda bir hassasiyet taşımadığına, Deniz Göktaş olayında ve daha önce yaşanan birçok olayda şahit olduk.
Özgür Özel, “Sanata saygısı olmayan, şakadan espriden anlamayan bir anlayış var karşımızda. İfade özgürlüğüne tahammül edilemeyen bir anlayış var” diyerek; Müsavat Dervişoğlu da “Biz vatanını seven, aklı hür bir gençlik istiyoruz. Onların beklediği ise eleştirmeyen biat neslidir. Onların yaptığı espri yapanı, tweet atanı sorgusuz sualsiz içeri atmaktır. Bu kirli tezgahlara tek bir gencimizi bile yedirmeyeceğim” diyerek, milli ve manevi değerleri aşağılayanlara karşı duruş göstermek yerine onlara sahip çıkıyorlar. Akıllarınca hükümetin demokrasiyi ve özgürlüğü kısıtladığı atmosferini yaratmaya çalışıyorlar.
Fakat %99’u Müslüman bir ülkede nasıl bir yara açtıklarını ve toplumsal kaosa zemin hazırladıklarını görmüyorlar.
Milli ve manevi değerleri aşağılayanlara verilen bu destek, bu tür başka modellere de motivasyon ve cesaret sağlamaktadır. Muhalefet, atmosfere ya da işine gelmesine göre istismar ve ikiyüzlülük sergilemektedir.
Mesela “Zıp Zıp Mahir” diye bilinen, Özgür Özel kadrosundan Ali Mahir Başarır isminde bir siyasetçi modeli var. Deniz Göktaş’a şu sözlerle sahip çıkmıştı: “Mizahtan, kahkahadan korkuyorlar! Hakaret sayıyorlar! Bu nedenle Deniz Göktaş’ın stand-up gösterisine adli işlem başlattılar. Önce ‘milli güvenlik ve kamu düzeni’ gerekçesiyle erişim engeli getirdiler. Sonra ‘dini değerler’ kapsamında soruşturma açtılar. Bu çelişki bile tek başına hukukun nasıl keyfileştirildiğini gösteriyor.”
Fakat sürekli istismar ettikleri Alevilerle ilgili bir Stand-up gösterisi gündeme geldiğinde tam tersi bir tutum sergilemişti:
“Bunun adı ‘mizah’ olamaz!
Bu utanmazlık!
Bu rezillik!
Bu ahlaksızlık!
Videoda atılan her kahkahada bir kere daha utandım!
Bunun için Alevi olmak değil, yalnızca insan olmak yeterli! Pınar Fidan gibi böylesi zavallı zihniyetlere yazıklar olsun!”
İşte bu ikiyüzlülük olmamalıdır. Kur’an-ı Kerim, Alevilerin de inandığı kutsal kitaptır. İslam’a yönelik dalga geçme ve aşağılama olunca başka, istismar ettikleri Aleviler olunca başka davranılmamalıdır.
Bir siyasetçi, Müslümanların kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’e de, Alevilere de laf söyletmemelidir. Siyasi ikiyüzlülüğünüze göre stand-up sanatçılarını ayırmak diye bir kural mı var?
Toplumun milli ve manevi değerleri herkes tarafından korunmalı ve saygı duyulmalıdır. Eğer korunmuyor, düşmanlık edenlere sahip çıkılıyorsa, burada düşünülen tek gerçek, topluma yönelik bir kötülüktür.
CHP’nin bu yöndeki sicili maalesef çok yüklüdür. Toplumun milli ve manevi değerleriyle bir türlü barışamaması, onları hep toplumdan ayrı düşürmektedir.
CHP’liler, İYİ Partililer “Siyasi mizaha ölçülü bir şekilde varız. Ama Müslümanların kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’i hiçbir şartta aşağılamaya, dalga geçilmeye muhatap ettirmeyiz” diyememektedir. O da onların en büyük ayıbıdır.
İşine geldiğinde “mizah böyle olur”, işine gelmediğinde “Bunun adı ‘mizah’ olamaz!” yaklaşımı gösteren muhalefet, bu toplum için en tehlikeli siyasi modeldir.
Milli ve manevi değerlere iktidar-muhalefet aynı oranda hassasiyet gösterirse, bu toplumun birlikteliği ve huzuru çok daha güçlü olur. Ama siyasi hırslar, gözü dönmüşlük toplumda ayrışma tohumları ekilmesini hızlandırıyor. Kur’an-ı Kerim ile dalga geçilmesi halinde şu muhalefetin haline bakar mısınız? Utanç verici değil mi?