Ne kazandık, ne kaybettik?

Kendi kendine yeter bir ülke olmanın ne kadar hayati olduğu, dar günlerde çok daha iyi anlaşılıyor. Sağlık performansımız dünya çapındadır ve bundan sonrası için aranan, istenen ve öne çıkan ülke olacağımız görülmektedir. Altyapımız ve sağladığımız güvenle birlikte sağlık turizminde lider bir konum kazanabiliriz.

12.05.2020 10:00

Koronavirüs salgını bütün dünyada sağlık sektörünü öne çıkardı. Sağlık denilince içine çok şey giriyor. En başta da koruyucu hekimlik geliyor. Hasta olmazsanız, diğer hiçbir şeye ihtiyaç kalmıyor. Bu salgınla birlikte bunun önemini bir defa daha anladık ve bundan sonra çok daha titiz, çok daha dikkatli olacak ve bu alana daha fazla eğileceğiz. Eğer hasta olursak hastane, doktor ve ilaçla muhatap oluyoruz. Bu alanlarda gayet iyi durumdayız. Hatta özellikle sağlık altyapısı bakımından dünyada en iyilerden biriyiz. Sağlık ordumuzun da son derece birikimli, maharetli, ehil ve fedakâr olduğunu bu salgın sırasında net olarak gördük ve başarılarını gururla izledik. Üniversitelerimiz yeni ihtiyaca göre yeniden şekillenecektir ve sağlık sektöründe sayısal eksiğimizi kısa zamanda kapatabileceğimiz bir altyapımız mevcuttur. Sadece ilaç konusunda daha çok çalışmamız, daha çok yoğunlaşmamız ve daha iddialı hale gelmemiz gerektiği ortaya çıktı. Aşıyı da bunun içine katıyorum. Bu açığın kapanması için anında etkin tedbirler alındı ve kısa zamanda yine dünya çapında bir noktaya geleceğimizin işaretleri şimdiden görüldü.

İLAÇ GELİŞTİRİYORUZ

Dünyada koronavirüs tedavisinde kullanılan ve kesin sonuç veren bir ilaç henüz yok. Mevcut ilaçları büyük bir öngörü ile zamanında stokladığımız için hiçbir sıkıntı oluşmadığı gibi, bunları farklı varyasyonlarla kullanan uzman hekimlerimiz vakaların tedavisinde üstün bir başarı elde ettiler. Yeni ve etkin bir ilaç için bütün dünyada araştırmalar yapılıyor. Türkiye bu konuda iddialı bir adım attı. Koronavirüse karşı etkili ilaç olması planlanan, laboratuvar ortamında virüsü nötralize ederek etkisiz hale getiren yerli ve milli üretimli ‘TR-C 19’un ruhsatlandırılmasıyla ilgili hazırlık süreci başladı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi iş birliği ile yürütülen çalışmalarda, klinik testlerinin tamamlanarak sonuçların olumlu çıkması halinde ruhsatı alınacak olan ilacın seri üretiminin İstanbul’da yapılacağı duyuruldu. Bu ilacın yanı sıra koronavirüs hastalığına karşı iki farklı ilaç molekül çalışmasının da devam ettiği açıklandı.

AŞI VE SAĞLIK MALZEMESİ

Aşı çalışmaları ayrı bir koldan yürütülüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, CNN Türk televizyonuna yaptığı açıklamalarda, koronavirüs aşısı çalışmalarında 3 üniversitenin hayvanlar üzerinde test aşamasına geldiğini duyurdu. Bir üniversitemiz hayvanlar üzerinde çalışmalara da başlamış. Bütün bunların yanında sağlık sektörünün talep ettiği malzeme ve teçhizatı üretmekte çok iyi durumdayız. Kısa zamanda kendi ihtiyacımızı karşılayacak hale geldik. 13 firmamız yerli test kitleri üretebiliyor. Bu kitleri 50’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. Nano teknolojiye dayalı ve dünyada ilk olacak test kitini üretmeyi hedefliyoruz ve haziran ayı gibi prototip üretilecek.

Çok hızlı biçimde devreye soktuğumuz solunum cihazları, vakaların tedavisinde büyük kolaylık sağladı. Bu cihazlar olmadığı veya yeteri kadar bulunmadığı için hastalarını ölüme terk eden Avrupa ülkeleri gördük. Ürettiğimiz cihazlar bütün dünyadan büyük talep alıyor. Ev tipi solunum cihazı ihracına başlandı. Medikal ürünlerin yurt dışına satışı da yeniden serbest hale getirildi.

MASKE HAYATIMIZIN PARÇASI

Yeni normal dönemde maske hayatımızın bir parçası olacak. Şimdiye kadar verilen mücadele ve sağlanan başarının devamı açısından da maske kullanımı hayati öneme sahip. Türkiye’nin şu anda günlük maske üretim kapasitesi 40 milyon adedi geçmiş durumda. Bu sayı, ihtiyacın çok üzerinde.

Bütün bu tablo, sağlık malzemesi konusunda hiçbir eksiğimiz olmadığı gibi, hem ihraç etme, hem de yardımları sürdürme imkânına da sahip olduğumuzu gösteriyor. Bu arada 57 ülkeye sağlık malzemesi yardımı yaptığımızı bir defa daha hatırlatalım. Bu yardımların bize farklı şekillerde dönüşü mutlaka olacaktır. En azından itibar, saygınlık ve dostluk kazandık ki, bunların parayla karşılığı yoktur.

SAĞLIK TURİZMİNDE AVANTAJLIYIZ

Kendi kendine yeter bir ülke olmanın ne kadar hayati olduğu, dar günlerde çok daha iyi anlaşılıyor. Sağlık performansımız dünya çapındadır ve bundan sonrası için aranan, istenen ve öne çıkan ülke olacağımız görülmektedir. Altyapımız ve sağladığımız güvenle birlikte sağlık turizminde lider bir konum kazanabiliriz. Diğer taraftan, artık güçlü bir sanayi ülkesi olmanın yanında teknoloji konusunda da büyük mesafe katettiğimizi net olarak anladık. Dijital teknolojiye büyük uyum sağlayabildiğimizi de bu kriz sırasında test ettik ve gördük. Bundan sonra bu alanda daha da ileri gelişmelerin olacağı anlaşılmaktadır.

Krizi fırsata dönüştürmek bu olmalıdır. Koronavirüs salgını bütün dünyaya çok şey öğretti. Yeni dünya düzeninin çok farklı olacağını artık herkes görüyor ve söylüyor. Dünya ekonomisinin bu krizden etkileneceği ortaya çıkmıştır. Türkiye bu konuda da zamanında aldığı tedbirlerle, krizi en az zararla atlatan ülkelerin başında gelecektir. Neresinden bakılırsa bakılsın, Türkiye yeni dünya düzeninde iddialı ve etkin bir şekilde yer alacaktır. Kaybettiklerimiz de var. CHP ve yancıları bu ülke ve milletle zaten yollarını ayırmışlardı, bu salgınla birlikte tamamen kaybettik.