Savaşın faturası gümrük duvarlarıyla dünyaya mı ödetiliyor?

YAYINLAMA:
Savaşın faturası gümrük duvarlarıyla dünyaya mı ödetiliyor?

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 60 ticaret ortağına yüzde 10 ile yüzde 12,5 arasında değişen yeni gümrük vergileri uygulama kararı almıştır. ABD yönetimi söz konusu tarifelerin gerekçesini, ilgili ülkelerin zorla çalıştırılarak üretilen malların ticaretini önleme konusunda yetersiz kalmasıyla açıklamaktadır. Ancak kararın zamanlaması, kapsamı ve ABD ekonomisinin içerisinde bulunduğu şartlar dikkate alındığında, meselenin ifade edildiği konudan bağımsız olduğu açıkça görülmektedir.

Nitekim ABD Ticaret Temsilciliği tarafından 1974 tarihli Ticaret Yasası’nın 301’inci maddesine dayanılarak hayata geçirilen yeni tarifeler, Amerikan ithalatının yaklaşık yüzde 99’unu kapsayan geniş bir ekonomik alanı doğrudan etkilemektedir. Önceki küresel tarifelerin ABD Yüksek Mahkemesi tarafından yetki aşımı gerekçesiyle geçersiz kılınmasının ardından Trump yönetiminin yeni bir hukuki dayanak üzerinden benzer bir gümrük rejimi oluşturması, Washington’un gümrük tarifelerini, uzun vadeli bir ekonomi ve dış politika enstrümanı olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.

Bu bağlamda Trump yönetiminin attığı son adımı, ABD’nin İran’la yürüttüğü savaşın giderek ağırlaşan ekonomik maliyetiyle aynı kapsamda değerlendirmek gerekir. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından açıklanan verilere göre İran savaşının Washington’a bugüne kadarki doğrudan maliyeti 37,5 milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakam yalnızca belirli bir zaman diliminde gerçekleştirilen hava operasyonlarını, kullanılan mühimmatı ve bölgeye sevk edilen askerî unsurları kapsamaktadır. Savaşın şiddetlenmesi, şartların daha da kızışması bu maliyetleri tabii olarak artıracaktır. 

Diğer yandan Beyaz Saray’ın 24 Haziran 2026 tarihinde Kongre’ye 87,6 milyar dolarlık ek bütçe talebi sunması da savaşın Amerikan kamu maliyesi üzerinde oluşturduğu baskıyı açıkça göstermektedir. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi tarafından yapılan değerlendirmeye göre bu paketin yaklaşık üçte biri doğrudan İran savaşı nedeniyle ortaya çıkan harcamalardan oluşmaktadır. Talebin geri kalan bölümünde mühimmat üretiminin artırılması, savunma stoklarının yenilenmesi ve yönetimin diğer güvenlik öncelikleri bulunmaktadır. Dolayısıyla 37,5 milyar dolarlık mevcut maliyet, savaşın nihai faturası değil, henüz devam eden bir harcama sürecinin ilk aşamasıdır.

ABD gibi yıllık savunma bütçesi yüz milyarlarca dolarla ifade edilen bir devlet açısından 37,5 milyar doların karşılanabilir olduğu düşünülebilir. Ancak mesele yalnızca bu tutarın Amerikan bütçesi içerisindeki oranı değildir. Asıl dikkat çekici olan, Washington’un aynı anda Avrupa’da Rusya’yı çevrelemeye, Hint-Pasifik bölgesinde Çin’i dengelemeye, İsrail’in güvenliğini sağlamaya ve Orta Doğu’daki askerî varlığını sürdürmeye çalışmasıdır. Bu bağlamda ABD’nin ekonomik açıdan bir çıkmazla karşı karşıya kalması kuvvetle muhtemeldir. Kaldı ki Trump, her fırsatta hem Rusya cephesi hem de İran cephesi ile ilgili olarak müttefiklerin yük paylaşımına girmesi gerektiğini sıklıkla dile getirmektedir.

Gümrük vergilerinin temel özelliği, kamuoyunda çoğu zaman yabancı ülkelere kesilmiş bir ceza gibi sunulmasına rağmen, ilk aşamada ithalatçı Amerikan şirketleri tarafından ödenmesidir. Şirketler bu maliyeti ya kendi kârlarından karşılamakta ya da ürün fiyatlarına yansıtarak tüketiciye aktarmaktadır. Bu nedenle Trump yönetiminin 60 ülkeye uyguladığı yeni tarifeler, kısa vadede federal hükümete ilave gelir sağlasa bile Amerikan hane halklarının alım gücünü azaltma ve iç piyasadaki fiyat baskısını artırma riski taşımaktadır. 

ABD bir taraftan İran savaşının on milyarlarca dolara ulaşan askerî giderlerini karşılamaya çalışırken, diğer taraftan geniş kapsamlı tarifeler yoluyla federal bütçeye yeni gelir kaynakları oluşturmaktadır. ABD yönetimi tarifeler ile İran savaşının finansmanı arasında doğrudan bir bağ kurmamaktadır. Buna karşın aynı dönemde hem 87,6 milyar dolarlık ek bütçe talebinin Kongre’ye sunulması hem de Amerikan ithalatının neredeyse tamamını kapsayan yeni bir gümrük rejiminin yürürlüğe konulması, ekonomik açıdan birlikte değerlendirilmesi gereken gelişmelerdir. 

Türkiye’nin yüzde 12,5’lik tarife uygulanan ülkeler arasında yer alması ise dikkatle değerlendirilmek zorundadır. Türkiye ile ABD arasındaki ticaret hacminin artırılması hedeflenirken Türk ürünlerine getirilen ek vergiler, özellikle fiyat rekabetinin yüksek olduğu sektörlerde ihracatçılarımızı olumsuz etkileyebilir. Buna karşın petrol, doğal gaz, gübre, bazı gıda ürünleri, çelik ve alüminyum gibi ürünlerin farklı düzenlemelere tabi tutulması, kararın Türkiye’ye yönelik etkisinin sektörler bazında analiz edilmesini gerekli kılmaktadır. Bu süreçte hem diplomatik kanalları etkin biçimde kullanması hem de Türk ihracatçılarının alternatif pazarlara erişimini güçlendirilmesi önem arz etmektedir.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...