Türkçe Düşün
İstanbul
AÇIK
28°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
İnsanlığın bittiği Gazze

İnsanlığın bittiği Gazze

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dünya Tarihinde Ermenilere yüklediğimiz misyonun daha da ağırının bir başka devlete izafe edileceğini, bunun da gözlerimizin önünde yaşanacağını ve kimsenin müdahale etmeyeceğini tahmin etmez, edemezdik.

Zira bilindiği gibi Ermenilerin genetik kodlarındaki vahşilik ve canilik ülkemizde ve başka milletlerin sınırlarında kendini zaman zaman göstermiştir. Aynı caniliğin günümüzde Gazze’deki masumlara yaşatıldığını görmek bir Müslüman, Türk ve insan olarak sınırlarımızı zorlamaktadır. Gözlerimizin önünde bir devlet yok edilmeye çalışılmakta ve kimse sesini çıkarmamaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Kim bir kötülük ve haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin.” Demiştir. Bunlardan herhangi birini bile yapmayan Müslüman Devletlere ne denilmelidir?

FİLİSTİN DAVASI İNSANLIK DAVASIDIR!

FİLİSTİN DAVASI VİCDAN DAVASIDIR!

İnsanlığın, insanlığa dair umutların öldüğü Gazze’de; 1948 Tarihli BM "Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi" dahil “insanı” konu edinen antlaşmaların tamamı HÜKÜMSÜZ KALMIŞTIR! Avrupalı Devletler bu tarihten sonra ne haktan ne de hukuktan bahsetmemeli, diğer devletlere ders vermeye kalkmamalıdır!

Uluslararası Hukuk açısından İsrail’in Filistin topraklarında masum insanlara yaşattığı vahşet hem savaş suçu hem de insanlığa karşı suçtur. 181 sayılı BM Genel Kurulu Kararı’na göre sınırları kesinleştirilmiş bir devlet olarak nitelendirilmesi gereken Filistin’de hiçbir norm tanımadan yakılan masum kadın ve çocukların hiçbir şekilde izahı olamaz!

Güney Afrika Cumhuriyeti, geçmişten gelen tarihi bir sorumluluğu üstüne alarak uluslararası alanda 7 Ekim’den bu yana Siyonist İsrail’in gerçekleştirdiği vahşetle ilgili Filistin lehine adım atan ilk ülke olmuştur. 29 Aralık 2023’te İsrail aleyhine 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle UAD(Uluslararası Adalet Divanı)’de dava açmıştır. Dava işbu sözleşmenin 9.maddesine dayanmaktadır. Madde hükmü gereği; eğer bir devlet sözleşmenin maddelerini ihlal etmişse, bu sözleşmeye taraf devletlerden herhangi biri ilgili durumu UAD’ye taşıyabilecektir.

Dava boyunca akıllara durgunluk verecek olaylara şahitlik etmekteyiz. Soykırımı yapan güruha mı yoksa bunları gözü kapalı, vicdanları sızlamadan savunanlara mı okları yöneltmeli?

Zira, İsrail’i temsil eden Avukatlar, evvel emir soykırım iddialarını reddetmekle kalmayıp neredeyse her savunmalarında Hamas’a karşı meşru müdafaa haklarını kullandıklarını ve Hamas’ın onlara saldırma ihtimallerinin bulunduğu şeklinde açıklamalarda bulundu. Bununla da kalmayıp Güney Afrika’nın da terör örgütü olarak nitelendirilmesi gereken Hamas’ın arkasında olduğu iftiralarında bulunarak Güney Afrika aleyhine geçici tedbirlere(!) başvurulması gerektiğini söyledi fakat kaçırdıkları bir durum vardı; o da Güney Afrika   Hamas’ın değil; TARİH SAHNESİNDE İNSANLIĞIN YANINDA YER ALDIĞIYDI!

Ne yazık ki İsrail adına savunma yapan isimlerden biri de daha önce eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde görev yapan Uluslararası Hukuk uzmanı Christopher Staker oldu. İsrail'in Gazze’deki askeri operasyonlarını “kendini savunma hakkı” olarak tanımlayan Staker, “İsrail Uluslararası İnsancıl Hukuka uymaya kararlıdır” derken; HANGİ İNSANCIL HUKUKU KASTETMEKTEYDİ? Bu savunmayı yapan birinin yıllarca Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bulunması ne acıydı..

Güney Afrika Sözleşme’nin 2.maddesine dayanarak; Gazze'deki durumun aciliyet teşkil etmesi, insanların kıtlıkla savaştığı ve temel insani yardımlardan faydalanamadıkları sebebiyle Divan’dan 26 Ocak, 6 Mart ve 10 Mayıs tarihlerinde üç ayrı ihtiyati tedbir talep etti. Tüm taleplerin kabul edilmesine rağmen Divan, 24 Mayıs'taki son tedbir kararına hükmettiği gerekçesinde; İsrail'in Refah'a yönelik saldırılarını derhal durdurmasına, insani yardımları engellememesine ve suçlarını araştıracak BM görevlilerinin Gazze'ye girişine izin vermesine hükmetmişti. Buna rağmen İsrail geçtiğimiz günlerde çadıra sığınabilirsiniz çağrısına uyan Filistinli bebekleri, çocukları o çadırda yakmıştır!

Türkiye 7 Ekim’den bu yana Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN Bilge Liderimiz Sayın Devlet BAHÇELİ ile Siyonist İsrail’in gerçekleştirdiği vahşete karşı ses olmuşlardır. Cumhurbaşkanımız ilk günden beri dünya liderleriyle bir araya gelmiştir ve halen Filistin Devleti’nin tanınması için görüşmeler yapmaktadır. 29.05.2024 tarihli konuşmasında yaşanan vahşeti şu şekilde nitelendirmiştir;

“Ey Birleşmiş Milletler! 21. yüzyılda, canlı yayınla tüm insanlığın izlediği soykırımı durduramayacaksan sen ne işe yararsın? Ey Amerikan Devleti! Bu kan senin eline de bulaşmıştır. Ey Avrupa’nın devlet başkanları! İsrail’in bu soykırımına siz de ortak oldunuz. Dünya bir hastanın, bir psikopatın, Netanyahu denilen kanla beslenen vampirin barbarlığını izliyor, hem de canlı yayında izliyor…DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR, 147 BEŞTEN BÜYÜKTÜR, İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANI 5’TEN BÜYÜKTÜR!”

Bilge Liderimiz Sayın Devlet BAHÇELİ 7 Ekim’den beri duyurmaya çalıştığı zulmü 28.05.2024 tarihli grup toplantısında şu ifadelerle yinelemiş, yüreklerimize dokunmuştur;

“Gazzeli çocuklar açlıktan kırılıp bayramlık kıyafet yerine kefen giyerken, süt içmesi gereken bebekler kendi grup kanlarını içe içe gözlerini yumarken, milyar dolarlar içinde kulaç atan, Allah’tan korkuyu sadece sözde hatırlayan bazı İslam ülkelerinin bohem yöneticileri, gece yastığa başlarını koyduklarında gerçekten de huzur duyabiliyorlar mı?”

UNUTULMAMALIDIR Kİ; TÜRK’ÜN HUKUKU BEŞTEN BÜYÜKTÜR!

Gelinen son aşamada; Belçika da davaya Güney Afrika’nın yanında davaya müdahil olmak isteğini açıkladı. İspanya, Norveç ve İrlanda Filistin devletini resmen tanıdı.  BM’ye üye 193 ülkeden Filistin Devleti’ni tanıyan ülke sayısı Cumhurbaşkanımızın da uğraşlarıyla 146'ya yükseldi. Bu yaşananlara rağmen bir yandan ABD’nin eski BM Büyükelçisi Nikki Haley, Gazze’ye atılacak İsrail top mermisine “Bitirin onları” yazısı bir yandan da çadırların yakılması haberinin gelmesi bizleri yine tek bir noktaya yönlendirdi. Eğer İsrail’i tehdit edecek derecede bir yaptırım ortaya çıkmazsa bu vahşet devam edecektir!

Üzülerek söylemeye çalıştığımız; tüm dünya, sivil toplum örgütleri, bağlayıcılığı olan uluslararası mahkemeler ve bu mahkemelerin kararlarını uygulayacak olan bağlayıcı bir mekanizmanın eksikliği, adaletin lobilere ve beş daimi üyeye teslim edilmesiyle gelinen noktada bir adım atılmazsa 146 ülkenin tanıdığı bir devlet bile kalmayacak!

Bununla da kalmayıp İslam Coğrafyasının tam merkezinde yaşatılan bu durumla sadece Gazze değil, bütün devletler tehlike altındadır! Eğer ses çıkarılmazsa, tüm değerlerin yıkılmış olduğu bir dünyada gün geldiğinde İsrail başka bir devleti hedef alabilecektir, Gazze bunun örneğidir. Tek hedefleri yeryüzünde Müslüman bırakmamak; ya da uyutulmuş Müslüman bırakmaktır…

Bunun önüne geçebilecek kudrette olan Türk Devletleri Teşkilatı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ezelden bede güçlüdür. DEVLET ATAMIZIN belirttiği gibi yeri geldiğinde; Zalime Yavuz, Mazluma Yunus olmasını iyi bilir!

Faruk Nafiz Çamlıbel’in dediği gibi;

“Çocuklar ikiye ayrılır;

Batı'da doğan çocuklar

Orta Doğu'da ölen çocuklar

İlkine dünya tutkun, ikincisine yedi düvel suskun...”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *