Türk futbolunda haram çarkı kırılmalı

YAYINLAMA:
Türk futbolunda haram çarkı kırılmalı

“Helâlin adı kaldı, onu gören yok. Haram kapışıldı, hâlâ doyan yok! Ey oğul, helali nerede arayıp bulmalı? Fakat güneşi parlayan bir kıyamet günü vardır...”
Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacip

Aylardır Türk sporunun gündemini bahis ve şike operasyonları oluşturuyor. Bu kapsamda birçok futbolcu, hakem, teknik adam, kulüp başkanı ve yönetici ile spor yorumcusu gözaltına alınıyor, bazıları ise tutuklanıyor.

Türk sporunun üzerine bahis ve şike gölgesinin düşmesi gerçekten büyük bir lekedir. Para karşılığı satılan bir maç ve anlaşmalı bahis; haksız rekabet, adaletsizlik ve kalite kaybı demektir. Bir yere haram giriyorsa oranın iflah olması mümkün değildir. Böylelikle her türlü haksızlığın ortaya çıkması da kaçınılmaz olur.

Bu nedenle başlatılan operasyonlar son noktasına kadar götürülmelidir. Ortada bir suç varsa kimseye imtiyaz tanınmamalıdır. Ceza sistemi kişiye göre değişmemelidir.

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin şu sözlerle konuyu gündemde tutması ve destek açıklamasında bulunması, meselenin üzerine gidilmesi adına önemli bir katkı olmuştur:

“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike olarak bilinen soruşturmanın ne kadar önemli olduğunu söylemeliyim. Bahis hesabı bulunduğu belirlenen, özellikle yöneticisi olduğu takımla rakip takım arasındaki müsabakada rakip takım üzerine bahis oynadığı tespit edilenlerin elbette yakalarından tutulmalı; bu suretle mağduriyet yaşayan kulüplerimizin hakkı ve hukuku muhakkak gözetilmelidir. Türk Futbol Federasyonu’nun başkanı çok sağlıklı bir adım atmıştır, cesurdur, delikanlıdır; yoluna devam etmelidir.”

Düşünsenize; bir takımın taraftarısınız. Takımınızın galibiyet almasını ve bunun sevincini doğal, sahici bir şekilde yaşamayı istiyorsunuz. Ama futbolcuların, teknik direktörün yahut kulüp başkanının maçı bahis ve şike etkisiyle rakibe satabildiği bir düzenle karşı karşıya kalıyorsunuz.

Böyle bir spor düzeni kabul edilemez. Bu; haramın, adaletsizliğin ve haksızlığın hüküm sürdüğü bir düzendir. Böylesi bir çarkın dişlileri mutlaka kırılmalıdır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün günümüze ışık tutan şu sözü ise yol gösterici niteliktedir:
“Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.”

Siyasi partilerde, belediyelerde ve devlet kurumlarında yaşanan yolsuzluk, rüşvet, haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik üreten para karşılığı iş takipleri zaten toplumun kanserli hücresi hâline gelmişken; ahlakın, sağlığın ve kaliteli rekabetin hâkim olması gereken spor alanında da para karşılığı şike ve bahis olaylarının görülmesi, toplum bünyesinde adeta kangren etkisi yaratmakta, sosyal adalete ve sağlığa ağır bir darbe vurmaktadır.

Futbolcuyu seviyorsun, şikeci/bahisçi çıkıyor.
Sanatçıyı seviyorsun, uyuşturucu bağımlısı çıkıyor.
Siyasetçiyi seviyorsun, rüşvetçi/iş takipçisi çıkıyor.
Belediye başkanını seviyorsun, hırsız çıkıyor.

Böyle hayal kırıklıkları bu toplumun dengesini bozar. Bu hayal kırıklıklarını topluma yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur.

Yazımın ana konusuna dönecek olursak, Türk sporu her türlü kirden ve şaibeden arındırılmalıdır. Yargı ve TFF, uyum içinde hareket ederek Türk futboluna bahis ve şike bulaştıran hangi takım yöneticisi ya da futbolcu varsa hepsini tek tek bu alandan temizlemeli ve hak ettikleri cezalar verilmelidir.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu da bu konuda, Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi, cesur duruşunu sürdürmelidir.

Ancak Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun atması gereken iki adım daha vardır:

Birincisi; her hafta futbol maçlarına şaibe düşüren yetersiz hakemler kimlerse görevlerinden el çektirilmelidir. Makul seviyede olan hakemlerin ise bilgi ve eğitim düzeyi yükseltilmelidir. Öyle bir hakem yönetimi tesis edilmelidir ki hiçbir spor kulübü isyan etme noktasına gelmesin.

İkincisi; toplumu geren, Galatasaray ile kavga ediliyor görüntüsü veren tutumlardan uzak durulmalıdır. Bahis ve şike olaylarının ağırlığı kadar, hakem hataları ve büyük bir kulüple bilinçli şekilde kavga ediliyor izlenimi de toplumda gerilimin, çatışmanın ve öfkenin artmasına neden olmaktadır. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı, daha sağduyulu ve kucaklayıcı davranarak Türk futboluna hizmetini sürdürmelidir. 

Hiçbir takıma ayrıcalık olmaz. Ancak kulüpler arasında kaliteli rekabeti tesis edecek olanların başında TFF yöneticileri gelmektedir.

Hadi sorumluluk payı olan herkes el atsın ve Türk futbolunda kalite standardını en yükseklere taşıyalım. Nitekim TFF’nin “Futbol ayak oyunu değil, bir spordur.” şeklindeki paylaşımı da aslında herkesi bağlamaktadır. Türk futbolundan şikeleri, yasa dışı bahisleri, haksız rekabeti, öfkeyi ve nefreti kökten temizleyelim ki Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.” şeklindeki veciz sözü toplumun genel ışığı ve kabulü olsun.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...