Zillet korosu baklayı ağzından çıkardı

25.04.2019 10:00

SAYIN Devlet Bahçeli, yerel seçimlerin önemini ve anlamını anlatırken, zilletin beklediğini elde etmesi durumunda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi üzerinden bir tartışma başlatılıp, ülkeyi kriz ve kaosa sürükleyebileceğine özellikle ve altını çizerek dikkat çekiyordu. Bu kadarla da kalmayacağını, zilletin ortakları olan PKK ve FETÖ gibi terör unsurlarının yeniden başkaldırıp azacaklarını ve bu ihtimalin büyük ve derin bir beka sorunu oluşturduğunu anlatıyordu.

ŞANSLARINI DENİYORLAR

Seçimlerin üzerinden henüz 25 gün geçti. Oy oranı, alınan belediye sayısı, belediye meclis üyelikleri ile birlikte Cumhur İttifakı, seçimlerden kesin ve ezici şekilde üstün çıktı. Ancak, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirler biraz da seçim sisteminin azizliği ile zilletin eline geçti. İstanbul için henüz son söz söylenmemiş olmasına rağmen, bu kadarını bile yeterli gördüler, en azından şanslarını denemek için hiç vakit kaybetmeden hemen harekete geçtiler. Can çekişen PKK, 4 kahramanımızı birden şehit ederek, tekrar zemin bulabilme imkanı aradığını gösteren bir kahpelik yaptı. Kandilli katiller CHP’ye kurdukları ittifakı daha da ileri götürmeleri için teklifte bulundu. İstanbul’un tartışmalı başkanı, PKK’nın hapishanedeki eş başkanını çok beğendiğini açıkladı. PKK’nın uzantısı YPG’yi terör örgütü görmeyen ve bize saldırmayacağını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu, hiçbir şey olmamış gibi kalkıp şehidimizin cenazesine gitti. O yoldayken, İstanbul İl Başkanı da, “Kim şehit olmak istiyorsa gitsin olsun. Aptalca politikalar yüzünden ölen masum insanlara şehit diyerek, ölümü kutsamaktan vazgeçin artık” şeklindeki sosyal medya paylaşımının, parti politikalarıyla örtüştüğünü ilan ediyordu.

MHP’YE TEŞEKKÜR ETMELİ

Şehit cenazesinde yaşananları onaylamak mümkün değildir. Organize bir saldırı olduğu söyleniyor. Eğer bir organizasyon varsa, işte bunlardır. Kaldı ki, burada da bitmiyor. Kılıçdaroğlu’nu o kargaşadan çekip çıkaran, koruyan, kollayan ve sağ-salim evine dönmesini sağlayanların en önünde MHP’nin Çubuk teşkilatı ve orada bulunan MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya gelmektedir. Başta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve Kılıçdaroğlu’nun bir kişi hariç etrafındakilerin tamamı, bir anda buharlaşıp yok olurken; canını ortaya koyarak insanüstü bir çaba gösterip, olayları yatıştıran, Kılıçdaroğlu’nu köyden ayrılana kadar yalnız bırakmayan, Sayın Mevüt Karakaya’dır. Buna rağmen teşekkür etmek yerine, CHP güruhunun özellikle sosyal medyadan MHP’yi hedef göstermesi ve kin kusması, nasıl pis bir organizasyon yapıldığının başka bir ispatıdır.

HEPSİ BİRDEN SİSTEME SALDIRDI

Sonrası daha da ilginçtir. Asıl niyetin ne olduğu, neyin tezgahının kurulduğu 23 Nisan özel oturumundaki konuşmalarla daha da netleşmiştir. Zilletin bütün bileşenleri, bu özel toplantıda ağız birliği etmişler ve aynı şeyleri söylemişlerdir. Hepsi birden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne saldırmış ve anayasa değişikliği yapılmasını ve eskiye dönülmesini talep etmişlerdir. Ve şu tesadüfe bakınız ki, durumdan vazife çıkaran siyaset eskileri, 32 gün süreyle koalisyon arayan çözülme ortakları da, eş zamanlı olarak harekete geçmiş ve aynı yönde deklarasyon yayınlamışlardır. Nasıl da birbirlerini tamamlıyor, nasıl da aynı yere vuruyorlar!

MELANET CEPHESİ

Türkiye çok zor bir süreçten geçiyor. Sayın Bahçeli’nin seçim öncesinde işaret ettiği tehdit ve tehlikeler ne acıdır ki, birer birer hayata geçirilmek isteniyor. Çok ciddi bir beka meselesi ile karşı karşıyayız. Sayın Bahçeli’nin belirttiği gibi, Türkiye’yi dört bir koldan kıstırmak, sonrasında yıkmak, bu olmuyorsa tamamen bağımlı ve sömürge artığı bir ülke haline getirmek için çok şer ve melanet bir cephe oluşturulmuştur. Mühürlü kalpler bu tehlikeyi anlayamaz. Üç maymunu oynayan menfaat çeteleri, adım adım genişleyen bu anaforu emin olunuz ki idrak edip özümseyemez. Cumhur İttifakı çok daha kararlı olmak, samimi durmak zorundadır. Nitekim, Sayın Cumhurbaşkanının bir açıklamasının yanlış bir değerlendirme ile nasıl saptırıldığını, kimleri nasıl ümitlendirdiğini ve anında ne tür keskin dönüşler yaşandığını ibretle bir defa gördük. “Türkiye İttifakı” ve “Demiri soğutma zamanı” sözlerini cımbızla çekerek farklı anlamlar yükleyenler, yeniden çözülme sürecine dönüleceğini düşünenler ve MHP ile ittifakın bozulacağını düşünerek bayram edenler, sonraki açıklamalarla sukutu hayale uğramışlardır.

KARARLILIK İFADESİ

Sayın Cumhurbaşkanının 23 Nisan özel oturumunda HDP’li Pervin Buldan’ı dinlemeden salondan ayrılması ve sonrasında söyledikleri, bir kararlılık ifadesidir. “Mehmedimi şehit edenleri dinleyeyim mi? Benim ne vicdanım, ne karakterim, şu topraklar altında yatan şehitlerimin ruhunu muazzep edemem” sözleri bizim için bir ölçüdür. Sayın Erdoğan, Türkiye İttifakı sözlerine de net bir açıklık getirmiş ve ülkenin birliğini, vatanın bölünmezliğini ve 82 milyon vatandaşımızı bir arada tutmayı kast ettiğini söyleyerek, tartışmaları bitirmiştir. Başka türlüsü zaten düşünülemezdi.