Yeni sistemi artık öğrenin

13.11.2020 10:00

Maliye ve Hazine Eski Bakanı Sayın Berat Albayrak’ın görevi bırakması zillet güruhu için yeni bir malzeme oldu. Öyle şeyler söylüyor, öyle iddialar ileri sürüyorlar ki, gerçekten şaşırıp kalıyoruz. Hepsinin buluştuğu yer aynı. Tek adam rejimi varmış, kimse bir şey yazıp konuşamıyormuş.

NEYİ YAZAMADINIZ?

Neresinden başlayıp, hangi birini düzeltelim. Gerçeklerle hiçbir ilgisi olmayan, çoğu yalan, iftira ve karalamadan ibaret her şeyi yazıyorlar, söylüyorlar, çıktıkları programlarda saatlerce bırakın eleştirmeyi, hakaretin, yalanın, karalamanın zirvelerinde dolaşıyorlar, sonra da hiç utanmadan, sıkılmadan bu ülkede medyanın tek merkezden kontrol edildiği, basın üzerinde baskı kurulduğu gibi abuk-sabuk bir iddiada bulunuyorlar. Hiç kimse de bunlara, “kendi kendinizi yalanladığınızın farkında mısınız? Neyi yazamadınız, neyi söyleyemediniz? Hem her şeyi söylüyor, her yalanı sıralıyor, her hakareti yapıyorsunuz, hem de pişkin şekilde basının özgür olmadığı yaygarası koparıyorsunuz. Özgürlük olması için her şeyin sizin keyfinize, sizin güdük zihniyetinize, sizin emellerinize göre şekillenmesi mi gerekiyor?” diye sormuyor. Bunları iyi tanırız, kendileri gibi düşünmeyene, kendilerinden olmayana en küçük bir tahammül göstermez, ellerinden gelse hayat hakkı bile tanımazlar. Sonra da dönüp hiç utanmadan basın özgürlüğünden, düşünce hürriyetinden bahsederler. Sağda olduğu bilinen gazetelerde sol zihniyeti ile çalışan yığınla gazeteci tanıdım, ama sol bir gazetede sağ görüşlü istisna cinsinden bir tek isme rastlamadım. Yanlışlıkla olsa da, fazla barındırmazlar.

HERKES KARARA SAYGILI OLMALI

Bir bakanın görevi bırakması kendi tercihidir. Bunu değerlendirecek olan da Sayın Cumhurbaşkanıdır. Kaldı ki, sözü edilen bakan aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanın damadıdır, yani ailedendir. Herkes alınan kararlara saygılı olmak zorundadır. Ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını size mi soracaklar? Ne olmasını bekliyor, ne istiyorsunuz? Herkes her şeyi sizin istediğiniz, sizin düşündüğünüz, sizin işinize geldiği gibi düşünmek, konuşmak, yapmak zorunda mıdır? Bu nasıl bir kafadır, bu nasıl bir demokrasi, hukuk, medya anlayışıdır?

YENİ SİSTEM İSTİKRAR GETİRDİ

Bu kadarla da yetinmediler, bir de kabine revizyonu yaptılar. Değiştirmedikleri bakan kalmadı. Hatta, bu işi getirip erken seçime bağlayanları bile ibretle izledik. Bunlar ya anlamıyorlar, ya da bu milletin aklıyla alay ediyorlar. Türkiye’de artık yeni bir hükümet sistemi var. Bu sistemde Cumhurbaşkanı güvenoyunu doğrudan milletten alır. Hesabı da millete verir. Dolayısı ile etkin, verimli, hızlı karar alabilen bir kabine oluşturması sistemin tabiatı gereğidir. Kimlerin ne kadar verimli olduğunu, kimlerden memnun kaldığını da yine en iyi Sayın Cumhurbaşkanı bilir. Eğer ihtiyaç duyarsa gereğini de yapar. Yeni sistemin en büyük özelliklerinden birisi de istikrar ve kararlılıktır. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanı da yaptığı açıklamada, “Yeni yönetim sistemimizde, değişim gerekiyorsa bunun yerini ve zamanını milletin yetki verdiği Cumhurbaşkanı belirler. Gerektiğinde bu değişimi anında hayata geçirecek olan da yine Cumhurbaşkanı’dır. Milletimizin bize verdiği yetki ve sorumluluğu, kendi planlarımız, programlarımız, değerlendirmelerimiz ışığında yapmak en başta gelen vazifemizdir. Biz harekete geçmek için şuraya veya buraya, şuna veya buna değil, sadece millete bakarız” diyerek aslında bu güruha anlayacakları dilden bir ders vermiştir.

ERKEN SEÇİM OLMAZ

Erken seçim tartışmaları arı bir tiyatrodur. Yeni sistemde erken seçim bir istisnadır. Çok olağanüstü şeyler olmadıkça erken seçim olmaz, bu sistemin ruhuna aykırıdır. Önceki sistemde daha çok hükümet kuramama veya kurulan hükümetlerin güvenoyu alamama sebeplerine dayalı olarak erken seçime gidiliyordu. Bu sistemde bir belirsizlik, bir tıkanma ve bunlara bağlı olarak hükümetin düşmesi hiçbir durumda söz konusu değildir. Dolayısı ile erken seçimi herkes aklından çıkarmalı ve milleti boş işlerle meşgul etmemelidir.

YETKİLERİN KAYNAĞI ANAYASA

Bir de şu tek adam meselesi var. Cumhurbaşkanı yetkilerini Anayasa’dan alıyor. Birileri rahatsız olsa da, bu yetkilerini kullanması kaçınılmazdır. Bu aslında parlamenter sistemde de böyleydi. Tek bir fark var, Cumhurbaşkanında da fazla yetki olduğu için iki başlılık ve çatışma yaşanıyordu. Özellikle tek başına iktidarlarda bu çatışmalar ve tek adam suçlamalarının hiç kesilmediğini yaşayarak gördük. Aynı yakıştırmalar o dönemlerdeki başbakanlar için de yapıldı. Rahmetli Özal için yazılanları alın, bugünkülerin yanına koyun, birebir aynı olduğunu göreceksiniz. Koalisyonlarda bile benzer tartışmalar yapıldığı, hatta bazı hükümetlerin bu yüzden bozulduğu hafızalardadır. Kaldı ki, Sayın Erdoğan’ı suçlayanların, kendi partileri içinde tek adamlığın benzersiz örneğini oluşturduklarını, yine kendi partilileri söylüyor.

BUNUN DÖNÜŞÜ YOKTUR

Yeni sistem millette karşılık bulmuş, devlette işleyişi hızlandırmış, verimi arttırmış ve ülkenin muasır medeniyet seviyesine ulaşmasına büyük bir ivme kazandırmıştır. Bunun dönüşü yoktur. Hiç kimse hayal kurmasın ve kendini kandırmasın. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” gibi ne olduğu anlaşılmayan, neyin kast edildiği belli olmayan, afaki, içi boş nutuklarla bir yere varılamayacağı gibi, bunu iddia edenlere de bir şey getirmez. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, daha ilk dönemini yaşıyor. Uygulama esnasında ortaya çıkan eksikler elbette giderilecektir. Sistemin daha sağlıklı bir zeminde devamını ve güçlenmesini mümkün kılacak düzenlemeler yapılacaktır. Zilleti oluşturanların da artık akıllarını başlarına almaları ve bu yeni sisteme kendilerini uyarlamaları menfaatlerine olacaktır.