Alacağına şahin, vereceğine karga!
Önyargılardan arınmış olarak iyiyi ve kötüyü tayin edebilmek çetrefilli bir meseledir. “Kendimizi tanımak irfanın varabileceği en yüksek merhale” diyen merhum Cemil Meriç bu güçlüğe işaret ediyordu. Peki bir siyasi partiyi, bir kitleyi, bir ideolojiyi tanımak? Bu da en az bir insanı tanımak kadar zor bir işçilik ister.
CHP’nin kendisinden hiç beklenmeyen bir irfan seviyesiyle Türkiye’de tek başına iktidar olmasının imkânsızlığını kavraması aslında kendisini tanıması demekti. Bu teşhis romantik bir kanaat değildi. Sayılarla sabit bir realiteydi. 1950’den bu yana CHP’nin tek başına iktidara gelemediği bir siyasal tarih ortada duruyordu. Bu teşhisten sonraki çözüm ne oldu peki? Kendi kimliğini tahkim etmek yerine rakip siyasetten güç devşirmeye gidildi. Taklitçiliğe varan bir genişleme stratejisi benimsendi. Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığı için altılı masadaki ortaklarına Cumhurbaşkanlığı yardımcılıkları dağıttı. Sağ siyasetten gelen 39 milletvekilini CHP listelerinden Meclis’e taşıdı. Seçim ikinci tura uzayınca Zafer Partisi’ne İçişleri Bakanlığı ve MİT Başkanlığı gibi devletin en kritik makamlarını vaat etti. Ekonominin yönetiminin DEVA Partisi’ne verilmesiyse CHP’nin kendi göbeğini kendi kesememe kompleksinin en çarpıcı göstergelerinden birisi oldu.
“Değişim” sloganıyla genel başkan olan Özgür Özel bu özgüvensiz çizgiyi tersine çeviremedi. Altılı masa bileşenlerinden transfer edilen siyasetçilerden medet ummaya devam etti. Ancak bugün tablo farklı bir yere evrildi. CHP’de gemiyi terk edenlerin sayısı artıyor. Yerel seçimlerden bu yana 16 belediye başkanının istifa ettiği bir süreç yaşanıyor. İstifa edenler arasında hem kökleri CHP’ye dayanan isimler hem de diğer partilerden transfer edilenler var.
Bu ayrılıkların sebeplerini soğukkanlılıkla analiz etmek yerine her gidene bir sıfat yapıştırmayı tercih eden Özgür Özel, dün “topuklu efe” diye alkışladığına bugün “topuklayan efe” diyor; “gözleri çakmak çakmak parlayanları” “bozuk tohum” ilan ediyor. Fakat CHP’ye o tohumları kimlerin ektiği, bu tarlayı kimlerin sürdüğü sorgulanmıyor.
Başka partilerin seçilmişlerini güle oynaya partisine davet eden Özgür Özel, CHP’den firar edenleri beddua ve küfürler eşliğinde uğurluyor.
Özgür Özel’in partisinden istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’a gönderdiği hakaret dolu mesajlar, CHP’nin iç gerilimlerini yatıştırmak yerine daha görünür kılıyor. Oysa mesele kendini tanıyabilmekse, asıl sorulması gereken soru CHP’den neden bu kadar insanın ayrıldığıdır.
CHP 80 yıllık iktidarsızlık psikolojisini öfkeyle telafi etmek yerine kendi siyasal kimliğini, örgüt yapısını ve kadro tercihlerini masaya yatırmalıdır. “İrfan” herkese etiket yapıştırmak değildir nitekim... Aynaya bakabilme cesaretidir.