Bakın şu yakışıklıya

YAYINLAMA:
Bakın şu yakışıklıya

Dostum, adam zaten yıllardır elindeki senaryoya göre oynadı. Oyun oynamaktan başka da mahareti yoğudu.  Fazla abartmamak lazımdı...

***

Erol Taş’ı hep kötü adam sanmıştık. Oysa dünyanın en iyi kalpli adamları sıralamasında dereceye girecek adamdı rahmetli.

Hem de senaryodan değil, gerçek hayata göreydi bu hakikat.

Öyle aylık geliri iki buçuk milyon falan da değildi. Film başına aldığı üç beş kuruşla hayatını idame ettirmişti. Eşi vefat edince de uzunca bir dönem üç çocuğuna hem annelik hem de babalık yapmak zorunda kalmıştı.

Kendisi sık sık anlatmıştır; “… Bazen halkımız filmlerde hep kötü adamı oynadığımdan dolayı üzerime saldırıyordu. Şampiyon bir boksör olmama rağmen, hiç elimi kaldırmadan dayak yediğim çok oldu.” diyordu… Ne gam!

Adıyla anılan meşhur kahvehanesini yıllarca işletti. Babacan bir hayat yaşadı. Üstelik ayağının biri de hastalığından dolayı kesilmişti… Sonra da sessiz sedasız geçip gitti Erol Taş. Allah Rahmet eylesin.

Bir de Ülkücüydü bu güzel adam… 

Hayatı gerçek bir “Yeşilçam Filmi” gibiydi… Onur vardı, yokluk vardı, mücadele vardı, gözyaşı ve acı vardı ama akçeye, çula tamah etmemişti.  Neyse, yazarken gözlerim doldu. Bu konuyu değiştirelim. Zira birçoğunun hayat hikâyesi aşağı yukarı hep böyle acılarla dolu.

Bir göz odada yaşamaya mecbur olanlar, bakımevlerinde kalanlar ve oralarda hayata veda edenler… Üstelik bize küfürsüz, hilesiz ve de hakiki bir hayat bırakarak gittiler...

*** 

Unutulmaz filmlerin, unutulmuş gitmiş güzel adamları… Adamları dedimse varın siz bunu kadınları ayırmadan sayın olur mu?

***

Şimdikilere bakınca nasıl anlatayım; biraz nefret, biraz kızgınlık biraz da mide bulantısıyla karışık bir hal oluyor insanda… 

Adamın biri çıkıyor şarkıcıyım, sanatçıyım diye saf halkımızın paralarını toplayıp kumarda, barda pavyonda yiyor. Diğeri “senaryo icabı” iyi adam rolüne girip belediye başkanı oluyor, geliri dudak uçuklatıyor, gayrimenkullerinin sayısı beyinleri tokatlıyor… Sonra adrese teslim ihaleler, rüşvet ve irtikâp derken yolsuzluklar da sınır tanımıyor. Sorulunca da “haberim yoğudu, ihaleleri ben yapmadım” diyor.

SOSYAL MADDE TROLLERİ

En çok da sosyal madde trollerine gülüyor insan… Bunlara madde olsun da nasıl olursa olsun! Beyzat G’ miydin, neydin? Gözaltına alınınca esrik esrik neler yazmışlardı. Adamın rolüne iyice kapılmışlar, madiklendiklerini bir türlü anlayamamışlardı…

Sorsanız, hükümet operasyon çekmişti Beyzat G’ye… Hükümet engel olmasa Kahraman Komiser Beyzat G bütün suçluları yakalayacaktı. Ama olmadı, hökümat izin vermedi…

*** 

Hatırlıyorum da aday açıklamasında Özgür Özel “Bir yakışıklıya teklif götürdük o da kabul etti…” diyerek söze başlamış, Erdal Beşikçioğlu’nun bütün filmlerini arka arkaya sıralamıştı. Komediye bakınız ki gerçekle-oyun daha en baştan birbirine karışmıştı…

Fazla da yüklenmemek lazım Erdal Bey’e… Kafası o anda başka âlemlerde olabilir, eline verdikleri senaryoyu okuyamamış, bu defa rolünün “Sülün Osman” olduğunu anlayamamış olabilir… E tabii kafa da biraz esrik olunca da, sadece aldığı milyoncuklara bakmış, evin, arsanın ve tarlanın peşine düşmüş olabilir… 

Aaa, ne var bunda canım! Hem neden olmasın, herkesin başına gelebilir böyle şeyler…

***

Hayırlı Pazarlar Efendim

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...