Körüğün harı
İnsanlık, yaklaşık on iki bin yıl önce henüz avcı-toplayıcı olarak yaşıyordu. Gün geldi birbirine vurdukları taşların sivri kenarlarını, avladıklarını kesmek, yüzmek, doğramak için kullanmaya başladılar. Keskin kenarlı çakmak taşlarını şekillendirip, ağaç dallarının ucuna, dal kabuklarıyla bağlayıp avcılıkta kullanmaya başladılar. Bu ilk ilkel mızrakların SAVAŞ ve SAVUNMA aracı olarak kullanılmaya başlaması yaklaşık on dört bin yıl öncesine dayanır. (MÖ 12000)
Herhangi bir sebeple karşı karşıya gelen kavimler, daha çok hasar vermek ve daha güçlü olmak için taşları daha keskin, mızrak saplarını daha düzgün, bağlamalarını daha sağlam yapmaya başladılar.
Ateşin bulunmasıyla, Savaş ve Savunma araçları icat ve imalatı, Özellikle Orta Asya bölgesinden başlayarak hızla gelişmiştir.
Atayurdumuzda, Atam OĞUZ KAĞAN, babası Teoman Han’ın kurduğu Hun devletinin başına geçtikten sonra Asya-Türkistan bölgesindeki Türkleri tek bayrak altında toplamış, Türk obalarının ve boylarının birbirleriyle kavga ve savaşlarını engellemiş, toprak, su ve hayvan yağmasına dayalı tüm TERÖR hareketlerini bitirmiş, “Milli Birlik ve Dayanışmayı” sağlamıştır.
Oğuz Kağan’ın ordusunun gücünün temel dayanaklarından biri bu milli birlikken, diğeri döneminin en güçlü ve korkutucu, yüksek teknoloji ürünü olan ISLIKLI OKTUR.
Döneminde, savaş ve savunma araçlarının teknolojik üstünlüğüne yüksek önem veren Oğuz Kağan bir yandan da uzak fetihler için sefer üstünlüğü fikrine yöneldi. Ateşi, körüğü kullanıp topraktan maden, madenden demir elde etmeyi sonrasında da örs ve çekici kullanarak ÜZENGİYİ geliştirdi. Artık okçular bu metal üzengilerle, at üstünde daha dengeli durabiliyor, sadece omuz gücü yerine bütün vücut kuvvetleriyle ve 360 derece çevresine ok veya mızrak atabiliyorlardı.
Islıklı Ok, bizatihi Oğuz Kağan tarafından icat ve imal edilmiş beşinci nesil bir oktur. Oğuz Kağan’ın tesis ettiği milli birlik ve döneminde kullandığı yüksek savaş teknolojisi sayesinde ilk Türk Büyük İmparatorluğu kuruldu ve Mete Han artık Ulu Hakan Oğuz Kağan oldu.
Oğuz Kağan’ın ölümünden sonra, miras bölündü, birlik bozuldu, benlik davaları başladı. “ÖNCE ÜLKEM VE MİLLETİM!” diyemediler. Önce ikiye bölündüler bir tarafı kaybettiler. Kalan da ikiye bölündü iki devlet oldular, ikisini de kaybettiler. Yaklaşık iki yüz elli yıllık fetret dönemi başladı. Devletsiz kaldılar. Demircilik mesleğiyle ayakta kaldılar.
Ötüken'de çoğaldılar. Ateş yaktılar, körük basıp çekiç vurdular örslere.
Örselenmiş milli birlik duygusunu tekrar kazanınca, tarihte ilk defa Türk adını devletleştirip GÖKTÜRK oldular. Gün geldi, amma çokluktan, amma yokluktan, amma darlıktan, en çok da fetih aşkından divan edip, demir dağı erittiler. Dağların önüne ateş yakıp körük bastılar. Aştılar demir dağları.
Milli Birlik içinde, tozu toprağı cevher, cevheri demir, demiri kılıç dövdüler. Körüğün harında kızaran kılıca su verip çelik ettiler. Artık iradeleri de çelikti.
Ülkü belliydi.
Kendi tarihini bilmeyenler “Sanayi Devriminin” 1760 döneminde İngiltere’de olduğunu zanneder. Suyu buhar edip, elde edilen güçle çalışan makinelerin 18. yüzyıl İngiltere’sinde kullanıldığı doğrudur. Ancak bu makinelerde kullanılan, körük, çelik ve demircilik sanatı iki bin yıl öncesinde Türkler tarafından icat edilip kullanıldı. Ergenekon’da dağı eriten körük teknolojisi, madencilik ve cevher işleme sanatı olmasaydı, bugünkü hiçbir teknoloji var olamazdı.
Türk devlet aklı ve o aklın sahibi Türk Milleti, tarih boyunca “Gelişmecilik, Endüstricilik, Teknikçilik” Ülküsüne sahip ve sadıktır.
Başbuğ Alparslan Türkeş Bey, 1964’de 14 sayfa halinde yayınladığı doktrinde “Türk milletinin kalkınması için acele sanayileşmesi lazımdır" diyerek, bu doktrini CKMP genel başkanıyken parti davası, ülküsü olarak ilan etmiştir.
Günümüzde, Türk milleti, yakın geçmişteki her türlü fitne ve fesada, her türlü engellemeye rağmen; Özünde var olan, binlerce yıllık imbikten süzülüp gelen ülküsü, ideali gereği, bilhassa savunma sanayisinde büyük ilerleme içindedir.
Milli birlik ve dayanışma ruhu ile bu ilerleme daha da katlanacaktır. Dokuz tuğlu sancağın mukaddesat ve mukadderatının hamisi, liderimiz Devlet Bahçeli Bey; “ Egemen devlet olmanın yolu bölgesel iradeden, üretim gücünden ve savunma sanayisinde tam kurumsallaşmadan geçer” demiştir.
Bugün milletimiz savunma sanayimizde çok önemli imalatlar yapmakta ve bunlara Türkçe isimler vermektedir. Milletimizin şanlı tarihi ve Dokuz Işık ülküsü bugünkü uçaklarımızda, helikopterlerimizde, gemilerimizde, roket ve füzelerimizde yaşatılmaktadır.
Dağları sadece ateşle değil, ateşi de kullanan teknolojiyle eriten bu millet, bugün dağlarını, denizlerini, göklerini kendi araçları, silahları, mühimmatı ve milli birliği ile koruyacak imkân ve kabiliyettedir.
Mete Han’ı Oğuz Kağan yapan beşinci nesil ıslıklı ok’un fikriyatı ve ülküsü bugün beşinci nesil bir uçak olan KAAN’da vücut bulmaktadır. Kaan’ın isim babası olan genel başkanımızın, bu isimle ortaya koyduğu tarihsel vizyon da elbette “Kızıl Elma’dır.”